İnternet yayıncılığının basılı yayıncılığın önüne geçmeye başladığı ve sinema yazını ve yazarlarının kimlik değiştirdiği bir dönemden geçtik, geçmeye de devam ediyoruz. Sinema siteleri ve bloglarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor ve eli kalem tutan her sinemasever, kendisini eleştirmen ilan edebiliyor. Ana diline, sinema tarihine, türlere, akımlara hâkim olan; alt metin okuyabilen, kıyas yapabilen ve bir üslubu olan her yazar kendisine sinema yazarı veya eleştirmen diyebilir. Sinema yazarlığı kimsenin tekelinde değildir ve en önemli nokta da sizin kendinizi eleştirmen ilan etmenizden ziyade okurların sizi sinema yazarı olarak görüp kabullenmesidir.

Eleştirmenin ve Eleştirinin Eleştirilmesi

İnternet yazarlığının en büyük avantajı sosyal ağlar aracılığıyla okurla doğrudan iletişim kurabilmeniz, övgü ve yergileri anı anına alabilmenizi sağlamasıdır. Dezavantajı ise çeşitli hakaretlere ve kötü niyetli eleştirilere maruz kalmanızdır. Bu da demoralize olmanıza sebep olabilir. Açıkçası eleştiriyi hazmedemeyen birinden eleştirmen olmayacağını düşünüyorum. Elbette olumsuz dahi olsa eleştirinin hakkaniyetli ve yapıcı olması koşuluyla… Diğer durumlarda eleştirmenin kendisini ve yazısını savunmasından daha doğal bir şey yok.

Bir Yazıya Bakarak Hüküm Vermek

Düşüncelerini ifade etmekte zorlanan, imla hataları ve anlatım bozukluklarıyla dolu eleştiriler yazan bir yazarın notunu bir yazısına bakarak veririz. Peki, düzenli takip ettiğiniz ve az çok da takdir ettiğiniz bir yazarın, günün birinde kötü veya özensiz bir yazısına denk geldiniz, ne yapıyorsunuz? Olması gereken elbette o yazının eleştirilmesi ve yazarın neden özensiz bir eleştiri yazdığının sorgulanmasıdır. Ancak, bizde olan durum yazarın bir çırpıda itibarsızlaştırılması, yerden yere vurulması, geçmişteki yazıların yok hükmünde sayılmasıdır. Bu bir genelleme değil, zaman zaman karşılaşılan bir durumdur. Bazı yazarlar hep standart yazılar çıkartır. Ama onların da istisnai vasat yazılar çıkardığı görülür. Standart yazabilmek tecrübeyle doğru orantılıdır. Yazı kalitesinde dalgalanmanın bir başka sebebi hâkimiyet alanının dışına çıkılmasıdır. Filmin ele aldığı temaya hâkim değilseniz kendi standardınızın altında kalmanız kaçınılmaz olacaktır. Diğer bir sebep ise işiniz gereği zerre ilgilenmediğiniz bir filmi izlemek ve gönülsüzce yazmaya girişmenizdir. Ama bu bir bahane olamaz tabii. Buradan varacağımız sonuç eleştirilerin tek başına değerlendirilip eleştirilebileceği, yazarın ise daha önceki yazılarının da tartılarak bir genellemeye gidilmesi gerektiğidir.

Kısa veya Uzun Yazının Eleştirilmesi

Bir yazar, ne yazdığının ve niçin yazdığının farkındaysa ne kadar yazması gerektiğini de bilir. Yazısını kaleme alırken kendi tatminini değil, okuru düşünmesi gerektiğini de… Uzun yazılar genellikle çok eleştirilmez. Yazının bir kısmı okunsa da yazarın işinin ehli olduğuna karar verilir. Eleştiriyi biraz kısa tuttuğunuzda ise durum tam tersidir. Filmi eleştirecek kapasitede olmadığınıza karar verilmesi olasıdır. Tecrübeli bir yazar nerde ne kadar yazmasını gerektiğini çok iyi bilir. Habertürk’ün değerli sinema yazarlarından Mehmet Açar ve Kerem Akça’dan vereceğim örneklerle devam edelim. Piyasadaki en iyi birkaç sinema yazarından biri olan Mehmet Açar’ın gazetedeki eleştirilerine bakarsanız, yazılarını çok uzatmadığını görürsünüz. Peki, neden kısa tutuyor biliyor musunuz? Filmi özümseyen Açar, düşüncelerini kâğıda dökerken öyle bir dil kullanıyor ki, başka bir yazarın bir paragrafta anlattığını iki cümlede daha anlaşılır bir biçimde aktarabiliyor. Gereksiz ayrıntılarla yazıyı şişirmemesi gerektiğini biliyor ve daha da önemlisi bu eleştirinin bir gazetede yayınlanacağının da bilincinde. Çünkü gazete eleştirileri uzun uzun analiz kasma yeri değil. Kerem Akça’ya baktığımızda eleştirilerinde bir sınırlama olmadığını görürüz. Akça; türsel, tarihsel ve auteur eleştirisi yaptığından meramını anlatabilmek için daha uzun yazmaya ihtiyaç duyuyor. O sebeple uzun yazıyor diye eleştirmek de doğru olmayacaktır. Demek ki yazı uzunluğu eleştiride belirleyici bir unsur değil.

Bir eleştirinin uzunluğunun veya kısalığının eleştiri konusu yapılması komik değil mi sizce de? Yazıda filmle ilgili dikkate değer tespitler var mı, film okunabilmiş mi, başka yazarların ya da okurların gözünden kaçan detaylar dile getirilmiş mi gibi sorulara evet diyebiliyor muyuz önemli olan bu.

Yeterlilik Saptaması

Bir sinema yazarının ve yazılarının yeterliliği kişiden kişiye göre değişir. Atilla Dorsay gibi bir duayen bile tartışılabiliyorsa her sinema yazarı o topa girebilir. Yazarın yeterliliğini saptayan okurun saptamayı nasıl yaptığına bir bakalım. Saptamada en belirleyici hususun okurun yazarla aynı düşünceleri paylaşıp paylaşmaması olduğunu düşünüyorum. Hatta daha da ileri gidiliyor. Yazarın genel kitlenin çok sevdiği filmlere verdiği düşük puanlar yetersizlik sebebi olarak görülebiliyor. Yazar filmi okuyabiliyor mu, okuyorsa nasıl okuyor? İşte yeterlilik saptamasında dikkat edilmesi gereken tek şey budur. Bu noktada “Nasıl okuyor?” sorusu önem arz ediyor ve eleştiri türleri devreye giriyor. Eleştiriyi eleştirirken hepimiz bazen acımasız olabiliyoruz. Eleştiriye sağlıklı bir eleştiri getirebilmek için öncelikle yazarın tercih ettiği eleştiri türü saptanmalı. Eleştirinin türü mü olur demeyelim. Bir film; psikolojik, sosyolojik, ideolojik, sinema tarihi, yönetmen sineması ve tür sineması gibi pek çok açıdan analiz edilebilir. Şimdi bir örnek verelim. Sinema tarihi ve türlerle ilgilenmeyen bir psikoloji veya sosyoloji öğrencisi, okuduğu yazı tarihsel veya türsel bir eleştiriyse doğal olarak o yazıda pek bir şey bulamayacak ve yazıyı beğenmeyecektir. O okur, yazarı veya yazıyı yetersizlikle itham ediyorsa orada ciddi bir sorun vardır. Buradaki sorun beklenti ve ilgi sorunudur. O yazar filmi psikolojik ve sosyolojik açıdan da tahlil edebiliyordur. Bunun bir tercih meselesi olduğunu görmek gerekiyor. Tıpkı yazının uzun veya kısa tutulmasında olduğu gibi. Verdiğimiz örnekten de anlayabileceğimiz gibi eleştirinin yeterliliği saptanırken eleştiriyi kendi türü içinde değerlendirmek şarttır. Hala yetersiz olduğu düşünülüyorsa da yazarın eleştiriyi dikkate alması, saygı duyması şarttır. Tekrar etmekte fayda görüyorum: Eleştiri kaldıramayan eleştirmen olamaz!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi