Bu yıl 17. kez düzenlenecek olan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali “Hayat Var” temasıyla 15-25 Şubat tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Birbirinden dikkat çekici filmlerin bulunduğu festival programında filmleri birbirinden ayırmak bir hayli güç. Fakat, programda yer alan filmlerin hepsini seyretmenin neredeyse imkansız olduğunu düşünecek olursak, aralarından seçim yapmak zorunda kaldığımızın farkındayız. Bu sebeple FilmLoverss olarak sizler için naçizane bir öneri listesi hazırlamaya karar verdik. Şimdiden birbirinden güzel ve ilham veren filmlerle dolu bir festival geçirmenizi dileriz…

Hazırlayanlar: Utku Ögetürk & Gizem Çalışır

!f İstanbul 2018’de Kaçırılmaması Gereken 15 Film

Vahşi Oğlanlar

vahsi-oglanlar-filmloverss

Vahşi Oğlanlar, 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin Keş!f yarışmasındaki en güçlü adaylarından biri olarak dikkatleri çekiyor. Bilinçdışı arzuları ve hedonistik zevkleri suyun yüzeyine taşıyarak ahlaki katmanlara provokatif bir şekilde çomak sokan bu avangart ve deneysel fanteziyi, şimdiden kült statüsüne sokabiliriz. İlk uzun metrajlı filmine imza atan Fransız deneysel sanatçı Bertrand Mandico’nun kışkırtıcı bir deneyim vadeden Vahşi Oğlanlar’ı; Walerian Borowczyk’in 1969 yapımı filmi Goto, Island of Love’dan Peter Brook’un Lord of the Flies’ına, Rainer Werner Fassbinder’in Jean Genet soslu filmi Querelle’den yine Jean Genet’nin A Song of Love’ına avangart ve deneysel sinemanın en büyük miraslarından izler taşıyor. 20. yüzyılın başında geçen, beş zengin ve cinsel arzularının sınırlarını bilemeyen oğlanın yolculuğunu takip eden bu büyüme hikayesi, yılın en sıra dışı ve provokatif filmlerinden biri olarak özel bir ilgiyi hak ediyor!

Uzakta Havlayan Köpekler

uzakta-havlayan-kopekler-filmloverss

Danimarkalı yönetmen Simon Lereng Willmont’un Ukrayna – Rusya sınırında yaşanan savaşın çocuklar üzerindeki etkilerini 10 yaşındaki Oleg’in dünyasından yansıttığı belgeseli çocukların savaş ve etrafında gerçekleşen şiddet eylemleri sebebiyle yaşadığı değişimleri ve bu değişimlerin yarattığı yıkımları konu ediyor. Ukranya – Rusya sınırına yakın, terkedilmiş bir köyde yaşayan Oleg’i bir yılı aşkın bir süre yakından takip eden Simon Lereng Willmont, yılın en iyi belgesellerinden birine imza atıyor. Kaçırmayın!

Halepli Berber

halepli-berber-filmloverss

Uzun yıllar Amerika’da çalıştıktan sonra Türkiye’ye geri dönen gazeteci ve yönetmen Ayşe Toprak’ın ilk uzun metraj çalışması olan Halepli Berber; Suriye’deki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan ve bir güzellik yarışması için yolları kesişen Suriyeli eşcinsel mültecilerin hikayesi. Mülteci olarak zaten hor görülen ve hakları tanınmayan bu insanların, üzerine bir de eşcinsel olmaları ile iyice zorlaşan ve çoğunlukla içinden çıkılmaz bir cehenneme dönüşen hayatlarına bir süreliğine dahil olan Ayşe Toprak, Halepli Berber’de umudun peşine düşüyor. Dünya prömiyeri İngiltere’deki Sheffield Belgesel Film Festivali’nde yapılan ve 23. Saraybosna Film Festivali’nde İnsan Hakları Ödülü’nü kazanan film; Suriyeli mültecilerin ötekileştirilmiş LGBTİ topluluklarının hassas ve perdelenmiş yaşamlarına konuk oluyor. Beklemekle, umut etmekle ve sevmekle ilgili olan bu özel film kaçırmayın diyoruz!

Mudbound

2011 yapımı Pariah isimli filmiyle büyük bir çıkış yakalayan yönetmen Dee Rees’in, prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan ve Gotham Ödülleri’nde ‘En İyi Toplu Oyunculuk Performansı’ ödülünü paylaşan son filmi Mudbound; Hilary Jordan’ın 2008 yılında yayımlanan ve Amerika’da büyük ses getiren aynı isimli romanının uyarlaması. İkinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen bir hikayeyi ekrana taşıyan film; savaşın insanlar üzerinde yarattığı dehşeti, Amerika’nın güneyinde yaşayan iki ailenin ırk ayrımıyla harmanlayarak aktarıyor. Rees, Amerika’da periyodik olarak tekrarlanan ırkçılığın güçlü bir tahlilini yaratmak için yaşanan adaletsizliklere, dehşet verici bir grotesk tavırla, derinlemesine nüfuz ederken filmine umut kırıntıları serpmeyi de ihmal etmiyor. Hem alabildiğine detaylı hem de sade sahnelerle dolup taşan Mudbound, ilgi çekici ritmi ve dokunaklı derinliğiyle, ‘birileri’ tarafından yaratılan adaletsizlikleri açığa çıkaran tavrı benimseyerek ırkçı nefrete karşı gelen herkesin ruhunda derin anlamlara açılıyor.

Karanlık Nehir

ruth-wilson-dark-river-filmloverss

Alice, babasının ölümü üzerine aile çiftliklerine döner ve 15 yıldan fazla süredir görmediği kardeşi Joe ile geçmişteki sorunları ve kırgınlıkları yavaş yavaş yüzeye çıkar. Ülkemizde yine !f İstanbul (2013)’da gösterilen Bencil Dev ile o yılın en iyi filmlerinden birine imza atan Clio Bernard yeni filminde seyircisini bir kez daha İngiltere’nin kuzeyine davet ediyor ve tıpkı Bencil Dev’de olduğu gibi bir kez daha İngiliz işçi sınıfını merkezine alıyor. Artık daha yüksek sesle söyleyebiliriz ki, İngiliz sinemasının yeni bir Ken Loach’u var!

Ava

ava-filmloverss

İran doğumlu, Kanada’da yaşayan Sadaf Foroughi’nin ilk uzun metraj kurmacası Ava, filme adını da veren Ava isimli 16 yaşındaki bir gencin ailesi, arkadaşları ve üzerine bir gölge gibi çöken toplum baskısı ile olan imtihanını konu alır. Özellikle kişi üzerinde oluşan bu toplum baskısı, Orta Doğu’da aile içerisinde başlar, yıllar içerisinde toplumun tamamında kendini hissettiren bir yayılma sonucu kişinin gelişimi ve karakterinin oluşumu üzerinde önemli bir yer kaplar.  Ava karakteri üzerinden, feminist bir büyüme hikâyesi anlatan Sadaf Foroughi, Ava’nın annesi olan ilişkisi üzerinden ise Orta Doğu’da kadın olmak meselesine eğiliyor ve kadınların yaşadığı ortak çıkmazlarla ilgili yer yer karanlık yer yer ise naif bir masal anlatıyor.

Aç Gezenler

ac-gezenler-filmloverss

Nedenini bilmediğimiz bir virüs salgını sonrası kasabada yaşayanlar artık eskisi gibi değildir. Bedenleri bir anda bozulmuş, sevdiklerine saldırmaktadırlar. Salgından kurtulmuş bir avuç insan ormana çekilmiş, kendilerine benzer olanları aramaktadır.Robin Aubert’in, prömiyerini Toronto Uluslararası Film Festivali’de yapan, korku gerilimin bir alt türü olarak kabul edilen zombi temalı filmi Aç Gezenler, son yıllarda iyi zombi filmi izleyemediğini düşünen, türün hayranları için sıra dışı bir çılgınlık vadediyor.

Dev Avcısı

I Kill Giants CR: TIFF

Joe Kelly’nin çok satan çizgiromanından Anders Walter tarafından beyazperdeye uyarlanan Dev Avcısı, hem gerçek dünyadaki hem de hayal dünyasındaki canavarları alt etmeye çalışan genç bir kızın sıra dışı hikâyesi. Festivalin “Oyun” bölümünde yer alan film, kuytu köşeden çıkartılıp baştacı edilesi!

Stalin’in Ölümü

armando-ıannucci-imzalı-the-death-of-stalinden-ilgi-cekici-bir-fragman-yayınlandı-2-filmloverss

The Thick Of It, In The Loop ve Veep gibi film ve TV şovlarının senaristliğini ve yönetmenliğini üstlenen politik hiciv ustası Armando Iannucci’nin yeni filmi The Death of Stalin; Sovyetler Birliği’nin despot ve diktatör lideri Joseph Stalin’in 1953 yılındaki ölümünün hemen ertesinde iktidar kabinesinde yer alan isimlerin liderlik için girdiği güç çatışmalarını ve kapılı kapılar ardında dönen kirli entrikaları kara komedi yoluyla ekranlara taşıyor. Yaptığı işlerde, devleti yönetenlerin işlevsizliğini tasvir ederek gerçek yaşam liderliğinin telaşlı doğasına karikatürize bir parlaklık kazandıran Iannucci, The Death of Stalin’de, bir tiranın ölümünden sonra boşalan siyasi iktidar koltuğuna geçmek için türlü dalavereler ve çirkinlikler tezgahlayan politikacıları yakın markaja alıyor. Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde gerçekleştiren ve ülkemizde !f İstanbul vesilesiyle izleme fırsatı bulacağımız film, hükümetlerin yozlaşmasını ekrana taşıyan bir kara komedi olarak oldukça dikkate değer bir yapım!

İntikam

intikam-filmloverss

Hem Fantastic Fest’te hem de Toronto Film Festivali’nin Midnight Madness bölümünde gösterildiğinde seyircilere derin bir haz yaşatırken sevinç çığlıklarıyla karşılanan İntikam; korku-gerilim türünün alt türlerinden biri olan ve tipik olarak erkek yönetmenlerin bakış açılarıyla kurulan tecavüz-intikam temalı filmlere büyüleyici ve baştan çıkarıcı bir kadın perspektifi sunuyor. Haute Tension ve À l’intérieur gibi bol kanlı, vahşet içeren ve başrollerde güçlü kadın karakterleriyle parlayan Yeni Fransız Aşırılığı filmleriyle aynı kategoride değerlendirebileceğimiz İntikam; henüz ilk uzun metrajında sinema tarihine kült bir eser armağan etmeyi başaran Fransız yönetmen Coralie Fargeat’in ellerinde ışık saçıyor. İstismar sinemasının kendi içindeki gelenekselleşmiş kalıpları yıkıp, sözlü ve yazılı tematik düzlemi de kapsayacak biçimde, kadın ve erkek davranışlarını nasıl gördüğümüze ilişkin korkusuz ve bol kanlı bir incelemeye dönüşen İntikam’ı görmeden festivali kapatmayın deriz!

Phantom Thread

phantom-thread-filmloverss

Amerikan bağımsız sinemasının en yetenekli yönetmenlerinden Paul Thomas Anderson’un son filmi Phantom Thread, kraliyet ailesini, film yıldızlarını, mirasyedi kadınları ve sosyeteyi, Woodcock Evi’nin farklı tarzıyla giydiren ünlü terzi Reynolds Woodcock’ın (Daniel Day-Lewis) hikâyesini konu alır. Son olarak, yaklaşık 6 yıl önce, Lincoln’e hayat veren Daniel Day-Lewis’in beyazperdeye dönüşünü müjdeleyen film, aynı zamanda Lewis’in sinemaya vedası anlamı taşıyor. Siz de bizim gibi izlemek için sabırslanıyorsanız vizyon tarihini beklemeden !f’te izlemelisiniz!

İstila!

invasion-filmloverss

2014’te ilk uzun metrajı Balık ve Kedi ile Keş!f Uluslarası Yarışma’yı kazanan Shahram Mokri, 4 yıl sonra !f’e geri dönüyor. İstila!, seyirciyi her an şüpheye düşürmeyi başaran, tek plan çekilmiş bir bilimkurgu gizem/polisiye filmi olarak aynı dövmelere sahip, metal düğmeli siyah üniformalar giyen ve eski bir stadyumu mesken tutan bir çetenin peşine düşüyor. İki arkadaşlarının öldürülmesinin ardından çetenin lideri Saman’ın ortadan kaybolmasıyla gizemli cinayetleri araştıran polis, çete üyelerinden olay günü yaşadıkları her şeyi yeniden canlandırmalarını ister. O gün stadyumda yaptıkları her konuşmayı, her hareketi defalarca tekrar ederler. Kendisini bir anda başrolde bulan Ali, oyununu tekrarladıkça Saman ve onun ikiz kardeşi Negar’ın gizledikleri sırları çözmeye başlayacaktır; ama acaba Ali büyük gizemi de çözmeyi başarabilecek midir? Bu tek plan mucizesini ıskalamayın!

Hatırlama Egzersizleri

ejercicios-de-memoria-filmloverss

Agustín Goiburú, 1954 ve 1989 yılları arasında, 35 sene boyunca, Latin Amerika’daki en uzun diktatörlük rejimlerinden birini yaşayan Paraguay’da, Stroessner rejiminin karşısındaki en önemli muhalif figürlerden biriydi ve 1976 yılında sürgün edildiği Arjantin’in Parana kentinde kaybolmuştu. 35 sene sonra Rogelio, Rolando ve Jazmin adındaki çocukları sürgünün hala hüküm sürdüğü yere geri dönmeye karar verir ve bu noktada hatırlamak, onları kurtarabilecek nadir şeylerden biridir. Paraguaylı yönetmen Paz Encina, bu ilgi çekici ve hatırlama eylemi üzerine ilham veren belgeselinde bellek, arşiv görüntüler ve tanıklıklar arasında kurduğu özel bağ ile Paraguay’ın yakın tarihine kişisel bir bakış atarken, toplumsal belleğin ve hatırlayışın oldukça değerli olgulardan bazıları olduğuna dikkat çekiyor.

Hiçlik Fabrikası

hiclik-fabrikası-filmloverss

Cannes’da layık görüldüğü FIPRESCI ödülü ile dikkatleri üzerine çeken Hiçlik Fabrikası, görüntü yönetmenliğinden gelen Pedro Pinho’nun ikinci uzun metraj kurmacası. Bir fabrikada, işçilerin işlerine son vermek için uygulanan politikalar ve sonrasında yaşanan olayları konu alan filmde Pinho, sosyal gerçekliği müzikalle, politik tartışmaları kendine has yeniden canlandırmalarla bir araya getirerek Loachvari sularda yüzerken, aynı zamanda tadından yenmeyecek bir kara komedi örneği sunuyor.

Sevmek Zamanı

sevmek-zamani-filmloverss

Türkiye sinemasının auteur yönetmenlerinden Metin Erksan’ın sürreel başyapıtı Sevmek Zamanı, yenilenmiş kopyasıyla ilk kez 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek! Halil, Büyükada’da bir konağı boyarken duvarda asılı bir fotoğrafa aşık olur. Bir sene boyunca, her gün fotoğrafı izler ve bir gün fotoğrafın sahibi çıkagelir. Meral, Halil’in bir resme aşık olabilmesine aşık olur. Ancak; Halil’i resmine değil kendine aşık olduğunu ikna etmesi için çaba sarf etmesi gerekecektir. Metin Erksan, 1965 tarihli başyapıtında modernizm timsali Meral ile şark duygusalı Halil’in hikayesinin arkasına, muhteşem siyah-beyaz sinematografi, müzik ve İstanbul’u koyuyor. Sevmek Zamanı’nın Mimar Sinan Üniversitesi Sami Şekeroğlu Sinema-TV merkezi tarafından 2016 yılında restore edilmiş dijital kopyasını ilk defa seyirciyle buluşturacak olan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’ndeki gösterimini izlemeden geçmemenizi öneririz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi