Sinemada korku dendiğinde akla ilk gelen isimlerden olan Wes Craven’i dün kaybettik. Bir tür olarak korku sineması ve bu türün milyonlarca hayranı dışında onlarca yönetmene de ilham kaynağı bu ustaya Hollywood vefa borcunu göstermekte gecikmedi. Shaun of the Dead, Hot Fuzz ve Scott Pilgrim vs. The World filmlerinin yönetmeni Edgar Wright, en büyük kâbuslarımıza on yıllardır hayat veren Wes Craven’e saygı duruşunda bulunma kervanında en önde yer aldı ve yönetmene duyduğu saygıyı gösteren açıklamalarda bulundu.

Sinema yaklaşık 100 yıl önce icat oldu ama Wes Craven gibi usta yönetmenlerle birlikte bu 100 yıllık süreç içinde defalarca tekrardan icat edildi, yeniden yorumlandı. Stanley Kubrick‘in verdiği ilham Martin Scorsese, Steven Spielberg, James Cameron, Woody Allen, Terry Gilliam, Ridley Scott ve George A. Romero gibi yönetmenleri derinden etkiledi. Alfred Hitchcock‘un alametifarikası korku-gerilim atmosferi David Lynch, Brian DePalma ve David Fincher sinemalarına defalarca dokundu. Ingmar Bergman sinemasının sessiz patlamaları ve benzersiz sinema dili Woody Allen, Pedro Almadovar, François Ozon ve Andrei Tarkovsky gibi bugün her biri ayrı ayrı ustalık mertebesinde görülen yönetmenlerin bu sanatı ele alış biçimini etkiledi.

İşte bu usta isimlerden ilham alan yeni ustalar ise bu miras ve birikim üzerine kendi vizyonlarını da ekleyerek biz izleyicileri 100 yıldır süren bir maceranın parçaları haline getirdiler. Wes Craven da, söz konusu korku sineması olunca bu janr dahilinde film çeken onlarca isme ilham kaynağı oldu, türün kurallarını yeniden yazdı. Craven‘in ilham verdiği o isimlerden Edgar Wright, büyük ustaya duyduğu saygıyı göstermek için kendi web sitesinden Wes Craven‘a mektup tadında bir içsel söyleşi yayınladı. Dilerseniz biz şimdi aradan çekilelim ve Edgar Wright‘ın satırlarında Wes Craven‘ı bir kez daha analım.

Wes Craven, Korku Sineması, Edgar Wright

Edgar Wright’ın Satırlarından Korkunun Efendisi Wes Craven

“Wes Craven’ı kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyim. Onun filmlerinin büyük bir hayranıyım ve kendisini yeteri kadar tanıma şansı bulamadığım muhteşem bir insandı. 70’ler ve 80’lerde büyümüş pek çok sinema sevdalısı gibi benim için de Wes Craven’in ismi korku filmleriyle eş anlamlıydı. Evinde VHS video oynatıcı olmadan büyümüş biri olarak The Last House On The Left, The Hills Have Eyes ve Deadly Blessing gibi filmlerin dehşetini sadece posterler üzerinden hayal edebiliyordum. Elbette yaşım gereği bunları izlemem yasaktı ama korku filmi takıntılı bir genç olarak bu filmler hakkında her şeyi bilmek istiyordum.

Craven sinemasıyla ilk tanışmam 1985 yılında bir arkadaşımın abisinin evinde izlediğim A Nightmare On Elm Street filmiyle olmuştu. Arkadaşımın ailesi 18 yaş sınırı olan bu filmi öğleden sonra izlemek için kiralamıştı ama biz önce davranmıştık. Kendimi kanun dışına çıkmış bir heyecanı yaşarken hatırlıyorum. Keşke korku filmlerinin böylesine korkutucu durduğu o masum dönemlere geri dönebilsem.

90’ların sonunda Craven, en yüksek gişe yapan filmi Screami çekmişti. Londra’da filmin açılış haftasında sinemadaydım ve şunu yüksek sesle söylediğimi hatırlıyorum: “İşte benim de çekmek istediğim tarzda bir film.” 8 yıl sonra Shaun Of The Dead ile ben de aynısını yapmayı ve korku ile komediyi birlikte ele almayı denedim.

Scream serisi farklı korku filmi yönetmenlerini laf ebeliği ile metinlerarası refere eden eğlenceli bir yapıda başladı. İlk Hills Have Eyes filminde duvarda yırtık bir Jaws filmi posteri vardı ki burada Craven adeta “o korkutucu falan değil, korkutucu olan budur” diyordu. Buna yanıt olarak Sam Raimi yırtık bir Hills Have Eyes posterini The Evil Dead filminde bir kulübede bize göstermişti. Craven bu göndermeye karşılık A Nightmare on Elm Street filminde, karakterlerine televizyonda The Evil Dead izletmişti. Bu atışmanın son halkasında Evil Dead 2: Dead by Dawn filminde, Freddy Krueger’ın eldivenlerini kulübenin bodrumunda görmüştük.

Kendisine geride bıraktığı muhteşem filmleri, son projesinde küçük bir rol alma şansını tanıdığı ve bana verdiği ilhamı kendisine söyleme fırsatı sunduğu için müteşekkirim. Craven, janr için maestroydu ve olağanüstü bir insandı.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi