!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin Keş!f bölümünde yer alan El Futuro Perfecto, Nele Wohlatz’ın yönetmenliğini üstlendiği ve senaryosunu da Pio Longo ile birlikte yazdığı ilk uzun metraj kurmaca filmi. Locarno Uluslararası Film Festivali’nde En İyi İlk Film ödülünü alan El Futuro Perfecto, Xiaobin’in Arjantin’de ait olmadığı bir kültürün içerisinde, adeta bir benlik temsili olan dile yabancılaşma sürecini konu alır.

Dil, bireyin kendini ifade etmek ve iletişim kurmak amacıyla kullandığı ancak özünde bir kültürü ve o kültürle şekillenen bireyi tanımlayan bir araç olarak, tüm yaşamsal deneyimler hakkında belirli bir veri sunar. Bellek ve dil birbirinden ayrı düşünülemeyeceği gibi, dilin küçük bir parçası olan bir kelimenin zihinde oluşturduğu imgenin özünde kültürel deneyimlerimize dayandığı söylenebilir. Örneğin, Eskimo dilinde bir doğa olayı olan karı tanımlayan yüze yakın kelime bulunurken bir Akdeniz ülkesinde kar için kullanılan kelimeler bir elin parmağını geçmeyebilir. Bu durum Eskimoların hayatını tamamen kar ile iç içe geçirmesinden kaynaklanır ya da bir başka açıdan, Türkçede kullandığımız “can” sözcüğünün İngilizceye tam bir çevirisinin yapılamadığı bile iddia edilebilir. Düşünüldüğünde can, “can vermek” kullanımıyla hem ruhsal bir var oluşu temsil eder hem de canın acıması tabiriyle fiziksel bir acıya da parmak basar. Hatta daha da ileri götürürsek can, duygusal anlamda da yanabilen bir “şeydir”. Bu da aslında kültürümüzde, fiziksel ve ruhsal varoluşun ne denli bir tutulduğunun bir temsili olarak görülebilir. Dil felsefesinden tutun da etimolojiye kadar dil, tamamen insana dair olması bakımından da derin incelemelere tabii tutulur.

İngilizce adıyla The Future Perfect, İngilizceden aşina olduğumuz bir zaman kipi. Türkçede karşılığı olmayan bu gelecek zaman kipi, başlamış ya da başlayacak olan bir aksiyonun gelecekte sonlanacağını bildiren bir anlam taşır. Yani –miş’li gelecek zaman. Nele Wohlatz’ın yönetmen koltuğunda oturduğu aynı zamanda senaryosunu Pio Longo ile birlikte yazdığı El Futuro Perfecto, Xiaobin’in Çinli genç bir kız olarak kendi gelişimini bambaşka bir kültürün içinde deneyimlemeye çalıştığı ve ülkenin kültürünü dil üzerinden kelime kelime sıfırdan tanımladığı bir ilk film olarak görülebilir. Çünkü tam da Türkçede var olmadığı gibi Çincede de benzeri bir zaman kipi bulunmamaktadır. Zaman algısını ve yeni bir kültürü sıfırdan kendi içerisinde inşa etmeye çalışan Xiaobin ise çeşitli kimlikler arasında gezinir.

El Futuro Perfecto: Kötü Biten Gelecek Zaman

Xiaobin, Buenos Aires’te geçirdiği yeni günlerinde bir şarküteride çalışmaktadır ancak İspanyolcasının yetersizliği müşterilerle iletişim kurmasını zorlaştırır. Bu sebeple işten çıkarılan ana karakterimiz kendisine yeni bir iş bulur ve İspanyolca kursu sayesinde kendini geliştirmeye çalışır. Xiaobin’den kiraya ve giderlere destek olmasını biraz da zorlayarak talep eden annesi, Xiaobin’in aldığı dil eğitimini gereksiz bulur. Xiaobin ise gizlice gittiği dil kursuna ve dil üzerinden yeni bir kültürü deneyimlemeye devam eder. Bu dil kursu, canlandırmalar üzerinden ilerlemektedir ve herkes belirli karakterleri sahiplenerek bazı sahneleri canlandırır. Xiaobin, Beatriz adında bir hemşireyi oynadığı bu mini sahnelerde Beatriz’i kendisine yeni hayatının ona getirdiği bir kimlik olarak alır ve adını kendi çevresinde Beatriz olarak değiştirir. Bu adaptasyonun ilk ve en güçlü sürecidir ve bu adaptasyonun kendisine önerilen bir diğer ismin de kabulüyle aslında bir kimlik karmaşasına dönüşmüş olduğu ortaya çıkar. Yönetmenin ana karakterine mesafeli durması sebebiyle izleyici de ana karakterin gerçekte ne hissettiğini ya da temel motivasyonlarını bilmez ve Xiaobin’in içine düştüğü duruma ortaklık eder.

El Futuro Perfecto, 65 dakikalık, ortalama bir uzun metraja göre kısa süren seyirliğine rağmen meselesini başarılı bir şekilde ortaya koyabilen bir film. Yanı sıra esasında kurmaca olan yapısının zaman zaman belgesel estetiğine yaklaştığı söylenebilir. Bu belgeselvari tavrı ise genel anlamda Xiaobin’in aldığı İspanyolca kursunu konu alan sahnelerde görmek mümkün. İspanyolca kursu alan bir grup Çinli öğrenciyi, kurs esnasında müdahalesiz izleyiciye yansıtıyormuş gibi bir tavır takınan anlatı, Xiaobin’in evine döndüğü zamanlarda kameranın her zaman karşı kaldırımda konumlandırılmasıyla da izleyiciye Xiaobin’in kendisini en rahat ve özgür hissetmesi beklenen ev yaşantısına da mesafeli olduğunun altını çizer gibidir.

El Futuro Perfecto, bireyin kendini tanımlaması bu tanımlamayı yaparken kendisine ve içinde yer aldığı kültüre yabancılaşmasını metro ya da bir lokanta üzerinden gayet gündelik aktiviteler eşliğinde sorgular. Film isminin ilgi çekici yanını ise filmin son bölümünde ortaya koyar. Üzerinde “kitten” yazılı bir tişört ile sık sık İspanyolca kursunda gördüğümüz Xiaobin, Future Perfect yani “miş’li gelecek zaman kullanarak kurguladığı gelecek zaman hikayelerinde yer alan kedinin varlığıyla aslında kendisini temsil eder gibidir. Xiaobin, anlattığı bütün hikayelerin kötü bitmesiyle İspanyolca öğretmeninin dikkatini çeker. Hikayeleri farklı farklı kurgulasa da kötü sonlardan kurtulamayan Xiaobin, içine düştüğü durumun adeta bir kapana kısılma olduğunu kendisi ile özdeşleştirdiği kediyi hapsetmesiyle birlikte bir kez daha vurgulanır.

El Futuro Perfecto, Nele Wohlatz’ın gelecek yapımlarında daha da ortaya çıkabilecek olan kendine özgü anlatım dili ile izleyicinin ne içine girebildiği ne de dışında kalabildiği bir film. Aslında filmin durduğu bu nokta, Xiaobin’in Arjantin’de dahil olmaya çalıştığı yeni hayata karşı konumlanışının da bir temsili gibi.

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin Keş!f bölümünde yer alan El Futuro Perfecto, Nele Wohlatz’ın yönetmenliğini üstlendiği ve senaryosunu da Pio Longo ile birlikte yazdığı ilk uzun metraj kurmaca filmi. Locarno Uluslararası Film Festivali’nde En İyi İlk Film ödülünü alan El Futuro Perfecto, Xiaobin’in Arjantin’de ait olmadığı bir kültürün içerisinde, adeta bir benlik temsili olan dile yabancılaşma sürecini konu alır. Dil, bireyin kendini ifade etmek ve iletişim kurmak amacıyla kullandığı ancak özünde bir kültürü ve o kültürle şekillenen bireyi tanımlayan bir araç olarak, tüm yaşamsal deneyimler hakkında belirli bir veri sunar. Bellek ve dil birbirinden ayrı düşünülemeyeceği gibi, dilin küçük bir parçası olan bir kelimenin zihinde oluşturduğu imgenin özünde kültürel deneyimlerimize dayandığı söylenebilir. Örneğin, Eskimo dilinde bir doğa olayı olan karı tanımlayan yüze yakın kelime bulunurken bir Akdeniz ülkesinde kar için kullanılan kelimeler bir elin parmağını geçmeyebilir. Bu durum Eskimoların hayatını tamamen kar ile iç içe geçirmesinden kaynaklanır ya da bir başka açıdan, Türkçede kullandığımız “can” sözcüğünün İngilizceye tam bir çevirisinin yapılamadığı bile iddia edilebilir. Düşünüldüğünde can, "can vermek" kullanımıyla hem ruhsal bir var oluşu temsil eder hem de canın acıması tabiriyle fiziksel bir acıya da parmak basar. Hatta daha da ileri götürürsek can, duygusal anlamda da yanabilen bir “şeydir”. Bu da aslında kültürümüzde, fiziksel ve ruhsal varoluşun ne denli bir tutulduğunun bir temsili olarak görülebilir. Dil felsefesinden tutun da etimolojiye kadar dil, tamamen insana dair olması bakımından da derin incelemelere tabii tutulur. İngilizce adıyla The Future Perfect, İngilizceden aşina olduğumuz bir zaman kipi. Türkçede karşılığı olmayan bu gelecek zaman kipi, başlamış ya da başlayacak olan bir aksiyonun gelecekte sonlanacağını bildiren bir anlam taşır. Yani –miş’li gelecek zaman. Nele Wohlatz’ın yönetmen koltuğunda oturduğu aynı zamanda senaryosunu Pio Longo ile birlikte yazdığı El Futuro Perfecto, Xiaobin’in Çinli genç bir kız olarak kendi gelişimini bambaşka bir kültürün içinde deneyimlemeye çalıştığı ve ülkenin kültürünü dil üzerinden kelime kelime sıfırdan tanımladığı bir ilk film olarak görülebilir. Çünkü tam da Türkçede var olmadığı gibi Çincede de benzeri bir zaman kipi bulunmamaktadır. Zaman algısını ve yeni bir kültürü sıfırdan kendi içerisinde inşa etmeye çalışan Xiaobin ise çeşitli kimlikler arasında gezinir. El Futuro Perfecto: Kötü Biten Gelecek Zaman Xiaobin, Buenos Aires’te geçirdiği yeni günlerinde bir şarküteride çalışmaktadır ancak İspanyolcasının yetersizliği müşterilerle iletişim kurmasını zorlaştırır. Bu sebeple işten çıkarılan ana karakterimiz kendisine yeni bir iş bulur ve İspanyolca kursu sayesinde kendini geliştirmeye çalışır. Xiaobin’den kiraya ve giderlere destek olmasını biraz da zorlayarak talep eden annesi, Xiaobin’in aldığı dil eğitimini gereksiz bulur. Xiaobin ise gizlice gittiği dil kursuna ve dil üzerinden yeni bir kültürü deneyimlemeye devam eder. Bu dil kursu, canlandırmalar üzerinden ilerlemektedir ve herkes belirli karakterleri sahiplenerek bazı sahneleri canlandırır. Xiaobin, Beatriz adında bir hemşireyi oynadığı bu mini sahnelerde Beatriz’i kendisine yeni hayatının ona getirdiği bir kimlik olarak alır ve adını kendi çevresinde Beatriz olarak değiştirir. Bu adaptasyonun ilk ve en güçlü sürecidir ve bu adaptasyonun kendisine önerilen bir diğer ismin de kabulüyle aslında bir kimlik karmaşasına dönüşmüş olduğu ortaya çıkar. Yönetmenin ana karakterine mesafeli durması sebebiyle izleyici de ana karakterin gerçekte ne hissettiğini ya da temel motivasyonlarını bilmez…

Yazar Puanı

puan - 58%

58%

El Futuro Perfecto, Xiaobin’in Çinli genç bir kız olarak kendi gelişimini bambaşka bir kültürün içinde deneyimlemeye çalıştığı ve ülkenin kültürünü dil üzerinden kelime kelime sıfırdan tanımladığı bir ilk film olarak görülebilir.

Kullanıcı Puanları: 1.6 ( 1 votes)
58
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi