Bütün sanat dallarından içinde bir şeyler barındırma özelliğiyle sinema daha özel bir konumdadır diğer disiplinlere göre. Teknik anlamda diğer dallardan beslendiği gibi içerik düzeyinde de yoğun bir etkileşim söz konusudur. Gerek edebiyattan uyarlamalar olsun, gerek resimde heykelde dünyanın tanıdığı kişilerin biyografileri olsun, gerekse de doğrudan müziğin merkeze oturtulduğu filmler ile sinema abilerinden güç alarak büyümeye devam ediyor.

Hollywood’un, zamanında denediği ve tuttuğunu gördükten sonra senede 2-3 örnekle boş geçmediği, hamurunun büyük bir kısmını müziğin oluşturduğu filmlerin son örneği; Eğer Yaşarsam. Duygusallık seviyesi bir hayli yüksek olan film, hikayesini işleyiş tarzı ve geçmişe yapılan kesmelerle ilerleyen paralel kurgusuyla benzerlerinden bir tık öne çıkmayı başarıyor.

Mia, lisede okuyan, klasik müzik tutkunu bir çellisttir. Geçmişlerinde punk-rock takılan, kendilerine ait müzik grupları olan ebeveynlerinin aksine daha durağan ve sakin bir yaşam tarzını benimsemiştir. Liseden sonra eğitimine Julliard isimli üst düzey bir müzik akademisinde devam etmek isteyen Mia, seçmelere katılmış ve sonuçların gelmesini beklemekteyken ailesiyle çıktıkları bir araba yolculuğundan sonra bütün planlar anlamsızlaşır. Geçirdikleri trafik kazasının ardından ailesinin bütün bireyleri ölürken Mia da komaya girer. Mia’nın ruhunun vermesi gereken bir karar vardır şimdi. Ölümü tercih edip gitmek mi, yoksa zorluklara göğüs germeyi göze alıp kalmak mı? Genç kızın müzik dışındaki diğer tutkusu, aşık olduğu Adam, bu kararı etkilemek için başarılı olabilecek midir acaba?

Eğer Yaşarsam, senaryo düzeyinde çok farklı bir şey vaat etmiyor olabilir fakat seyirciyi farklı noktalardan kendisine bağlamayı iyi beceriyor. İçi boş olmayan karakterleriyle hikaye yapısını güçlendirirken, başka filmlerde gördüğümüzde rahatsızlık hissettiğimiz klişe sahneler bu filmde samimi ve sıcak bir şekilde resmedildiğinden göze batmıyor. Gayle Forman’ın romanından uyarlanan film, doğru noktaların belirlenip senaryoya eklenmesiyle yarım kalmışlık hissi yaşatmamasıyla da dikkat çekiyor.

Dramatik bir yoğunluğu olsa da aile, aşk ve komedi unsurlarını da içinde barındıran Eğer Yaşarsam, özellikle oyuncu performanslarıyla takdiri hak ediyor. Geleceğin önemli aktrislerinden olmaya aday 17 yaşındaki Chloe Grace Moretz’in bu filmle beraber daha önemli projelerde  karşımıza çıkma olasılığı artacağa benziyor. Adam karakterine hayat veren Jamie Blackley ile yakaladıkları uyum, pek çok aşk filmindekinden çok daha başarılı bir sinerji doğmasına sebep olmuş.  Hayata bir kaybeden olarak başlayan Adam’ın güvensizlikleri ve Mia’nın yaşadığı kararsızlıklar ile ailesine sığındığı anlarda film, seyirciyi de kendi hayatına bakıp çeşitli sorgulamalar yapmaya itiyor.

Baş karakterlerinin hayatlarının ana damarlarının müzik olduğu bir filmin dikkat etmesi gereken en önemli özelliği müzik kullanımıdır. Müziği ve müzisyenleri odağına alıp kullandığı alakasız ve başarısız şarkılarla filmden alınan zevkin yerlere indiği yapımların aksine If I Stay, hem klasik müzik için hem de rock için çok doğru müzik tercihleriyle seyirciyi içeride tutmayı başarıyor. Gerek performans sahnelerinde gerekse geçişlerde pekiştirme amacıyla kullanılan müzikler filmin dramatik yapısıyla güzel bir uyum yakalamış.

R.J. Cutler’ın çeşitli belgesel, TV projesi ve dizilerinin ardından yaptğı ilk ve en önemli uzun metraj projesi olan Eğer Yaşarsam, klasik bir hikayeyi farklı şekilde perdeye aktarmayı bilmesiyle öne çıkıyor. Çeşitli duyguları bir arada yaşatan filmleri sevenlerin kaçırmaması gereken Eğer Yaşarsam, filmlerde kolay ağlayan kişilerin de yanlarında mendil götürmelerinin gerektiği bir iş.

Bütün sanat dallarından içinde bir şeyler barındırma özelliğiyle sinema daha özel bir konumdadır diğer disiplinlere göre. Teknik anlamda diğer dallardan beslendiği gibi içerik düzeyinde de yoğun bir etkileşim söz konusudur. Gerek edebiyattan uyarlamalar olsun, gerek resimde heykelde dünyanın tanıdığı kişilerin biyografileri olsun, gerekse de doğrudan müziğin merkeze oturtulduğu filmler ile sinema abilerinden güç alarak büyümeye devam ediyor. Hollywood’un, zamanında denediği ve tuttuğunu gördükten sonra senede 2-3 örnekle boş geçmediği, hamurunun büyük bir kısmını müziğin oluşturduğu filmlerin son örneği; Eğer Yaşarsam. Duygusallık seviyesi bir hayli yüksek olan film, hikayesini işleyiş tarzı ve geçmişe yapılan kesmelerle ilerleyen paralel kurgusuyla benzerlerinden bir tık öne çıkmayı başarıyor. Mia, lisede okuyan, klasik müzik tutkunu bir çellisttir. Geçmişlerinde punk-rock takılan, kendilerine ait müzik grupları olan ebeveynlerinin aksine daha durağan ve sakin bir yaşam tarzını benimsemiştir. Liseden sonra eğitimine Julliard isimli üst düzey bir müzik akademisinde devam etmek isteyen Mia, seçmelere katılmış ve sonuçların gelmesini beklemekteyken ailesiyle çıktıkları bir araba yolculuğundan sonra bütün planlar anlamsızlaşır. Geçirdikleri trafik kazasının ardından ailesinin bütün bireyleri ölürken Mia da komaya girer. Mia’nın ruhunun vermesi gereken bir karar vardır şimdi. Ölümü tercih edip gitmek mi, yoksa zorluklara göğüs germeyi göze alıp kalmak mı? Genç kızın müzik dışındaki diğer tutkusu, aşık olduğu Adam, bu kararı etkilemek için başarılı olabilecek midir acaba? Eğer Yaşarsam, senaryo düzeyinde çok farklı bir şey vaat etmiyor olabilir fakat seyirciyi farklı noktalardan kendisine bağlamayı iyi beceriyor. İçi boş olmayan karakterleriyle hikaye yapısını güçlendirirken, başka filmlerde gördüğümüzde rahatsızlık hissettiğimiz klişe sahneler bu filmde samimi ve sıcak bir şekilde resmedildiğinden göze batmıyor. Gayle Forman’ın romanından uyarlanan film, doğru noktaların belirlenip senaryoya eklenmesiyle yarım kalmışlık hissi yaşatmamasıyla da dikkat çekiyor. Dramatik bir yoğunluğu olsa da aile, aşk ve komedi unsurlarını da içinde barındıran Eğer Yaşarsam, özellikle oyuncu performanslarıyla takdiri hak ediyor. Geleceğin önemli aktrislerinden olmaya aday 17 yaşındaki Chloe Grace Moretz’in bu filmle beraber daha önemli projelerde  karşımıza çıkma olasılığı artacağa benziyor. Adam karakterine hayat veren Jamie Blackley ile yakaladıkları uyum, pek çok aşk filmindekinden çok daha başarılı bir sinerji doğmasına sebep olmuş.  Hayata bir kaybeden olarak başlayan Adam’ın güvensizlikleri ve Mia’nın yaşadığı kararsızlıklar ile ailesine sığındığı anlarda film, seyirciyi de kendi hayatına bakıp çeşitli sorgulamalar yapmaya itiyor. Baş karakterlerinin hayatlarının ana damarlarının müzik olduğu bir filmin dikkat etmesi gereken en önemli özelliği müzik kullanımıdır. Müziği ve müzisyenleri odağına alıp kullandığı alakasız ve başarısız şarkılarla filmden alınan zevkin yerlere indiği yapımların aksine If I Stay, hem klasik müzik için hem de rock için çok doğru müzik tercihleriyle seyirciyi içeride tutmayı başarıyor. Gerek performans sahnelerinde gerekse geçişlerde pekiştirme amacıyla kullanılan müzikler filmin dramatik yapısıyla güzel bir uyum yakalamış. R.J. Cutler’ın çeşitli belgesel, TV projesi ve dizilerinin ardından yaptğı ilk ve en önemli uzun metraj projesi olan Eğer Yaşarsam, klasik bir hikayeyi farklı şekilde perdeye aktarmayı bilmesiyle öne çıkıyor. Çeşitli duyguları bir arada yaşatan filmleri sevenlerin kaçırmaması gereken Eğer Yaşarsam, filmlerde kolay ağlayan kişilerin de yanlarında mendil götürmelerinin gerektiği bir iş.
Puan - 71 / 100

7.1

Çeşitli duyguları bir arada yaşatan filmleri sevenlerin kaçırmaması gereken Eğer Yaşarsam, filmlerde kolay ağlayan kişilerin de yanlarında mendil götürmelerinin gerektiği bir iş.

Kullanıcı Puanları: 4.07 ( 3 votes)
7
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi