Amerikan sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden Ethan ve Joel Coen kardeşler, yepyeni bir filmle geri dönüyor. Coenler, Inside LIewyn Davis adını verdikleri filmle tekrar bir dönem dramasıyla karşımıza çıkmaya hazırlanırken, onların en iyi filmlerini seçmenin yerinde olacağını düşündüm. 80’li yılların ilk yarısında Blood Simple ile sinemaya adım atan Coenler, kara filmlerle kara mizah arasında gidip geldikleri bir kariyer inşa ettiler. Filmlerini yönetmek bir yana, senaristliğini ve prodüktörlüğünü de üstlenen kardeşler için ‘Auteur’ yönetmen sıfatı en uygun olanı sanırım.

Seçimlerimi nasıl yaptığıma gelirsek, 15 Coen filminden en iyi 5’i belirlemek tahmin edebileceğiniz gibi çok zorlayıcı oldu. Coenlerin son başyapıtı No Country For Old Men’i ilk 5 içine dahil edemedim. Miller Crossing, The Hudsucker Proxy, Raising Arizona ve O Brother, Where Art Thou? da adını anmadan geçmek istemediğim diğer Coen filmleri. Ancak Coenlerin bugüne dek ‘kötü’ film çekme lükslerini kullanmadıklarının da altını çizmek isterim.

5- The Big Leboswki

T-B-L

Vaktinin çoğunu evinde geçiren ‘Ahbap’ lakaplı işsiz Jeff Lebowski’nin hayatı, iki haydudun onu bir milyonerle karıştırıp evine girmeleri ve halısına işemeleriyle alt üst olur. Bu olayı kaldıramayan Leboswki halısının yenisini istemek üzere kendisiyle karıştırılan milyoneri ziyarete gidecektir. Bir noktadan sonra olayların içinden çıkılmaz biçimde karıştığı ve önemini kaybettiği filmde, meydana gelen çeşitli absürtlükler ve kara filmlere alaycı bakış, Coen mizahıyla birleştiğinde tarifi zor film çıkarıyor ortaya.  Coenlerin en arıza karakterlerinden olan ‘Ahbap’ın başına gelen garip olaylar karşısındaki duruşu-refleksleri, filmi unutulmaz bir komedi yapmaya yetiyor. Kısa zamanda kültleşen Big Leboswki, bir suç komedisi ve gücünü eksantrik karakterlerinden alıyor.


4- Fargo

fARGO

Jerry borçlarından kurtulmak amacıyla  karısını kaçırması için iki adam tutar. Zengin kayınpederinden yüklü bir fidye koparmak ve hayatını düzene sokmak istemektedir. Ancak işler hiç de umduğu gibi gitmeyecektir. Film, Coenlerin kıvrak zekasının ürünü olan hikayesiyle türe yenilik getirmemesine karşın, gerek olayı soruşturan iyilik timsali ve yetenekli hamile polis karakteri gerekse de aptal suçlu tiplemeleriyle sanki kara film klişelerinin dışına çıkma niyetindedir. Zaten Fargo’yu diğer Neo Noir örneklerinden ayıran özelliği karla kaplanmış bembeyaz bir Minnesota atmosferi kurmasıdır. En sevilen Coen filmlerinden olan Fargo, En iyi film dahil 7 dalda Oscar adayı olmuş ve en iyi senaryo ile en iyi kadın oyuncu (Francis McDormand) Oscarlarını almayı başarmış bir başyapıttır.

3- Barton Fink

BARTON-FINK

 1940’lı yılların Amerika’sında geçen filmde, Barton Fink adlı bir oyun yazarının Hollywood’da bir film senaryosu yazmak için işe alınmasıyla içine düştüğü yazar bunalımını gerçeküstücü bir üslupla ele alır Coen kardeşler. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye, en iyi yönetmen ve en iyi erkek oyuncu (John Turturo) ödülleriyle dönen Barton Fink, Coenlerin uluslararası arenada tanınmasını da sağladı. Barton Fink’in kağıt üzerinde basit duran hikayesine aldanmamalı, zira farklı okumalara açık yapısı ve alt metinleriyle zengin bir menüye sahiptir. Herhangi bir türe dahil etmekte zorlandığımız Barton Fink, kısaca yaratıcılık krizi dramasını kara filmlere öykünerek anlatır. Has Coen filmi dedikleri şey bu olsa gerek.

2- Kansız (Blood Simple)

Blood-Simple

Blood Simple, Coen kardeşlerin ilk filmi olmakla birlikte filmografilerinin de en karanlık halkasıdır. Teksas’ı mesken tutan hikayede bir bar işleten Marty, karısı Abby’nin kendisini aldattığından şüphelenir ve onu takip etmesi için bir özel dedektif tutar. Coenler, bir ilk filmden beklenmeyecek yetkinlikteki filmleri Blood Simple’da dört karakter etrafında kurguladıkları suç öyküsüyle Noir evreninde bir gezintiye çıkartıyorlar seyirciyi. Asıl önemli olan daha sonra Coen filmlerinin birer alameti farikası olacak ‘karakterler arasındaki yanlış anlamalar dizisi’ ve ‘düğüm olan olaylar dizisi’ şeklinde vuku bulan hikayelerin yani bir yönetmen sinemasının temelleri atılır Blood Simple ile. Filmin meziyetleri saymakla bitmez, bağımsız sinemanın ve döneminin en iyilerindendir.

1- Orada Olmayan Adam (The Man Who Wasn’t There)

themanwhowasntthere

 2001’de yine 40’lı yılları fon alan bir filmle karşımıza çıkan Coenler, Kuzey California’da berberlik yapan bir adamın sıradan yaşantısını; önce aldatma, sonra şantaj, cinayet gibi olaylarla suç dünyasının içine çeker ve  bu olayları trajik bir sonla bağlayarak, ana karakterimiz Ed Crane’in hikayesini sıra dışı bir filme dönüştürürler. Senaryo yazımında ve yönetmenlikte ustalık mertebesine erişen kardeşler, aşina olduğumuz arıza karakterlerinden ağırbaşlı karakterlere yönelirler. Renkli çekilip, siyah beyaza dönüştürülen Orada Olmayan Adam, kabul etmek gerekir ki, genel seyirci için zor bir seyirliktir. Film sadece Coen kardeşlerin değil, günümüz sinemasının da en iyi örneklerinden biridir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi