Dünya prömiyerini Berlin Film Festivali'nde yapan ve olumsuz eleştirilerle dikkat çeken Entebbe'de 7 Gün filminin yönetmenliğinde, daha önce aynı festivalde Altın Ayı ödüllü 2007 yapımı Tropa de Elite filmiyle de tanınan José Padilha bulunuyor. Film, Entebbe Baskını olarak bilinen dünya tarihine geçmiş bir rehine operasyonuna odaklanıyor. 20. yüzyılı tanımlamamıza en çok yardımcı olacak kelime belki de ideolojidir. Bu zaman diliminde bilimde, sanatta, felsefede ideoloji insanların yaşamlarını sarmalamıştır artık. Bu tanımı politik ideoloji olarak daraltırsak eğer bugünün en etkin fikirlerinin büyük bir çoğunluğunun 20. yüzyılın ilk isyanlarıyla şekillenmeye başladığını görürüz. Bu yüzyılın son 30 yılına yani 1970’lerin dünyasına baktığımızda özgürlükçü düşüncelerin, büyük değişimlerin ortaya çıktığı bir zaman dilimine tanık oluruz. Hippi hareketiyle birlikte Soğuk Savaş gerginliği devam ederken, kaderi ve yolu tanık olduğu çağdaşlarından çok daha eskiye dayanan bazı Orta Doğu ve Afrika ülkeleri, günümüze değin süren ideolojik, ekonomik ve kültürel çatışmaların merkezi konumundadır. Özellikle Orta Doğu’da çoğu ideoloji, bu dönemde nicel olarak içinde barındırdığı düşünceler bütününden çok daha fazla silahlı eylemlerle tanınmaktadır artık. 70’li yıllarda politik fikirler, eğer fiziksel şiddete dökülemiyorsa, çok daha önemli olmasına karşın egemen tarih anlayışının etkisiyle kenara itilmeye maruz bırakılmıştır. Birlik, topluluk, örgüt, konsey gibi aslında duruma ve amaca göre değişebilecek anlamı ifade eden kelimelerin günümüz dünyasındaki temsilleri bir hayli karışmış durumdadır. İnsanlığın bir ateş etrafında toplanıp konuşarak karar aldıkları ilk günden bu yana kalabalıklar az olana, birey olana karşı gücünü korumaktadır. Belirli bir sayıya ulaşmış bir birlik ulus devlet olurken, yine belirli bir sayıdaki topluluk terörist olabilmektedir. Hatta bu uluslar birleşip bir masada olabildiğince medenice oturabilmekte, ateşi nereye yakıp nerede söndüreceğinin kararını alabilmektedir. Aynı çatı altındaki fikirler birleştirirken, tüm bunların aynı zamanda hiçbir önemi yoktur. Kral Arthur’un yuvarlak masasından, Birleşmiş Milletlere kadar alınan tüm toplu kararların bir söylem bir de fiil kısmı olmuştur. Hatta çoğu zaman söylem, fiil ile birbirine girmiş, her ikisi de anlamını aşındırmıştır. Filmin açılış ve kapanışında yer alan dans sahnesi, koreografi olarak olmasa da anlamsal açıdan Birleşmiş Milletleri çağrıştırmakta ve özellikle ulus devletlerin dünya siyasetinin en başarılı rehine kurtarma operasyonu olarak görülen bu operasyona ve kaçırılma eylemine nasıl baktıkları üzerine bir hiciv performansı olarak seyre sunulmaktadır. Fakat filmle hiçbir biçimsel bütünlüğü bulunmayan bu sahnelerin ardındaki fikrinin ötesinde araya zorla sıkıştırılmış bir atmosferi bulunmaktadır. Entebbe’de 7 Gün: Yüzeysel Bir Barış Söylemi Tarihe Entebbe Operasyonu ya da diğer adıyla Operasyon Yonatan olarak geçen, 27 Haziran 1976 günü, Tel Aviv - Atina - Paris seferini yapan Air France yolcu uçağının 248 yolcusu ve 12 mürettebatının Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından kaçırılışını anlatan film, son derece yüzeysel ve zorlama bir barış söylemi sunuyor. Rehinelerin gerçek anılarından yola çıkarak belirli bir tarihsel geçmişe (Nazi Almanyası) odaklanan film, neredeyse tüm sahnelerinin arka planını bu hüzünlü zaman dilimine kurarken, Filistin ve İsrail arasındaki bu köklü savaşın neden sonlanamadığını, barışın neden gelemediğini de sadece birkaç replikle anlatmayı deniyor. Rosamund Pike ve Daniel Brühl’ün canlandırdığı iki Alman eylemci üzerinden anlatmayı denediği hikâyesini olabildiğince aceleye getirerek ne karakterlerin- dolayısıyla gerçek temsillerinin- derinlerine inebiliyor ne de filmin dayandığı eylem biçiminin (Kaçırılma özelinde Filistin Kurtuluş Örgütü'nün ideolojisi) basitleştirmekten öteye gidebiliyor. Bu iki karakter hem var hem…

Yazar Puanı

Puan - 30%

30%

Entebbe'de 7 Gün, köklü bir savaşın sadece bir safhası olarak yorumlanabilecek yaşanmış gerçek bir olayı olabildiğince aceleye getirerek bir sona ulaşıyor. Buradan aldığı hızla da üzerine pek de düşünülmemiş bir barış söylemine başvuruyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
30

Dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan ve olumsuz eleştirilerle dikkat çeken Entebbe’de 7 Gün filminin yönetmenliğinde, daha önce aynı festivalde Altın Ayı ödüllü 2007 yapımı Tropa de Elite filmiyle de tanınan José Padilha bulunuyor. Film, Entebbe Baskını olarak bilinen dünya tarihine geçmiş bir rehine operasyonuna odaklanıyor.

20. yüzyılı tanımlamamıza en çok yardımcı olacak kelime belki de ideolojidir. Bu zaman diliminde bilimde, sanatta, felsefede ideoloji insanların yaşamlarını sarmalamıştır artık. Bu tanımı politik ideoloji olarak daraltırsak eğer bugünün en etkin fikirlerinin büyük bir çoğunluğunun 20. yüzyılın ilk isyanlarıyla şekillenmeye başladığını görürüz. Bu yüzyılın son 30 yılına yani 1970’lerin dünyasına baktığımızda özgürlükçü düşüncelerin, büyük değişimlerin ortaya çıktığı bir zaman dilimine tanık oluruz. Hippi hareketiyle birlikte Soğuk Savaş gerginliği devam ederken, kaderi ve yolu tanık olduğu çağdaşlarından çok daha eskiye dayanan bazı Orta Doğu ve Afrika ülkeleri, günümüze değin süren ideolojik, ekonomik ve kültürel çatışmaların merkezi konumundadır. Özellikle Orta Doğu’da çoğu ideoloji, bu dönemde nicel olarak içinde barındırdığı düşünceler bütününden çok daha fazla silahlı eylemlerle tanınmaktadır artık. 70’li yıllarda politik fikirler, eğer fiziksel şiddete dökülemiyorsa, çok daha önemli olmasına karşın egemen tarih anlayışının etkisiyle kenara itilmeye maruz bırakılmıştır.

Birlik, topluluk, örgüt, konsey gibi aslında duruma ve amaca göre değişebilecek anlamı ifade eden kelimelerin günümüz dünyasındaki temsilleri bir hayli karışmış durumdadır. İnsanlığın bir ateş etrafında toplanıp konuşarak karar aldıkları ilk günden bu yana kalabalıklar az olana, birey olana karşı gücünü korumaktadır. Belirli bir sayıya ulaşmış bir birlik ulus devlet olurken, yine belirli bir sayıdaki topluluk terörist olabilmektedir. Hatta bu uluslar birleşip bir masada olabildiğince medenice oturabilmekte, ateşi nereye yakıp nerede söndüreceğinin kararını alabilmektedir. Aynı çatı altındaki fikirler birleştirirken, tüm bunların aynı zamanda hiçbir önemi yoktur. Kral Arthur’un yuvarlak masasından, Birleşmiş Milletlere kadar alınan tüm toplu kararların bir söylem bir de fiil kısmı olmuştur. Hatta çoğu zaman söylem, fiil ile birbirine girmiş, her ikisi de anlamını aşındırmıştır. Filmin açılış ve kapanışında yer alan dans sahnesi, koreografi olarak olmasa da anlamsal açıdan Birleşmiş Milletleri çağrıştırmakta ve özellikle ulus devletlerin dünya siyasetinin en başarılı rehine kurtarma operasyonu olarak görülen bu operasyona ve kaçırılma eylemine nasıl baktıkları üzerine bir hiciv performansı olarak seyre sunulmaktadır. Fakat filmle hiçbir biçimsel bütünlüğü bulunmayan bu sahnelerin ardındaki fikrinin ötesinde araya zorla sıkıştırılmış bir atmosferi bulunmaktadır.

Entebbe’de 7 Gün: Yüzeysel Bir Barış Söylemi

Tarihe Entebbe Operasyonu ya da diğer adıyla Operasyon Yonatan olarak geçen, 27 Haziran 1976 günü, Tel Aviv – Atina – Paris seferini yapan Air France yolcu uçağının 248 yolcusu ve 12 mürettebatının Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından kaçırılışını anlatan film, son derece yüzeysel ve zorlama bir barış söylemi sunuyor. Rehinelerin gerçek anılarından yola çıkarak belirli bir tarihsel geçmişe (Nazi Almanyası) odaklanan film, neredeyse tüm sahnelerinin arka planını bu hüzünlü zaman dilimine kurarken, Filistin ve İsrail arasındaki bu köklü savaşın neden sonlanamadığını, barışın neden gelemediğini de sadece birkaç replikle anlatmayı deniyor. Rosamund Pike ve Daniel Brühl’ün canlandırdığı iki Alman eylemci üzerinden anlatmayı denediği hikâyesini olabildiğince aceleye getirerek ne karakterlerin- dolayısıyla gerçek temsillerinin- derinlerine inebiliyor ne de filmin dayandığı eylem biçiminin (Kaçırılma özelinde Filistin Kurtuluş Örgütü’nün ideolojisi) basitleştirmekten öteye gidebiliyor. Bu iki karakter hem var hem de yok; karakterler yalnızca Alman ulusu üzerinden suçluluk duygusunu, vicdan rahatlatmayı üstlenirken başka bir amaca hizmet etmemekteler.

Sonuç olarak film, köklü bir savaşın sadece bir safhası olarak yorumlanabilecek yaşanmış gerçek bir olayı olabildiğince aceleye getirerek bir sona ulaşıyor. Buradan aldığı hızla da üzerine pek de düşünülmemiş bir barış söylemine başvuruyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi