Önceki Sayfa1 / 10Sonraki Sayfa

Coen Kardeşlerin senaryosunda imzasının bulunduğu, Steven Spielberg’in yönetmenliğini üstlendiği Bridge of Spies bu hafta sonu vizyona giriyor. Elli yıllık sinema hayatı boyunca denenmedik tür bırakmayan, sinema tarihine pek çok başyapıt armağan eden Steven Spielberg’in filmlerini sıralamak epey zordur. Yönetmenin yeni filmi Bridge of Spies’ın vizyona girişi sebebiyle bu zorlu görevin altına girelim ve en iyi 10 Steven Spielberg filmini sizler için derleyelim dedik.

Katkıda Bulunanlar: Tolga Demir, Emre Serbes, Batu Anadolu, Damla Durmaz, Utku Ögetürk, Serdar Durdu,  Ekin Can Göksoy, Büşra Şavlı, Özge Yağmur

En İyi 10 Steven Spielberg Filmi

10 – The Terminal (2004)

the - terminal - FilmLoverss

Blockbuster ustası olarak 2000’lerin başında çektiği vizyoner bilimkurgu filmlerinin ardından oldukça naif ve samimi diyebileceğimiz The Terminal için kolları sıvayan Steven Spielberg, siyasi karmaşanın ve bilinmezliğin ortasında kalan saf bir adamın hikayesini anlatmaya girişti. Catch Me If You Can’den sonra Tom Hanks’le birlikte daha sakin ve kısmen romantik bir filminde çalışan usta yönetmen, bu defa gerilimden ziyade durum komedisiyle süslü daha dramatik bir hikaye anlatmayı tercih ediyor. The Terminal gibi filmler genellikle yönetmenlerin ileri görüşlü ve başarılı işlerinin ardından gelen rahatlama dönemlerinde ortaya çıkabiliyorlar ve çoğunlukla başarısız olarak adlandırılıyorlar. Ancak, Spielberg’in yönetimsel refleksileriyle şekillenen bir takım klasik şablonlar oldukça isabetli yerler ediniyor.

The Terminal, özetle uçuşu sırasında çıkan iç savaş yüzünden vatansız kalan bir adamın hikayesini anlatıyor. JFK Havalimanı’nda mahsur kalan bu adamın, aylar boyunca terminaldeki hayatta kalma mücadelesini ve kurduğu dostluklarla birlikte bulduğu aşka odaklanan film, Spielberg’in klasik Amerikancı tavrından fazlasıyla payını alıyor elbette. Belki de, Amerikan Rüyası’nın farklı bir idüşümü olarak yorumlanabilir. Filmde, Stanley Tucci tarafından canlandırılan ve otorite olarak yer alan tek kişinin ağzından dökülen alaycı “devrim” kelimesinin ardından, ironik bir biçimde havalimanında bu otoriteye karşı gerçekleşen küçük devrim de, Spielberg’in takip ettiği klasik şablonlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Her ne kadar fazlasıyla etkileyici bir sinematografi ve teknik açıdan üst düzey bir iş çıkarmasa da Spielberg, kamerasını bütün terminale yayan ve bir adamın dünyasını resmeden sinemasıyla hiç sırıtmıyor. Duraklama anında bile çoğu yönetmenin en iyilerinine yaklaşır standartta filmler ortaya koyabileceğinin bir kanıtını sunuyor bizlere.

Önceki Sayfa1 / 10Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi