Önceki Sayfa1 / 10Sonraki Sayfa

Adını yaşayan en büyük yönetmenler arasında anabileceğim Polonyalı sinemacı Roman Polanski’nin prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan son çalışması Venus in Fur yaklaşırken en iyi filmlerini seçmek istedim.

Polanski’nin filmlerinde ele aldığı cinsellik, bastırılmış duygular, dozunda kullandığı şiddet ve kapalı mekanlardaki sıkışmışlık hissi ve gerilim gib öğelerin yönetmenin zorlu çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıklarıyla doğrudan ilintili olduğunu düşünüyorum. 50’li yıllar boyunca kısa filmler çekmekle yetinen Polanski, ülkesi Polonya’da çektiği ilk film Knife ın the Water ile sıkı bir giriş yaptı sinema dünyasına. Venedik Film Festivali’nden o yıl Altın Ayı ve FIPRESCİ ödüllerinin yanı sıra pek çok övgü alan yönetmen, bu filmin peşi sıra gerilim, korku ve dram üçgeninde geçen Repulsion, Cul de sac, Rosemary’s Baby gibi hepsi takdir toplayan birbirinden başarılı filmlere imza attı. 60’lı ve 70’li yıllar Polanski’nin altın dönemiydi. 80’li ve 90’lı yıllarda iyi filmler çekse de klasik bir eser üretemeyen Polanski, 2000’li yıllarda The Pianist ile geciken yönetmen Oscar’ını almasını bildi.

10. filmi seçmek bir hayli zorlayıcıydı. The Ninth Gate, Bitter Moon, The Fearless Vampire Killers ve Death and the Maiden arasında gidip geldim. Sebebi de filmlerin aynı seviyede olmasıydı.

10- The Ninth Gate

İlk döneminde olduğu gibi yine korkuya yönelen Polanski, genel olarak çok tatmin edici bir iş ortaya koyamasa da ikinci şeytan filmi The Ninth Gate ilgiye değer bir filmdi. Gölgeler Krallığının dokuzuncu kapısını açacak kitabın peşine düşen bir kitap araştırmacısının kendisini sarmalayan bu esrar perdesini aralama çabası, gerilimin yükseldiği ilginç bir finale ulaşıyordu

[youtube video_id=”V1ueyfoNTdU” width=”600″ height=”350″]


Önceki Sayfa1 / 10Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi