Minions ve Despicable Me gibi çok sevilen yapımların arkasındaki Illumination Entertainment ile Universal’ın beşinci kez bir araya geldiği animasyon Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı – The Secret Life of Pets’te evcil hayvanların, gündelik hayatlarında neler yaptıkları ele alınıyor. Kulağa oldukça keyifli gelen bu fikir ile çocuklar için yola çıkılırken, film tehlikeli alt metniyle çocuklardan uzak tutulması gereken bir serüvene evriliyor.

Katie ile evini paylaştığı Max arasındaki ilişkiye, Duke isimli bir köpeğin dahil olması sonucu gelişen olayları konu alan film, oldukça başarılı bir girizgah ile açılıyor. Çıkış fikri, evcil hayvanların gün içerisinde yalnız kaldıklarında neler yaptığı olsa da yirmi dakikalık uzun sayılabilecek girizgahın ardından senaryo, Kötü Kedi Şerafettin’i (2015) andıran, aksiyonun bol olduğu bir macera olarak ilerliyor. Son derece eğlenceli olan açılış sekansı iyi bir gözlemin ürünü olduğunu gösterirken hayvan severlerin kolaylıkla empati kurabileceği karakterler ve skeçler barındırıyor. Ana karakterler Max ve Duke haricinde, filmin ilerleyen bölümlerinde senaryonun akışında önemli yer edinecek karakterleri de tanıma imkanı bulduğumuz bu yirmi dakikalık açılışın ardından filmin defoları ortaya çıkmaya başlıyor; senaristler, olay örgüsünü hazırlarken evcil hayvanların açısından bakmayı ihmal ederek, seyirciye masalsı bir tat geçirmeyi başaramıyor.

Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı: Evcilsen Bizdensin

Evcil hayvanların yalnız kaldıklarında neler yaptığı sorusunun cevabını peliküle aktarmayı amaçlayan yapımcıların herhangi bir misyonu olduğunu söyleyemeyiz; filmin, hayvan sevgisi aşılamak veya insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkiyi irdelemek gibi kendine dert edindiği ciddi bir konu yok. Basın gösterimi Türkçe dublajlı olarak gerçekleştirilen film süresince hayvanlarla ilgili “sahip”, “sahiplenmek”, “sahibim” gibi kelimelerin kullanılması, “evlat edinmek” tanımının bir kez dahi olsa tercih edilmemesi kulak tırmalıyor. Özellikle, ana kitlesi çocuklar olan bu animasyonda, göze sokulmak istercesine sahip kelimesini bu kadar sık kullanmak, çeviri yapanların sosyal medyayı veya sosyal sorumluluk kampanyalarını dahi takip etmediğinin bir göstergesi. Türkçe dublajlı seyrettiğimiz için filmin orijinal versiyonunda bu konuda yapılan tercihi bilemiyorum, bu sebeple direkt olarak filmi suçlayamam zira, filmde hayvanlarla ilgili herhangi bir satın alma vurgusu olmadığı gibi özellikle, barınaktan kurtarılan hayvanlar belirtiliyor. Fakat filmin  sıkıntıları ve günahları dublajdan çok daha fazla. Henüz açılış sekansında, bir kedinin özenle hazırlanmış, kızartılmış bir tavuğu yemesi filmin hayvanları evciller ile doğadakiler olarak ayıracağının ilk göstergesi oluyor. Bu noktada film, ilerleyen bölümlerde daha da ileri giderek hayvanları evciller ile yenilebilecekler olarak ikiye ayırıyor. Bu, sıkıntılı alt metnin çirkinlikte zirveye ulaştığı sahne olan Max ve Duke’un sosis fabrikasına girdikleri bölümde sosislerin hala birer canlıymış gibi resmedilmesi ve Max ile Duke’un eğlenceli bir müzik eşliğinde sosisleri yemesi -ki burada sosislerin birer canlı gibi gösterilmesi aynı zamanda bu sosislerin canlı canlı öldürüldüğünü simgeliyor- senaristlerin, kağıda dökerken düşündükleri kadar naif gözükmüyor. Kendilerini evlat edinen insanlar tarafından sokağa atılan hayvanların insanlardan intikam almak için örgütlenmesi, fikir olarak son derece önemli. Fakat, White God (2014) ile benzer bir çıkış noktası yakalayan senaristler nedendir bilinmez, hayvanlarla insanları karşı karşıya getirecek herhangi bir adım atmadıkları gibi, evcil hayvanlar ile sokağa atılan hayvanlar arasında bir savaş başlatıyor, insanlarla olan ilişkiler bir kez daha ıskalanıyor.

Profesyonel ellerden çıkan animasyonların birçoğunda olduğu gibi, mekan yaratımı konusunda son derece başarılı olan filmin müziklerini kendi adıma çok beğendiğimi belirtmeyelim. Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı adıyla vizyona giren filmin dublaj kadrosunda iki önemli isim göze çarpıyor; Max’i seslendiren Alper Kul ve Duke’u canlandıran Çağlar Çorumlu. Her iki ismin de seslendirme konusunda başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Son tahlilde, 2016 yılına gelinmiş olunmasına rağmen hala hayvanları konu alan filmler duyarsız ve tek taraflı düşünen insanların kaleminden çıkabiliyor. Durum böyle olunca, “ne kadar da eğlenceli bir film yazdık.” düşünceleri eşliğinde faşist animasyonlar çekilebiliyor. Filmle ilgili olarak Illumination Entertainment’a, hayvan duyarlılığı kasacak filmler yapmadan önce 40 adet Studio Ghibli filmi izlemesini, ebeveynlere ise kendilerini hayvanların “sahip”leri olarak görüp, sıkıldıklarında hayvanları sokağa atabilecek çocuklar yetiştirmemeleri için, çocuklarına izletmemelerini önerebilirim.

Minions ve Despicable Me gibi çok sevilen yapımların arkasındaki Illumination Entertainment ile Universal’ın beşinci kez bir araya geldiği animasyon Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı - The Secret Life of Pets’te evcil hayvanların, gündelik hayatlarında neler yaptıkları ele alınıyor. Kulağa oldukça keyifli gelen bu fikir ile çocuklar için yola çıkılırken, film tehlikeli alt metniyle çocuklardan uzak tutulması gereken bir serüvene evriliyor. Katie ile evini paylaştığı Max arasındaki ilişkiye, Duke isimli bir köpeğin dahil olması sonucu gelişen olayları konu alan film, oldukça başarılı bir girizgah ile açılıyor. Çıkış fikri, evcil hayvanların gün içerisinde yalnız kaldıklarında neler yaptığı olsa da yirmi dakikalık uzun sayılabilecek girizgahın ardından senaryo, Kötü Kedi Şerafettin’i (2015) andıran, aksiyonun bol olduğu bir macera olarak ilerliyor. Son derece eğlenceli olan açılış sekansı iyi bir gözlemin ürünü olduğunu gösterirken hayvan severlerin kolaylıkla empati kurabileceği karakterler ve skeçler barındırıyor. Ana karakterler Max ve Duke haricinde, filmin ilerleyen bölümlerinde senaryonun akışında önemli yer edinecek karakterleri de tanıma imkanı bulduğumuz bu yirmi dakikalık açılışın ardından filmin defoları ortaya çıkmaya başlıyor; senaristler, olay örgüsünü hazırlarken evcil hayvanların açısından bakmayı ihmal ederek, seyirciye masalsı bir tat geçirmeyi başaramıyor. Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı: Evcilsen Bizdensin Evcil hayvanların yalnız kaldıklarında neler yaptığı sorusunun cevabını peliküle aktarmayı amaçlayan yapımcıların herhangi bir misyonu olduğunu söyleyemeyiz; filmin, hayvan sevgisi aşılamak veya insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkiyi irdelemek gibi kendine dert edindiği ciddi bir konu yok. Basın gösterimi Türkçe dublajlı olarak gerçekleştirilen film süresince hayvanlarla ilgili “sahip”, “sahiplenmek”, “sahibim” gibi kelimelerin kullanılması, "evlat edinmek" tanımının bir kez dahi olsa tercih edilmemesi kulak tırmalıyor. Özellikle, ana kitlesi çocuklar olan bu animasyonda, göze sokulmak istercesine sahip kelimesini bu kadar sık kullanmak, çeviri yapanların sosyal medyayı veya sosyal sorumluluk kampanyalarını dahi takip etmediğinin bir göstergesi. Türkçe dublajlı seyrettiğimiz için filmin orijinal versiyonunda bu konuda yapılan tercihi bilemiyorum, bu sebeple direkt olarak filmi suçlayamam zira, filmde hayvanlarla ilgili herhangi bir satın alma vurgusu olmadığı gibi özellikle, barınaktan kurtarılan hayvanlar belirtiliyor. Fakat filmin  sıkıntıları ve günahları dublajdan çok daha fazla. Henüz açılış sekansında, bir kedinin özenle hazırlanmış, kızartılmış bir tavuğu yemesi filmin hayvanları evciller ile doğadakiler olarak ayıracağının ilk göstergesi oluyor. Bu noktada film, ilerleyen bölümlerde daha da ileri giderek hayvanları evciller ile yenilebilecekler olarak ikiye ayırıyor. Bu, sıkıntılı alt metnin çirkinlikte zirveye ulaştığı sahne olan Max ve Duke’un sosis fabrikasına girdikleri bölümde sosislerin hala birer canlıymış gibi resmedilmesi ve Max ile Duke’un eğlenceli bir müzik eşliğinde sosisleri yemesi -ki burada sosislerin birer canlı gibi gösterilmesi aynı zamanda bu sosislerin canlı canlı öldürüldüğünü simgeliyor- senaristlerin, kağıda dökerken düşündükleri kadar naif gözükmüyor. Kendilerini evlat edinen insanlar tarafından sokağa atılan hayvanların insanlardan intikam almak için örgütlenmesi, fikir olarak son derece önemli. Fakat, White God (2014) ile benzer bir çıkış noktası yakalayan senaristler nedendir bilinmez, hayvanlarla insanları karşı karşıya getirecek herhangi bir adım atmadıkları gibi, evcil hayvanlar ile sokağa atılan hayvanlar arasında bir savaş başlatıyor, insanlarla olan ilişkiler bir kez daha ıskalanıyor. Profesyonel ellerden çıkan animasyonların birçoğunda olduğu gibi, mekan yaratımı konusunda son derece başarılı olan filmin müziklerini kendi adıma çok beğendiğimi belirtmeyelim. Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı adıyla vizyona giren filmin dublaj kadrosunda iki önemli isim göze çarpıyor;…

Yazar Puanı

Puan - 37%

37%

37

Kulağa oldukça keyifli gelen bir fikir ile çocuklar için yola çıkılırken, film tehlikeli alt metniyle çocuklardan uzak tutulması gereken bir serüvene evriliyor.

Kullanıcı Puanları: 1.13 ( 2 votes)
37
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi