İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde düzenlenecek 13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, bu yıl da ödüllü ve çok konuşulan filmleri Türkiye’ye getiriyor, partileriyle şehri ayağa kaldırıyor, etkinlikleriyle dünyamızı değiştirmeye devam ediyor. !f İstanbul, 13 Şubat’ta İstanbul’dan yola çıkıyor, 27 Şubat-2 Mart 2014 tarihlerinde de Ankara ve İzmir’e uğruyor!

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında yapılacak 13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 13-23 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul’da, 27 Şubat-2 Mart 2014 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleşecek. !f İstanbul bağımsız sinemanın en iyilerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music partileriyle İstanbul’un eğlence hayatına alternatif olacak, !f ² ile de 30 şehre film götürecek.

13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 13-23 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak; 27 Şubat-2 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum Armada ve İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier sinemalarında gerçekleşecek.

Michel Gondry

Gondry !f’e geliyor!

Günümüzün en önemli yönetmenlerinden Michel Gondry, !f İstanbul’un konuğu olarak Türkiye’ye geliyor. Björk’ten Massive Attack’e, Rolling Stones’tan Radiohead’e pek çok ünlü şarkıcı ve gruba çektiği video kliplerle adını duyuran, Charlie Kaufmann imzalı senaryosuyla çektiği ikinci uzunu Eternal Sunshine of the Spotless Mind/Sil Baştan’la 2000’ler sinemasına silinmemecesine adını yazdıran usta Fransız yönetmen, merakla beklenen son filmi Uzun Boylu Adam Mutlu Mu? Noam Chomsky ile Canlandırma Bir Sohbet’in Türkiye galasını yapacak. Gondry ayrıca, 17 Şubat’ta saat 19:30’da SALT Beyoğlu ev sahipliğinde yapılacak “Bilinçaltı ile gökyüzü arasında” başlıklı bir sohbete katılacak. Yeşim Tabak’ın moderatörlüğünde yapılacak sohbette Michel Gondry, sinemasını ve ilham kaynaklarını seyircilerle paylaşacak.

Yılın beklenenleri yine Digiturk’le yine !f’te!

Digiturk Galaları, Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmlerini Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşturuyor.

The Hunting Party/Av Partisi, Matador filmleriyle tanıdığımız Amerikalı Richard Shepard’ın yazıp yönettiği, Jude Law’ı en sıra dışı rollerinden birinde izleyeceğimiz suç komedisi Dom Hemingway; arkadaşlıklar ve geçici aşklar üzerine eğlenceli hikayesiyle eleştirmenlerin gözdesi olmuş, Tarantino’nun “2013’ün en iyi filmleri” listesinde de 5. sırada yer almış Joe Swanberg imzalı Drinking Buddies/Akşamdan Kalanlar; San Sebastian’da Büyük Ödül’ün yanı sıra Özel Mansiyon ve Selanik’ten FIPRESCI ve Jüri Özel ödüllerini kapan, başroldeki Samuel Lange’ın oyunculuğuyla !fçilerin kalbini fethedecek Bad Hair/Kıvırcık Saç; Locarno’da kadın oyuncu dahil dört ödül birden alan, Atina ve Valladolid’de seyircinin gönlünü kazanıp ödüllere boğulan Short Term 12/Kısa Dönem 12; Louise Archambault’un Locarno’dan Seyirci Ödüllü dokunaklı aşk filmi Gabrielle; Alex Gibney’nin Julian Assange ve Bradley Manning’in psikolojilerini ve onların etrafında yaratılan efsaneleri kurcalayan belgeseli We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks/Sırları Çalıyoruz: WikiLeaks’in Hikâyesi; ünlü İtalyan aktris Valeria Golino’nun yönettiği, yılın ödüllere doymayan filmlerinden Honey/Bal; ilk uzunu Reconstruction/Yeniden Sev Beni’den beri kendine sıkı hayranlar yaratan Christoffer Boe’nun yeni filmi Sex, Drugs & Taxation / Spies & Glistrup; Amerikan bağımsız sinemasının gözde kadın yönetmenlerinden Kelly Reichardt’ın bir barajı havaya uçurmayı hedefleyen radikal çevreci üç aktivistin hikâyesine odaklandığı etkileyici filmi Night Moves/Gece Planı; Karl Lagerfeld, Tom Ford, Donatella Versace’nin arz-ı endam ettikleri, Fransız Vogue dergisinin eski editörü Carine Roitfeld’in hayatını anlatan Mademoiselle C/Matmazel C; aynı zamanda ünlü bir modacı olan Agnès B.’nin bir çocukluk travmasının çetin ve sinemasal olarak çok yönlü hikâyesini anlattığı filmi My Name is Hmmm…/Benim Adım Hmmm…; 2007’de çektiği Amal’la yakın takibe aldığımız Hindistan asıllı Kanadalı yönetmen Richie Mehta’nın çalışmaya gönderdikleri çocukları Siddharth’ı kaybeden bir ailenin yürek burkucu hikâyesini konu alan Siddharth; Sundance’te oyuncu performanslarına Jüri Özel Ödülü getiren ve yılın en parlayan bağımsızlarından The Spectacular Now/Şu An Muhteşem; Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlanan, James McAvoy’u psikopat, seks düşkünü, alkolik ve uyuşturucu bağımlısı bir polis olarak izleyeceğimiz Filth/Pislik ve sıkı sinefillerin ilk uzunu Abel’den beri takip ettikleri Hollandalı usta Alex van Warmerdam’ın izleyen herkesi şaşkınlığa sürükleyen son yapıtı Borgman/Bela, “Galalar” bölümü filmlerinden sadece birkaçı.

filth - filmloverss

Bu bölümde ayrıca; yılın merakla beklenen filmlerinden Nymphomaniac, Dallas Buyers Club, The Double, Under the Skin, Is the Man Who Is Tall Happy?: An Animated Conversation with Noam Chomsky, The Wind Rises ve The Grandmaster da Türkiye galasını yapacak filmler arasında…

Lars von Trier, her zamanki gibi provokatif bir işe soyunduğu Nymphomaniac/İtiraf’ta, seks bağımlısı bir kadının çocukluğundan yetişkinliğe, hayatının farklı dönemlerini anlatıyor. Trier’in ürkünç ve büyüleyici dört saatlik bu epik filmi, Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Uma Thurman, Willem Dafoe, Udo Kier gibi bir arada görmesi hayal olabilecek bir kadroyu buluşturuyor ve kuşkusuz yılın sinema olayı oluyor.

Başta C.R.A.Z.Y./Çılgın olmak üzere Young Victoria/Genç Victoria, Café de Flore/Ruh Eşim gibi filmleriyle kendi takipçilerini yaratan Jean-Marc Vallee’nin Oscar’larda 6 dalda aday son filmi Dallas Buyers Club/ Sınırsızlar Kulübü; sarsıcı hikâyesi kadar Matthew McConaughey ve Jared Leto’nun Altın Küreli oyunculuklarıyla da yılın en merak uyandıran projelerinden…

2010’da gönlümüzü çeldiği bağımsızı Submarine’den beri sesi soluğu çıkmayan ve ne yapacağını heyecanla beklediğimiz Richard Ayoade’nin ikinci filmi The Double/Öteki ise (2013) kendisiyle tıpatıp benzerlik gösteren ‘öteki’ kendisiyle tanışan bir adamın deliliğe doğru giden hayatını anlatıyor. Dostoyevski’nin yazdığı dönem ağır eleştirilere maruz kalmış, ama zamanla bir başyapıta dönüşmüş aynı adlı romanından uyarlanan film, Jesse Eisenberg ve Mia Wasikowska’nın uyumuyla da göz dolduruyor.

Chungking Express, In the Mood for Love/Aşk Zamanı, 2046, My Blueberry Nights/Benim Aşk Pastam filmlerinin usta yönetmeni Wong Kar-Wai’nin son filmi The Grandmaster/Büyük Usta’sı ise, 1930’larda geçiyor ve Bruce Lee’nin de hocası olan dövüş sanatları ustası Ip Man’ın hayatına odaklanıyor. Uzakdoğu festivallerinde ödüllere boğulan ve her Wong Kar-Wai filminde olduğu gibi tasarımı ve görselliğiyle büyüleyen film, yönetmenin fetiş oyuncusu Tony Leung ile Ziyi Zhang’ı buluşturuyor.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind/Sil Baştan, The Science of Sleep/Rüya Bilmecesi filmlerinin yaratıcısı Michel Gondry’nin heyecanla beklenen belgeseli Is the Man Who Is Tall Happy?: An Animated Conversation with Noam Chomsky/Uzun Boylu Adam Mutlu Mu?: Noam Chomsky ile Canlandırma Bir Sohbet, dilbilimci, filozof, tarihçi, mantıkçı, aktivist, siyasi eleştirmen ve yazar sıfatlarının hepsini taşıyan Noam Chomsky’le yaptığı sohbetlerden oluşuyor. Gondry’nin animasyonlarla tarif ettiği bu sohbette, yaşayan en büyük filozoflardan birinin çocukluğundan bugüne süren etkileyici hayatını dinliyoruz.

Radiohead’den Massive Attack’e, pek çok ünlü gruba çektiği videolarla ve Sexy Beast/Seksi Hayvan, Birth filmleriyle tanıdığımız Jonathan Glazer’ın Michel Faber’ın Türkçede de yayımlanan aynı adlı kitabından uyarladığı Under the Skin/Derinin Altında’sı, kendisine seksi bir kadın imajı vererek erkekleri avlayan tehlikeli bir uzaylıyı anlatıyor. Femme fatale uzaylı rolünde Scarlett Johansson’ı izleyeceğimiz bu etkileyici bilimkurgu, 1976 tarihli klasik The Man Who Fell to Earth/Dünyaya Düşen Adam’ın kadın versiyonu yorumlarıyla karşılanmıştı.

Bölümün en heyecan uyandıran filmlerinden biri de The Wind Rises/Rüzgâr Yükseliyor kuşkusuz. Anime dünyasının usta ismi Hayao Miyazaki’nin sinemaya vedası olacağını söylediği film, 2. Dünya Savaşı’nda kullanılan Zero avcı uçaklarının tasarımcısı Jiro Horikoshi’nin hayatına odaklanıyor ve yönetmenin hayranları ile anime tutkunlarını bir kez daha büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. Rüzgâr Yükseliyor’un bu yılki Oscar’larda animasyon dalının en güçlü adaylarından biri olduğunu da hatırlatalım.

!fIstanbul Poster 2014 - filmloverss

!f kült!

!f İstanbul’un kemikleşen bölümlerinden “!f kült”e bu yıl Charles Laughton’ın 1955 tarihli klasiği The Night of the Hunter/Caniler Avcısı konuk oluyor. Aslen oyuncu olarak tanıdığımız Laughton’ın ilk ve son yönetmenlik denemesi olan film, kendisine vaiz süsü veren ama aslında kendini kadınları öldürmeye adamış bir psikopat olan Powell’ın, hapishanede öğrendiği bir gerçekle bankadan soyulmuş paraların peşine düşmesini anlatıyor. Özellikle başroldeki Robert Mitchum’ın sinema tarihinin en etkileyici kötü karakterlerinden birine hayat verdiği bu etkileyici kara film, döneminde değeri bilinmemiş olsa da zamanla kült mertebesine erişmiş ve kendine sıkı hayranlar edinmişti. Bu yıl içinde çeşitli ülkelerde yeniden gösterime girecek Caniler Avcısı, yenilenmiş kopyasıyla Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da…

Sanat hayat içindir!

Bu yılın yeni bölümlerinden biri de sanat ve hayatı buluşturan “Sanat Hayat İçindir!”. Sundance’te Belgesel dalında yönetmenlik ödülü, Tribeca’dan da Seyirci Ödülü’nü kapan, boks gibi şiddet içerikli bir sporu, son derece artistik bir biçimde resim sanatına yansıtan Ushio Shinohara ile kendisi gibi sanatçı olan eşi Noriko’nun birlikte açacakları sergiye hazırlıklarını konu alan, 2014 Oscar’larında da En İyi Belgesel adayı Cutie and the Boxer/Genç Kız ve Boksör; Alfred Hitchcock’tan David Lynch’e birçok sinemacıya ilham kaynağı olmuş Edward Hopper’ın 13 tablosunda gördüğümüz bir kadının hikâyesini 1920’ler Amerika’sını arka plana alarak yeniden hayal eden sıradışı belgesel Shirley: Visions of Reality/Shirley: Gerçekliğin Kehanetleri; aslında bir illüzyonist ve yazar Teller’ın ilk sinema filmi de olan, eğlenceli bir sanat dedektifliği hikâyesi anlatan Tim’s Vermeer/Tim’in Vermeer’ı; baskının ve sansürün kol gezdiği Belarus’ta bir tiyatronun perde arkası öyküsünü gizlice kaçırılan arşiv görüntüleri ve sansüre direnen röportajlarla anlatan Dangerous Acts Starring the Unstable Elements of Belarus/Belarus’un Sakıncalı Unsurlarının Tehlikeli Eylemleri; bugün Amerikan fotoğrafı için tartışmasız bir öneme sahip olan Vivian Maier’ın keşfedilme sürecini konu alan Finding Vivian Maier/Vivian Maier’in Peşinde; Fransız fotoğrafçı ve kışkırtıcı sokak sanatçısı JR’ın dünya ölçeğinde katılımcılarla gerçekleştirdiği Inside Out projesini konu alan Inside Out: The People’s Art Project/Tersyüz: İnsanların Sanat Projesi; gerek özel yaşamı gerek çektiği fotoğraflarla tartışmalar yaratan Nan Goldin’in yaşamı ve çalışmalarını konu alan Nan Goldin – I Remember Your Face/Nan Goldin – Yüzünü Hatırlıyorum bu bölümde gösterilecek filmlerden sadece birkaçı…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi