Harry Potter’ın 2011 yılında sona eren beyazperde serüveninin ardından, sihir dünyasını yeniden beyazperdeye aktaran Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerede Bulunurlar?’ı çok uzun süredir heyecanla beklediğimi, bu sebeple yapacağım yorumların fazlasıyla subjektif olabileceğini yazıya başlamadan belirtmem gerekiyor. J.K Rowling’in yedi kitaptan oluşan Harry Potter serisi  toplamda 8 filmlik bir sinema serüvenine uyarlanmıştı. Kitaptaki karakterleri dahi, filmde yer alan oyuncuların suretleriyle canlandırmaya başladığımız bu devasa serinin beyazperde yolculuğunun devam edip etmeyeceğini kestirmek zor olmasa da, buna tekrardan nereden ve nasıl başlanacağı önemliydi. Bu konuda son derece sıra dışı bir karar veren J.K Rowling ve Warner Bros, Harry Potter serisinde oldukça ufak bir yer kaplayan Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerede Bulunurlar? isimli ders kitabını uyarlamaya karar vererek aslında Potter hayranlarını daha ilk anda ters köşe yapmayı başardılar. Peki, Harry Potter’dan çok öncesine, 1926 yılına, döndüğümüz bu hikaye ile Rowling ve David Yates ne kadar başarılı olmuş, bunu tartışmaya başlayalım.

Hikaye, Newt Scamander’ın (Eddie Redmayne) 1926 yılında küresel çapta gezintisinin son ayağı olan New York’a ayak basmasıyla başlıyor; canavarların valizden kaçmasıyla oluşan kargaşa ile devam ediyor. Bakanlıktaki yerini geri almaya çalışan Porpentina Goldstein (Katherine Waterston) tarafından yakalanan Newt, olayların arkasındaki kötü güç açığa çıkana kadar olayların sorumlusu olarak görülürken, başlayacak büyük savaşın ilk tohumları atılıyor. Rowling’in, en az J.R.R. Tolkien’in kurguladığı Orta Dünya kadar geniş ölçekli bir sihir dünyası kurguladığını belirtmek gerekiyor. Okuduğumuz, izlediğimiz hikayenin neredeyse 70 yıl öncesine giderken, yer alan tüm detayları birbirine bağlayarak bir evren inşa etmek göründüğü kadar kolay değil. Bu sebeple, en başından Rowling’in hakkını teslim etmenin gerekli olduğuna inanıyorum. İnşa ettiği bu evrende, Harry Potter serisinde kullandığı formülün neredeyse aynısını kullanması ise hikayenin tahmin edilebilirliğini kolaylaştırıp, seyir zevkinin düşmesine sebep oluyor. Üstelik, ilk film özelinde elindeki hikayenin Harry Potter’da olduğu kadar derinlikli olmadığını da söylemek mümkün. Tabii ki bu konuda tek suçlunun Rowling olduğunu söyleyemeyiz; yönetmen Yates’e burada büyük bir yük düşüyor ancak onun da ihtişamlı sahneler ile süslediği savaş bölümleri dışında seriye dramatik anlamda herhangi bir katkısı olduğunu söylemek zor. Uygulaması söylenenleri, yeteneği dahilinde peliküle aktarırken mucizelerle dolu hikayeyi son derece sıradan bir biçimde anlatıyor, elindeki devasa bütçe anlamını yitiriyor.

Filmin en büyük kozu Newt Scamander ve dolayısıyla onu canlandıran Eddie Redmayne. Karakter yaratımında ne denli başarılı olduğunu tecrübe ettiğimiz Rowling, yine seyircinin gönlünde taht kuracak bir karakter çıkarmış. Hem bilge hem de asi bir tarafı olan Newt’in canavarlarla kurduğu bağ, filmin -belki de serinin- vermek istediği mesajın merkezinde bulunuyor. Hayvan hakları konusunda önemli mesajlar veren Rowling’in neden Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerede Bulunurlar? ile beyazperdeye geri döndüğünü anlayabiliyoruz. Newt’in ağzından büyücüler ile muggle‘ları ayırmadan söylediği dünya üzerinde bulunan en tehlikeli ırk “insan”dır tanımı, Rowling’in ve dolayısıyla filmin derdini açıkça gözler önüne seriyor. Kendinden olmayan her canlıyı birer tehlike olarak gören ve üstünlük kurmaya çalışan insanlığın, canavarlarla kurduğu ilişkiler üzerinden günümüzde yapılan hayvan faşizmine dair göndermeler barındıran filmin bu meselesi fazlasıyla önemli olsa da, canavar tasvirleri serinin hedeflediği yaş grubu konusunda şüpheye düşürüyor.

Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerede Bulunurlar?: Harry Potter’ın Tatsız Mirası

Seri süresince ne denli önemli bir karakter olacak kestirmek zor ancak bu filmin en önemli karakteri Credence. Bugüne kadar başarılı olan, seyircinin Darth Vader ve Severus Snape gibi karakterlerle bağ kurmasına sebep olan, karakterin geçmişinin olay örgüsü ilerledikçe verilmesi formülü bu filmde Credence karakteri için tercih edilmemiş. Aksine, seriye Credence ile empati kurarak başlıyoruz. Her ne kadar ilerleyen filmlerde savaşın baş kahramanı Gellert Grindelwald olacak olsa da, bilinçli olarak yapılan bu tercihin ne kadar doğru olduğunu ilk filmden kestirmek mümkün değil. Burada beni rahatsız eden, Credence’in Ezra Miller tarafından canlandırılması oldu. Bunun sebebi Ezra Miller’ın performansı değil, Credence gibi film süresince silik gözüken bir karakteri Miller gibi beklentilerin yüksek olduğu bir aktörün canlandırıyor olması. Bu tercih sebebiyle karakter üzerinde oluşan beklenti filmin seyir zevkini etkiliyor; hem Rowling hem de Yates küçük oyunlarla beklentiyi başka yöne çekmeye çalışsa da, Miller bu ikilinin elinden rol çalarak twisti bozuyor.

Filmin, bir diğer önemli karakteri ise Colin Farrell’ın canlandırdığı Percival Graves. Yer yer Severus Snape’i, yer yer ise Lucius Malfoy’u hatırlatan karakter iyi yazılmış ve Colin Farrell tarafından başarıyla canlandırılmış. Bir adım ileriye götürerek, seri boyunca savaşın en önemli karakteri keşke Farrell’ın canlandırdığı Percival Graves olsaydı diyebilirim; zira seri süresince canlandıracağı karakterle son derece önemli bir yer kaplayacak olan Johnny Depp’in sahneye çıkışı ile film, yer aldığı sekans itibariyle gerilimden uzaklaşarak adeta kara komediye evriliyor.

1926 yılında geçen hikayede tercih edilen sarı renk skalası dönemin atmosferini yaratmak açısından son derece doğru bir tercih olarak göze çarpıyor. Aksiyonun arttığı sahneler daha karanlık ve kasvetli tonlarla kurgulansa da Harry Potter serisinde, Alfonso Cuaron’un çektiği Harry Potter ve Azkaban Tutsağı ile başlayan ve devam filmlerinde devam eden o karanlık atmosferi yaratmayı henüz başaramıyor.

Sonuç olarak Fantastik Canavarlar için üzücü olan, seriye giriş niteliği taşıyan ilk filmin vasat olması değil, tüm seriyi David Yates’in yönetecek olması. Bu sebeple ki 2020 yılında vizyona girmesi planlanan son filmde yer alacak Gellert Gridelwald vs. Albus Dumbledore düellosuyla sona erecek seri için şimdiden beklentileri düşük tutmak en doğru tercih olacaktır.

Harry Potter'ın 2011 yılında sona eren beyazperde serüveninin ardından, sihir dünyasını yeniden beyazperdeye aktaran Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerede Bulunurlar?'ı çok uzun süredir heyecanla beklediğimi, bu sebeple yapacağım yorumların fazlasıyla subjektif olabileceğini yazıya başlamadan belirtmem gerekiyor. J.K Rowling'in yedi kitaptan oluşan Harry Potter serisi  toplamda 8 filmlik bir sinema serüvenine uyarlanmıştı. Kitaptaki karakterleri dahi, filmde yer alan oyuncuların suretleriyle canlandırmaya başladığımız bu devasa serinin beyazperde yolculuğunun devam edip etmeyeceğini kestirmek zor olmasa da, buna tekrardan nereden ve nasıl başlanacağı önemliydi. Bu konuda son derece sıra dışı bir karar veren J.K Rowling ve Warner Bros, Harry Potter serisinde oldukça ufak bir yer kaplayan Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerede Bulunurlar? isimli ders kitabını uyarlamaya karar vererek aslında Potter hayranlarını daha ilk anda ters köşe yapmayı başardılar. Peki, Harry Potter'dan çok öncesine, 1926 yılına, döndüğümüz bu hikaye ile Rowling ve David Yates ne kadar başarılı olmuş, bunu tartışmaya başlayalım. Hikaye, Newt Scamander'ın (Eddie Redmayne) 1926 yılında küresel çapta gezintisinin son ayağı olan New York'a ayak basmasıyla başlıyor; canavarların valizden kaçmasıyla oluşan kargaşa ile devam ediyor. Bakanlıktaki yerini geri almaya çalışan Porpentina Goldstein (Katherine Waterston) tarafından yakalanan Newt, olayların arkasındaki kötü güç açığa çıkana kadar olayların sorumlusu olarak görülürken, başlayacak büyük savaşın ilk tohumları atılıyor. Rowling'in, en az J.R.R. Tolkien'in kurguladığı Orta Dünya kadar geniş ölçekli bir sihir dünyası kurguladığını belirtmek gerekiyor. Okuduğumuz, izlediğimiz hikayenin neredeyse 70 yıl öncesine giderken, yer alan tüm detayları birbirine bağlayarak bir evren inşa etmek göründüğü kadar kolay değil. Bu sebeple, en başından Rowling'in hakkını teslim etmenin gerekli olduğuna inanıyorum. İnşa ettiği bu evrende, Harry Potter serisinde kullandığı formülün neredeyse aynısını kullanması ise hikayenin tahmin edilebilirliğini kolaylaştırıp, seyir zevkinin düşmesine sebep oluyor. Üstelik, ilk film özelinde elindeki hikayenin Harry Potter'da olduğu kadar derinlikli olmadığını da söylemek mümkün. Tabii ki bu konuda tek suçlunun Rowling olduğunu söyleyemeyiz; yönetmen Yates'e burada büyük bir yük düşüyor ancak onun da ihtişamlı sahneler ile süslediği savaş bölümleri dışında seriye dramatik anlamda herhangi bir katkısı olduğunu söylemek zor. Uygulaması söylenenleri, yeteneği dahilinde peliküle aktarırken mucizelerle dolu hikayeyi son derece sıradan bir biçimde anlatıyor, elindeki devasa bütçe anlamını yitiriyor. Filmin en büyük kozu Newt Scamander ve dolayısıyla onu canlandıran Eddie Redmayne. Karakter yaratımında ne denli başarılı olduğunu tecrübe ettiğimiz Rowling, yine seyircinin gönlünde taht kuracak bir karakter çıkarmış. Hem bilge hem de asi bir tarafı olan Newt'in canavarlarla kurduğu bağ, filmin -belki de serinin- vermek istediği mesajın merkezinde bulunuyor. Hayvan hakları konusunda önemli mesajlar veren Rowling'in neden Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerede Bulunurlar? ile beyazperdeye geri döndüğünü anlayabiliyoruz. Newt'in ağzından büyücüler ile muggle'ları ayırmadan söylediği dünya üzerinde bulunan en tehlikeli ırk "insan"dır tanımı, Rowling'in ve dolayısıyla filmin derdini açıkça gözler önüne seriyor. Kendinden olmayan her canlıyı birer tehlike olarak gören ve üstünlük kurmaya çalışan insanlığın, canavarlarla kurduğu ilişkiler üzerinden günümüzde yapılan hayvan faşizmine dair göndermeler barındıran filmin bu meselesi fazlasıyla önemli olsa da, canavar tasvirleri serinin hedeflediği yaş grubu konusunda şüpheye düşürüyor. Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerede Bulunurlar?: Harry Potter'ın Tatsız Mirası Seri süresince ne denli önemli bir karakter olacak kestirmek zor ancak bu filmin en önemli karakteri Credence. Bugüne kadar başarılı olan, seyircinin Darth Vader ve Severus Snape gibi karakterlerle…

Yazar Puanı

puan - 61%

61%

61

Fantastik Canavarlar için üzücü olan, seriye giriş niteliği taşıyan ilk filmin vasat olması değil, tüm seriyi David Yates’in yönetecek olması.

Kullanıcı Puanları: 2.32 ( 5 votes)
61
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi