Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 1 [1] => 7468 [2] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Politik [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/politik/ ) )
Erosu purasu Gyakusatsu
1969 - Yoshishige Yoshida
202
Japonya
Senaryo Masahiro Yamada, Yoshishige Yoshida
Oyuncular Mariko Okada, Toshiyuki Hosokawa, Yûko Kusunoki

Erosu purasu Gyakusatsu

Bazı yapımlarında Kiju adını da kullanan Japon yönetmen Yoshishige Yoshida’nın 1969 yapımı üç buçuk saatlik kült filmi Erosu purasu Gyakusatsu; özgürlükten anarşizme, feminizmden modernliğe kadar birçok alanda entelektüel söylemde bulunana Japon Yeni Dalga Sineması (nuberu bagu) içinde değerlendirebileceğimiz unutulmuş başyapıtlardan biri.

1910’lu yıllarda anarşist düşünceye sahip Osugi ile kadın erkek ilişkisi üzerine kavramsal bir çatışma yaşayan feminist Noe’nin hikayesine odaklanan film aynı zamanda 1960’lı yıllardaki iki gencin, Mako ve Eiko’nun hikayelerini esas olayla paralel bir şekilde işliyor. Osugi, kapitalizm üzerinden modernist düşünceye karşı çıkarak anarşizme inanır ve bu anarşizmi getirecek olan devrimi sağlamanın mutlak yolunun, sistemin temeli olan aileyi yıkmakta olduğunu düşünür. Bu sebeple evli olmasına rağmen açık ilişki düşüncesini tutarlı bir şekilde uygulamaya çalışır. Bu sırada ilişki yaşadığı Noe’de feminizm düşüncesini, içinde yaşadığı toplumun gelenekçi ve tutucu anlayışına rağmen yaymaya ve uygulamaya çalışmaktadır.

Karakter oluşumu açısından iki ayrı dönemde geçmesine rağmen üç ayrı döneme dair söylemde bulunan film, postmodernist anlayışın sinemadaki en güçlü temsillerinden biridir hiç kuşkusuz. 1910 ‘da geçen filmin büyük bölümünde anarşi ve feminizmin modernist düşüncede kendine yer bulma çabası anlatılırken, paralel hikaye olan Mako ve Eiko’nun içinde yaşadığı dönem üzerinden modernizme, bu karakterlerin geçmişle olan ilişkileri üzerinden de postmodernizme atıflarda bulunur Erosu purasu Gyakusatsu.

Film aslında ağırlıklı olarak Osugi ve Noe’nin diyaloglarına dayanıyor. Mao ve Eiko, onların gelecekteki birer yansımaları olarak her sahnede temsil görevi görüyorlar. Zaten filmdeki mizansen imgesel ve temsili anlatı dili üzerinden teatral bir şekilde işleniyor. Her bir karakter temsil ettiği düşünce, geçmiş ve gelecek arasındaki her bağıntı da ikili karakterler arasındaki ilişki yoluyla kendi söyleminde bulunuyor.

Bir anarşist olarak Osugi sürekli olarak sistem tarafından gözlenir. 1960’daysa aynı şekilde feminist düşünce üzerinden özgürlüğe ulaşmaya çalışan Eiko, bu davranışından dolayı polis tarafından gözlenir ve tehdit edilir. Yoshida’ya göre, sistemin özgürlüğe verdiği tepkide yıllar geçmesine rağmen bir değişiklik yoktur. Fakat toplumsal anlayışta ilerleme gözle görülür seviyededir. Osugi özgürlüğe ulaşmak ve devrim için hem kişisel olarak hem de kollektif açıdan mücadele ederken modern dünyada Mako ve Eiko davranışsal bir özgürlüğe kavuşmuşlardır. Burada özellikle 68 hareketinin teorik temellerine dayanan egonun yıkılması kavramı üzerinden yönetmen Mako ve Eiko’yu mutlak özgürlük timsali olarak uçsuz bucaksız inşaatlarda(!) koşturur. Ama bu sahnelerin en çarpıcı olanı hiç kuşkusuz Mako ve Eiko’nun çarmıha gerilerek kutsanmasıdır. Onlar bizlere özgürlük açısından yol gösterdiler ama bizler onları çarmıha gerdik.(Toplumsal eleştiri üzerinden teoriyi kutsama)

Modern dönemde gücü elinde bulunduran kişi olarak Eiko’nun işvereninin (tıpkı Noe’nin dergideki işvereni gibi) bir apartman dairesinde genç bir kızla tartıştığı sahne üzerinden Yoshida geçmişte feminizmi kurmaya çalışan ve modernde bunu yaşıyormuş gibi görünen toplumda, görünenin altındaki gerçeği ortaya çıkarır. İşverenin tartıştığı kadının, bir birey olarak var olmanın ağırlığı ama en önemlisi temelsizliği altında delirişini gösterir. Modernizm feminist düşünceye yer vermiş ama bunu temellendirmemiştir. Bu sebeple Noe geçmişte toplumsal bir mücadele yoluyla feminizm düşüncesine ulaşmaya çalışırken Eiko için artık bu tamamen kişisel bir mücadeledir. Çünkü feminist düşünce sistem tarafından uygulanmış ama en önemlisi bu uygulama üzerinden düşünce geliştirmenin önüne geçilmiştir. Yani artık feminizm için toplumsal bir şekilde mücadele edebilmenin tüm yolları kapatılmıştır.

Anarşist devrim amacıyla açık ilişkiyi temellendirmeye çalışan Osugi, birlikte olduğu kadına (karısı değil ikinci birlikte olduğu kişi) başkalarıyla birlikte olduğunu söylediğinde kadının tepkisi “Bunu başkalarının bilmesine gerek yok.” olur. Her ne yaşıyorsa gizlice yaşayabilir. Elbette bu Osugi’nin amaçladığı düşünce yanında tamamen sığ bir bakış açısıdır. Fakat burada yönetmenin tutuculuğa karşı eleştirisi bununla sınırlı kalmaz. Özgürlüğüne ulaşabilmek adına feminizm düşüncesini yayan bir dergide çalışmak için evden ayrılan Noe (ki bu evden ayrılma sırasında kocasıyla tartışırken, salıncakta sallanan çocuk özellikle gösterilir. Ayrıca kadınlığın görevleri üzerine konuşan kocası gelip onu sallar.) eve geri döndüğünde kocasının kardeşi kadar yakın başka biriyle birlikte oluşuna tanık olur. Bu sahnede yönetmen tutuculuğa eleştiriyi bir üst boyuta taşıyan imgesel bir anlatım kullanır. Ona sorumluluklar üzerine nutuk atan kocasını basan Noe sessizce gidip boş salıncağı sallar. Kocasının temelsiz nutuklarının aksine o sorumluluklarının farkındadır. Sadece bunun bir zorunluluktan değil bireysel varoluştan gelmesi gerektiği vurgusunu yapar.

Özgürlük kavramı konusunda Yoshida’nın özellikle kapitalist sistem üzerinden nihilist bir bakış açısı vardır. Geçmiş dönemde Osugi izlenmekten ve tehditten kurtulmak için birlikte olduğu kadının maddi gücünün boyunduruğu altına girer. Amacı bu baskı ve tehditten kurtularak mücadelesinin teorik altyapısını kurmaya çalışmaktır. Bu şekilde mücadele için daha yararlı olabileceğini düşünür. Benzer şekilde modernde Eiko para karşılığında başka erkeklerle birlikte olmakta ve bu sayede maddi özgürlüğünü sağlamaktadır. Her iki karakterin de ortak noktası amaçlarını gerçekleştirebilmek (özgürlüğe ulaşma) adına kendilerini sistemin maddiyatı içinde köle olarak kullanılmasına izin vermek zorunda kalmalarıdır.

Düşüncelerinden dolayı hapse giren Osugi’nin buradaki iki adamla yaptığı konuşma da filmin seyri açısından önemlidir. Burada Osugi modern düşünceyi öven adama bunun entelektüel mastürbasyondan başka bir şey olmadığını söyleyerek devrim düşüncesinden bahseder. Modern düşünceye inana adama göre dışarısı içerisinden daha iyi bir yer değildir bunu değiştirebilmekse modernizmin elindedir. İşte bu sahneden sonra yönetmen hem devrimci hem de modernist düşünceye karşı saldırgan tutum sergileyen gelenekçi ideolojinin karanlık yüzünü gösterir ve adam dışarı çıktığında bir grup tutucu tarafından bıçaklanarak öldürülür.

Tüm bu hikaye boyunca ise Mako ve Eiko geçmişi, Osugi ve Noe’ye ne olduğunu öğrenmeye çalışırlar. Burada özellikle bir sahne yönetmenin postmodernizmle ilgili tutumunu açıklamaya girişmek için önemlidir. Eiko stüdyoda ikinci dünya savaşının yıkımı gösteren fotoğraflara bakar. Daha sonra da perdenin önüne geçer ve görüntüler onun üzerine yansır. Burada hem toplumsa benlik vurgusu yapılır hem de postmodern eklemlenme anlayışının en çarpıcı temsillerinde biri kendini gösterir.

Postmodern sanatının başlıca özelliklerinden olan farklı ontolojik dünyaların çarpışması ve üst üste gelmesi anlayışının resimdeki en önemli temsillerinden biri olan Davit Salle’nin 1980 yapımı Tight as Houses tablosunun sinematografideki yansıması üzerinden film boyunca yönetmen birçok eklemlenme mizanseni kullanır. (Bir rugby takımının, komutanlarının küllerini almak için savaşan askerlerle aynı sahada rakip olarak gösterilmesi…) Elbette burada iki eser arasındaki yaklaşık on yıllık süreye dikkat etmek gerek çünkü bu Yoshida’nın dehasına güzel bir örnek. Çünkü filmde yıllar sonra kullanılacak olan birçok postmodern yaklaşımın temelleri var. En çarpıcı örnekse Mako ve Eiko’nun kent benliği içinde farklı karakterlere büründükleri (farklı tabakadakilerin taklitlerini yaptıkları röportaj sahnesi) sahne. Burada kent sosyolojisine postmodern bir bakış getiren Jonathan Raban’ın eserlerinde bahsettiği insan kimliğinin, kentin görüşleri ve yüzeyleriyle yoğurabilirliği ve bunu bir yansıması olan personalar arasında gidip gelen bireyin durumu gözler önüne serilir.

Yönetmen tüm bu söylemlerine devam ederken ulusal çizgisini de korumayı sürdür. Eiko ve Noe’nin konuştukları sahnede (Ki dönemsel olarak böyle birşey mümkün değildir.) Eiko Noe’ye aradan geçen kırk yılda neler olduğunu sorar. Fakat Noe hiçbir şey demeden yürür ve uzakta kocasıyla çocuğunun yürüyen siluetlerini görür. Değişmeyen bir şey varsa muhafazakar beklentilerdir. Ama burada onca yıldır bir türlü aşılamayan konu, bu beklentilerin yer yer zaten varoluşsal olarak gerçekleşenle kesişmesidir. Bu, kadınlığın kendisini feminizm hareketi üzerinden de olsa tam olarak özgürleştirmesini sürekli olarak engeller. Bu anlatı(kocası ve çocuğunun siluetini görmesi) birkaç sahne de daha kendini gösterir. Elbette tahmin edileceği üzere bu sahnelerin ortak noktası Noe’nin bireysel olma çabasına giriştiği bölümler olmasıdır.

Özellikle Noe’nin bu bahsettiğimiz sürekli kocası ve çocuğunun siluetinin gözüktüğü sahnelerin birinde, ufukta uzaklaşan Noe’nin görüntüsünde, elinde anahtarı (gücü) bulunduran kadının (çalışmayı istediği dergideki kişi) moderndeki Eiko’nun işvereniyle olan benzerliği çok çarpıcıdır. Dönemler farklı fakat aslında her şeyi çözebilme gücüne sahip olanın (otorite burjuvazisi)hiçbir şey yapmaması aynı.

Nihayet filmin finalindeyse yönetmen feminizmin bunalımıyla ideallerini çöküşünü sanatsallığın zirvesine taşır. Mako ve Eiko’nun geçmişte olanlar dair düşünceleri ile paralel olarak geçmişteki olayların da yaşanma şekilleri anlatılır. Burada toplamda 3 farklı şekilde aynı olaya tanık oluruz. İlk olarak birlikte olduğu kadın Osugi’yi öldürür. Burada paralel kurguyla Mako ve Eiko gösterilerek seyirci üzerinde anlatı kontrolü yapılır. Bu ilk bölümü izleyince ideallerin sistem tarafında cesurca öldürüldüğü anlamına ulaşırız. Fakat Mako böyle düşünmektedir. Ardında gelen ikinci bölümde Osugi kendisini öldürmeye gelen kadını görünce ideallerinin asla gerçekleşmeyeceğini düşünerek, kadının tüm vazgeçip karşı çıkışlarına rağmen intihar eder. Ve deriz ki burada inanılan ideolejilerin yüceltilmesi var. Fakat yönetmen bizleri yeniden Mako ve Eiko’ya getirir. Bu sahnede Eiko benzin döküp içinde bulundukları mekanı ateşe verir ve sonunda üçüncü kez yeniden Osugi’ye döneriz. Bu sefer yönetmen ilk iki bölümdeki gibi sahneyi baştan almaz. Direkt olayın içine bırakır bizleri. Olay bu sefer çok daha farklı olarak (Eiko’nun mekana ateşe verme nihilizmiyle alakalı bir şekilde) kadının korkaklığından Osugi’yi öldürememesi, Osugi’ninse korkudan kadının elinden bıçağı almaya çalışmasıdır. Yoshida sonunda her iki ideolojiyi övüp ters köşe yaptıktan sonra bunları realite tarafında parçalayıp un ufak eder.

Sahnenin sonunda kadın Osugi’yi bıçaklayamaz fakat Osugi’nin korkuya kapılarak arkasında durduğu inançtan kopması onun benliğinde ölümcül bir yara açar ve bıçaklanmamasına rağmen yere yığılarak ölmeyi bekler. Bu sırada birden ortaya Noe çıkar ve gerçek olarak Osugi’yi bıçaklar.

Ve son sahnede geçmişteki tüm karakterlerin bir arada, stüdyoda Mako ve Eiko tarafından fotoğrafları çekilir.

Her bir sahnesinde üzerine sayfalarca yazı yazılabilecek diyaloglar olan Erosu purasu Gyakusatsu tüm bu metinsel başarısını bir de sinemtografiyle süsleyerek sinema tarihine adını başyapıt olarak yazdırmış bir eser. Yönetmenin modernizm eleştirisini mekan kullanımıyla (Mako ve Eiko’nun boş inşaatlarda koştuğu sahne) harmanlamayı başararak yer yer anti-sinema özelliği gösteren kadrajlamaları sadece sinematografisi üzerine bile uzun uzadıya konuşabilecek bir konu hiç kuşkusuz. Geçmişin analizinden yola çıkıp özgürlük ve feminizm üzerine geleceğe dair söylemlerde bulanma başarısını gösteren filmin pek de bilinmiyor olması çok büyük bir kayıp.

İzleyin, izlettirin…


  • Filmin türkçe altyazısını hiç bir şekilde bulamadım. Konuya dair bilgi verebilir misiniz?

  • Kerem Duymuş

    Maalesef filmin Türkçe altyazısı henüz yok. Fakat İngilizce altyazısını edinebilirsiniz. Umarım bu yazı vesilesiyle hem filmin tanınırlığı artar hem de bu sayede filmin Türkçe altyazısı hazırlanır. İyi günler.


MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol