Alejandro González Iñárritu, yarattığı filmlerle sinemaseverlerin üzerinde tarifi zor bir etki uyandıran benzersiz bir yönetmen. Duyguların iliklerimize kadar işlediği, acılarını ve mutluluklarını izlerken aynı şekilde hissedebildiğimiz karakterleri ortaya koymak tam da Iñárritu’nun yapabileceği bir şey. Kurgusuyla, karakter hikayeleriyle, kullandığı renklerle, müzikleriyle…. kısacası bir çok şeyi bir filmde harmanlayarak ortaya çok başarılı bir yapım meydana getiren yegane yönetmenlerden biridir kendisi. Bu olguları göz önünde bulundurunca Alejandro González Iñárritu’dan görsel bir şiir şöleni izlemeye ne dersiniz?

Meksikalı yönetmen Iñárritu, ilk filmi Ameros Peros’la ilk kez 2002 yılında sinema dünyasına adımını attı. Buluşma noktası bir trafik kazası olan üç farklı hikayeyi anlattığı filmle ‘En İyi Yabancı Film’ dalında hem Oscar’a hem de Altın Küre’ye aday oldu ve birçok festivalde boy gösterdi. İlk filmiyle güçlü bir giriş yapan yönetmen, çok geçmeden Sean Penn’i başrolünde gördüğümüz 21 Grams’la birlikte geri döndü. Yine üç farklı hikayeyi anlatmayı tercih eden yönetmen, bu kez bu hikayeleri üç farklı zamanda anlatmış ve akıllarımızda şu sorularla kalmıştı. “Kaç hayat yaşıyoruz? Kaç kez ölüyoruz? Ölüm anında 21 gram kaybettiğimiz söyleniyor… 21 grama ne sığar?”

2006 yılında Brad Pitt, Cate Blanchett, Gael Garcia Bernal gibi isimleri bir araya toplayan Babel’de de anlatım tarzından pek şaşmayan yönetmen, üç ayrı kıtada geçen dört farklı konuyu bir araya bağlayan senaryosuyla dikkatleri çekmişti. Javier Bardem’in performansıyla oldukça beğeni toplayan Biutiful ise Iñárritu’nun bir sonraki filmi oldu.

biutiful-filmloverss

Alejandro González Iñárritu Filmlerinin Yer aldığı Şiir Gibi Video!

Alejandro González Iñárritu ilk ‘En İyi Yönetmen’ Akademi Ödülü’nü ise 2015 yılında, birçok ödülü silip süpüren filmi Birdman’le kazandı. Birbirinden iyi bir oyuncu kadrosuna sahip bu film, süper kahraman rolüyle ünlenen fakat unutulmuş ve bir Broadway şovuyla tekrar eski ününe kavuşmaya çalışan bir oyuncunun hikayesini anlatmaktadır. Acı ile mizahı ustaca kullanabilen Iñárritu bu filminde de kendisinden bekleneni fazlasıyla yerine getirmiş; zaman ve mekan kesintisine uğramadığımız hikayesiyle izleyenlerin beğenini toplamayı başarmıştı. Koridorlarda, sahnede, kuliste, kalabalık bir Times Meydanı’nda kendimizi bulduğumuz sahnelerle adeta kamerasıyla dans ettiğini düşündüğüm yönetmen Iñárritu,  Birdman’le kendisinden beklenenden fazlasıyla bizi buluşturmuştu.

Son olarak ise bu yıl Akademi Törenleri’nde birçok dalda Oscar’a aday olan, hatta yıllardır Oscar ödülünü kucaklayamayan Leonardo Di Caprio’nın bu duyguyu tatmasına da sebep olan The Revenant’la izleyici karşısına çıktı. Sinematografisiyle izleyenleri büyüleyen film, Oscar yarışında En İyi Film Ödülü’nü Spotlight’a kaptırsa da; muhteşem görselliğiyle Iñárritu’nun en başarılı filmlerinden biri olma ünvanını kazandı.

O halde Alexandre Desplat’ın Wong Chia Chi’s Theme parçasını fonuna alan, Inarritu’un elinden çıkan etkileyici görüntüleri bir araya toplayıp bize adeta şiirsel bir görsel şölen hazırlayan videoyla sizi baş başa bırakıyoruz, iyi keyifler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi