Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

21 Temmuz’da vizyona girecek Dunkirk öncesi Christopher Nolan’ın filmografisine bir bakış atarak, başarılı yönetmenin filmlerini en kötüden en iyiye sıraladık. 

Seçkiye geçmeden önce şunu hatırlatalım, biz bu seçkiyi, Christopher Nolan’ın tüm filmlerini izlemiş ve filmografisine hakim dokuz yazarımızın oylarıyla hazırladık, ki herbirimizin listesi bir diğerinin listesinden oldukça farklıydı, kendi aramızda da tatlı tartışmalar yaşadık. Yazının altına, siz de sıralamanızı ve fikirlerinizi bırakabilirsiniz.

Oylamaya katılanlar: Serdar Durdu, Utku Ögetürk, Ekin Can Göksoy, Halil İbrahim Sağlam, Melis Öneren Özbek, Ecem Şen, İbrahim Cem Özsefil, Özge Yağmur

En Kötüden En İyiye Christopher Nolan Filmleri

9- The Dark Knight Risesthe-dark-knight-rises-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 60

Christopher Nolan’ın çok övülen Batman üçlemesinin üçüncü ve en zayıf halkası olan The Dark Knight Rises, Bane isimli bir asinin ortalığı karıştırarak Gotham şehrini ele geçirişine odaklanıyor. Klasik üçleme çizgisinde ilk filmle bağlantı kurarak arka plan hikayesini güçlendirse de, The Dark Knight Rises içerdiği muğlak – kimine göre otoriter – politik mesaj ile üç saate yakın bir görsel şölen dışında hiçbir şey vaat etmiyor. Çok sevilen ikinci film The Dark Knight’taki senaryo boşlukları (birden olayların çözülmesi için kullanılmış teknolojik numaralar gibi) bu filmde o kadar göze batmıyor. Burada göze batan daha çok, iyi-kötü çizgisinin yönetmen tarafından çok net çizilmesi ve bu sınırın rahatsız edici bir noktada durması. James Cameron yönetmenliğini üçüncü sınıf sürpriz sonlu senaryolarla bezemeyi seven Christopher Nolan’ın filmografisinde bile eğreti bir yer tutuyor dolayısıyla film. Zizek’in sözleri ile “asi” vatandaşları bastıran “iyi” kapitalisti temsil eden Batman’in karşısındaki Bane ile kıyaslandığında neden “iyi” olduğuna dair ikna edici bir cevabı yok Batman’in. Yahut, Bane’in insanları sokaklara nasıl dökebildiğine ve o sokaktaki insanların neden “kötü” olduğuna… Tüm bunlarla birlikte, filmin The Dark Knight Üçlemesi’nin en zayıf filmi olduğunu söylemek çok kolay. Genel görüşün aksine, benim açımdan üçlemenin Tim Burton’ın Batman’lerinin yanına bile yaklaşamayacağını düşünürsek, Batman filmlerinin en kötülerinden biri olduğu da aşikar.

8- Following

following-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 67

Nolan’ın 69 dakikalık siyah-beyaz ilk mini uzun metrajı olan Following, 6 bin dolar gibi inanılmaz düşük bir bütçeyle ve 16 mm kamerayla kotarılmış bir film. Nolan’ın 1997 yapımı kısa filmi Doodlebug’ta oynayan Jeremy Theobald’ın hem başrol hem de Nolan’la beraber yapımcı sıfatıyla yer aldığı filmin oyuncu kadrosu tamamı profesyonel olmayan, hayatlarında ilk defa bir filmde oynayan kişilerden oluşuyor. Following, “ilk filmimi çekiyorum, hatalarımı mazur görün” savunmasına sığınan birçok sinemacıya ders niyetinde izlettirilecek,  bunca amatörlük ve bütçesizlik içerisinde bile nasıl yetkin bir yönetmenlik sergilenebileceğini gösteren bir örnek. Özellikle üç farklı koldan akan ve lineer olmayan hikaye kurgusuyla öne çıkan bu film-noir’i sinema tarihine geçecek olan “Memento”nun altyapısı olarak yorumlamak mümkün.

7- Imsomnia

insomnia-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 70

Kariyeri boyunca yöneteceği filmlerin senaryosunu hep kardeşiyle birlikte yazacak olan Nolan, 2002’de bir istisna yaparak Erik Skjoldbjaerg’in 1997 yapımı Insomnia filminin yeniden çevrimine imza attı ve senaryosu bir başkasına aitti. Al Pacino, Robin Williams, Hillary Swank gibi yıldız oyuncuları kadrosunda barındıran ve 46 milyon dolarlık bütçesiyle Nolan’a Hollywood’un kapılarını açan yapım, hafızayı, zamanla oynamayı ve karmaşık kurguyu seven Nolan’ın tarzıyla alakası olmayacak derecede sade ve düz bir suç- polisiye filmiydi. Uykusuzluk teması üzerine şekillenen film, daha çok Robin Williams’ın kötü adam portresi ve finaldeki sisli atmosferiyle akıllarda yer etti. Kötü bir film olmamasına, hatta başarılı sayılabilecek bir yeniden çevrim olmasına rağmen Nolan’ın yönetmenlik becerisi, zekası ve tarzıyla kıyaslandığında filmografisinde hep en gerilerde anılmaya mahkum oldu.

6- Batman Begins

batman-filmloverss

FilmLoverss Puanı: 71

Gittikçe daha yüksek bütçeli filmler çekmeye başlayan Nolan, Spider-Man ve X-Men filmlerinin gördüğü yoğun ilginin ardından Joel Schumacher’in zamanında adeta katlettiği Batman serisini yeniden diriltmek için aranan yönetmen oldu. 150 milyon dolarlık bütçesiyle Nolan’ın “blockbuster” arenasına giriş yaptığı film olan Batman Begins, Tim Burton’un “gotik” yorumundan ve Joel Schumacher’in adeta karnavala çevirdiği “Gotham” tasvirinden ziyade Batman evrenine gerçekçi ve karanlık bir yorum getirerek oldukça başarılı bulundu. Günümüzdeki süper kahraman filmlerinde izleyicinin artık daha psikolojik ve karanlık atmosferlerden hoşlanmaya başlamasına ise büyük oranda Nolan’ın bu yaklaşımı öncü oldu.

5- Interstellar

basarili-bir-video-interstellar-in-gelecek-tasviri-filmloverss

 

FilmLoverss Puanı: 76

Gittikçe yaşanmaz bir hale gelen Dünya’da insanlar bir yandan yaşam koşullarıyla mücadele etmeye çalışırken bir yandan da uzayda yeni Dünyalar aramaya başlamışlardır. Ama uzay, kara delikleri ve kütle çekiminin sebep olduğu zaman kaymalarıyla daha önce görülmemişe doğru açılan o sonsuz kapısıyla fazlasıyla zorlu bir yerdir. Başarılı fikrin hakim olduğu sahnelerde film görsellerle birlikte tam anlamıyla mest ediyor, uçuyor. Ama ne zamanki klişeler ve tutarsızlıklar kendini göstermeye başlıyor, film büyüklüğünün altında ezilmeye başlıyor. Yıldızlararası, Nolan’ın filmografisinde kötü olmayan, iyi de olmayan ama epik hiçbir şekilde olmayan bir film olarak değerlendirilebilir. En nihayetinden tutarsızlıklara ve yüzeyselliklere gülüp geçerseniz, altta yatan fikir ve etkileyici teknik kullanımları çok zevkli bir iki saat kırk dakika sunabilir size.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi