İnsan yaşamı,  insanlık var olduğundan beri anlaşılmaya çalışılmış, üzerine çizilmiş, yazılmış, düşünülmüş bir konu olmuştur hep ve her ölüm, her doğum  başta olmak üzere, her olay bizleri konunun içine daha fazla çekmiştir. Yaşam boyunca hangi yolu tercih edersek edelim nasıl yaşarsak yaşayalım sürekli o yol ayrımındaki diğer yolu merak etmişiz, yahut keşkelerle doldurmuşuzdur yaşamımızı. Aile fertlerimiz, evcil hayvanlarımız öldüğünde, bir kaza geçirdiğimizde, sınavlardan geçemediğimizde hep o yapmadığımız küçük detaylar aklımızda kalır. Üzülürüz, pişmanlık duyarız ve bu, yaşamı sorgulamaya dek gider böyle.

Theo Angelopoulos’un – Sonsuzluk Ve Bir Gün filminde de bu en hassas insancıl duygu anlatılmaya çalışılır izleyiciye.

1312229967Eternity_and_a_Day_6

Film, kısaca ölümcül bir hastalığa yakalanan Yunan şairin  son gününü anlatır. Konu, basit bir konudur; belki benzerlerine çokça rastladığımız bir konu ancak bu filmi bugün en yaratıcı, en dahi yönetmenlerin filmlerinden ayıracak çok önemli özelliği vardır. Konu, müzik ve sinema tekniklerinin bütünselliği ve bunu gerçek insana özgü bir teknikle anlatabilmesi.

Son gününü yaşayan, yaşamla, geçmişle, gelecekle ilgili daima soruları olan bir adam: nasıl bir çekim tekniği (hareket,açı,kadraj) ve nasıl bir müzik ile izleyiciye aktarılabilir?

Theo Angelopoulos’un buna cevabı, film içerisinde 4 dakikalık tek kamera çekimlerine kadar varabilen ve  geçmiş-bugün-gelecek anlatımında sahne geçişlerinde bile zaman kaybetmeye tahammülü olmayan görseller ile olmuştur. Örneğin; Karakter kendi zamanında bir hikaye anlatarak nehir kenarında yürüyordur,  kamera bizim de kaybedenler, keşke diyenler olmamamızı ister gibi nehre paralel çok yavaşilerler. -Bu film boyunca da izlenilen bir tutumdur. Her detay için uzun uzadıya düşünmek için vaktiniz vardır ekran karşısında.- Karakteri geçer. Nehri gösterir. Nehir bir, fondur. Ardından kamera bizi hikayede bahsettiği tarihi karaktere ulaştırır.

Eternity and a Day 3

Bu film, günümüz teknoloji dünyasında, aslında ne kadar hızlı yaşadığımızı, böyle yaşarken neleri kaçırdığımızı -özellikle kamera teknikleriyle olmak üzere- bizlere, daha doğrusu izlemeye tahammül edebilenlere çok iyi anlatan bir eserdir.

Tahammül etmek diyorum çünkü birçoğumuza  -bugün içinde bulunduğumuz koşullardan ötürü- aslında normal olan; gerek insani bakış açıları,gerek insani hızı olan bu film çok sıkıcı veya ağır gelebilir; çünkü bu film gerçek insanlara  hitap etmektedir.

İyi Seyirler…

  “Yaşamı tanımak için o kadar çok vakit harcadı ki, kendisi yaşayamadı.” Theo Angelopoulos


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi