Önceki Sayfa1 / 11Sonraki Sayfa

“Bond, James Bond”…

Sinema tarihinin en unutulmaz replikleri arasında yer alan bu cümle, 50 yılı aşkın bir süredir tüm güncelliğini koruyor. Bu yıl gösterime girecek olan SPECTRE ile 24. resmi filmine (1967 tarihli Casino Royale ile 1983 tarihi Never Say Never Again resmi uyarlamalar değildir) kavuşacak olan Bond serisi, beyazperdede izlediğimiz en uzun soluklu ve en çok film üretimini içeren seri olma unvanına sahip. Bugüne kadar çekilen 23 filmin tamamının gişeden kar elde ederek çıkmasının, 11 farklı yönetmen ve 6 farklı başrol oyuncusuna karşın serinin dinamizmini ve devamlılık duygusunu korumasının arkasında, İskoç yazar Ian Fleming’in dehası da büyük rol oynar.

Her roman, yazarından izler barındırır. Konu Fleming olduğunda ise bu izler oldukça görünür kılınmıştır. 1908’de Londra’da doğan Fleming, varlıklı bir ailenin ikinci çocuğudur. 1914’te Durnford Hazırlık Okulu’nda başlayan eğitimi oldukça sıkıntılıdır. Baskıcı ve muhafazakar olarak bilinen bu okulda yaşadığı sorunlara bir de babasını Birinci Dünya Savaşı’nda kaybetmesi eklenir. Sonrasında Eton Koleji’ne giren Fleming, akademik açıdan çok parlak bir öğrenci olmamasına karşın sporda gösterdiği üstün başarılar ile dikkat çeker. Annesinin onu üstün bir diplomat haline getirme arzusuna karşın dış görünüşüne önem veren, arabalara ve kadınlara karşı büyük bir tutku duyması nedeniyle ele avucu sığmayan Fleming, kendisini Reuters haber ajansında editör olarak bulacaktır. Haberciliğe ve yazmaya yönelen ilgisi; İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte sekteye uğrasa da, biraz da torpilin yardımıyla bir amiralin kişisel asistanlığını yapar. Birçok gizli operasyonda yer aldıktan sonra savaşın bitimiyle birlikte gazetecilik mesleğine döner ve bir casusluk romanı yazma yönünde ilk adımlarını atar. 1952’de, Jamaika’da yer alan Goldeneye malikanesinde ilk Bond romanını yazar: Casino Royale. Karakterini oluştururken özellikle savaş sırasında tanıdığı casuslardan ve öz abisi Peter’dan esinlenirken, karakter adını İngiliz kuş bilimci James Bond’dan alır. Fleming’in tek amacı basit ve kolay hatırlanan bir isim bulmaktır ve bu yöndeki tercihi oldukça başarılı olacaktır.

Fleming, 1964’te kalp krizi sonucunda gerçekleşen ölümüne dek Bond ile ilgili 14 roman, 9 kısa hikaye kaleme alır. Romanların tam bir başarıya ulaşmasının nedeni sıklıkla incelenmiştir. Fleming her gün aynı saatlerde çalışarak, günde 2000 kelime yazarak ve ne yazdığını tekrar okumaktan kaçınarak eserlerini tamamladığını söyler. Ünlü İtalyan düşünür Umberto Eco da onun romanlarını yapısalcı bir analizle ele almış ve ikili karşıtlıklara dikkat çekmiştir. Karakterler arasındaki ilişkilerin sadakat-ihanet, aşk-ölüm, hırs-idealler üzerinden okunabileceğini söyleyen Eco, aynı zamanda kötü karakterlerin genelde Doğu Avrupalı olduklarını, karmaşık kökenlerden geldiklerini ve çoğunlukla homoseksüel özellikler gösterdiklerini belirtir. Bu çıkarımlar da Soğuk Savaş dönemindeki iki kutuplu dünyanın, muhafazakar ve ötekileştirici bir bakışla ele alındığını ortaya koyar.

Fleming, yaşadığı sürece sadece iki Bond filmine tanıklık edebilir. Filmler hakkındaki görüşü çok olumlu olmasa da serinin uzaması, onun yarattığı karakterin bir efsaneye dönüşmesi ile sonuçlanacaktır. Seyircinin, Fleming’in yarattığı ikili karşıtlıklar üzerine kurulu hikayeye ve klişelere olan sevgisi, Bond filmlerini her daim ilgi çekici kılar. Hatta bir noktadan sonra karakter, yazarın elinden çıkmış ve izleyici onun üzerinden kendi mitolojisini kurmaya başlamıştır. Bond karakteri, Bond kızları, istihbarat şefi M, M’in sekreteri Miss Moneypenny, gizli servis araştırma şefi Q, CIA ajanı Felix Leiter ve terörist örgüt SPECTRE gibi isimler yıllar boyunca perdedeki yerlerini kaybetmezler. Sean Connery (6 kez), George Lazenby (1 kez), Roger Moore (7 kez), Timothy Dalton (2 kez), Pierce Brosnan (4 kez) ve Daniel Craig (4 kez) tarafından canlandırılan James Bond, her devrin adamı olarak tüm değişimlere ayak uydurur.

En İyi James Bond filmleri listesini hazırlarken Fleming’in eserlerine olan bağlılıktan çok filmleri kendi içlerinde bağımsız olarak değerlendirmeye çalıştım. Filmlerle ilgili yazıların sonunda meşhur açılış sekanslarını izleyebilirsiniz.

Önceki Sayfa1 / 11Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi