En baştan belirtmek isterim ki, son zamanlarda izlediğim en sarsıcı filmdi dersem abartmış olmam. Belki çocuğu kendime benzettiğimden, belki de filmin yönetmeninin muhteşem bir iş çıkarması sebebiyle film bittiğinde ben hala içindeydim. 

Filmin yönetmen koltuğunda “Billy Elliot”, “The Hours” ve son olarak  “The Reader” gibi başarılı yapımlardan hatırladığımız Stephen Daldry oturuyor. Film, Oskar isimli bir çocuğun babasının ölümünün ardından onu bulma çabasını konu alıyor. Henüz dokuz yaşlarında olan Oskar(Thomas Horn), babası  (Tom Hanks) ile çok iyi bir baba oğul ilişkisi içindedir. Öyle ki oynadıkları oyunlarda dahi Oscar’ın gelişimini düşünen babası onun sürekli araştırma yapmasını sağlıyor. Son oyunlarında bulması gereken New York şehrindeki 6. ilçeyi  bulamadan babasını 11 eylül saldırısında kaybeden Oscar bu travmayı atlatmaya çalışırken babasının dolabında eski bir anahtar buluyor. Bu anahtarın onu babasına yaklaştıracağını tahmin ederek, dram yüklü bir serüvene atılıyor. 

Jonathan Safran Foer’in aynı adlı romanından uyarlanan yapım, özellikle küçük Thomas’ın oyunculuğu ile etkisinden çıkamayacağınız bir dram filmine dönüşüyor. Thomas’ın neredeyse tek kişilik oyunculuk resitaline ise usta isimler yardımcı oluyor. Oskar’ın babası rolünde Tom Hanks’i izlerken, annesi rolünde Sandra Bullock’u görüyoruz.  Ancak oyunculuklar için bir parantez açmak gerekirse büyük oyuncu Max von Sydow’u özel bir yere koymamız gerekiyor. Max von Sydow öyle bir performans gösteriyor ki  kendisine inanmaktan başka bir yol bulamıyorsunuz. 

Belki de filmin ne kadar dram yüklü olduğunu anlamak için Oskar’ın babasının öldüğü gün için kullandığı tasvir bile yeterli “En kötü gün”. Babasının öldüğü günü her seferinde bu şekilde tasvir etmesi beni öyle derinden etkiledi ki,  yönetmenin 11 Eylül hakkındaki göndermeleri için çok da bir şey anlatma isteğim kalmadı açıkçası. Çünkü bu film politik mesajlardan uzak çok tadında bir dram filmi. 

Tom Hanks’in harika oyunculuğu ile hayat bulan “Thomas Schell” öyle bir baba figürü ki adeta birçok insana öğüt verecek cinsten. Yönetmen birçok  sahnede Thomas’ın oğluna olan düşkünlüğünü gözler önüne sermeyi ihmal etmemiş. Oskar’ın içine kapanık ve toplum içinde konuşmaya zorlandığını bilen baba 9 yaşındaki oğluna kart bastırıp ona yardımcı olmaya çalışıyor. Bir diğer dikkat çekici detay ise kuyumculuk yapan Thomas’ın dükkanın ismi “Thomas Schell ve Oğlu Mücevherat”. 

İtiraf etmek gerekirse Oskar’ın kendini tutamayıp başından geçen hikayeyi ilk kez anlattığı sahnede ben de gözyaşlarımı tutamadım ki o gözyaşları filmin sonuna kadar bir daha durmadı. İki dalda Oscar adayı olan yapım ihtişamlı adaylar arasında arka planda kalsa da, bir çok izleyicinin gönlünün Oscar’ını “Oskar”a ve “Extremely Loud and Incredibly Close”a vereceği kesin. En iyi film dalında iddialı olmasa da “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında bu seneki adayım kesinlikle filmdeki etkileyici performansı ile Max von Sydow. 

Son olarak filmin 16 Mart’da ülkemizde vizyona gireceğini belirtip mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. 

İnsanlık tarihinde ölmüş olanlardan daha fazla insan yaşıyor şu anda. Ama ölü insanların sayısı artıyor. Bir gün kimseyi gömecek yer kalmayacak. Peki ya ölüler için aşağı doğru gökdelenler yapılsa? Yaşayanlar için yapılan gökdelenlerin altında olabilirler. İnsanları yüz kat aşağı gömebilirsiniz. Yaşayanların altında ölüler dünyası olabilir.”  Oskar Schell 

İyi Seyirler…

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi