Bir çocukluk arkadaşımın bana “Kara Kedi” öyküsünü anlattığını hayal meyal hatırlıyorum. Çok ince, çocuk seviyesinde bir İngilizce kitaptan okumuştu öyküyü ve benim de okumam için ısrar etmişti. O sıralarda, kara kedilere ilgisi artmıştı. “Kara Kedi” öyküsünü ben de okumuştum ama yazarına pek dikkat etmemiştim. Bundan birkaç yıl sonra, devamlı gittiğim bir işhanındaki çizgi romancım bana Zagor’un yeni bir derlemesini uzattı. Onu okurken içinde, kargasından mistisizmine her şeyiyle tam bir Edgar Allan Poe karakterinin fırladığını görünce, geçmişle bağlantı kurdum. Bu adam, o öykünün yazarıydı. Genç yaşta karşılaştığım bu üst-anlatı kafamı karıştırmıştı ama, bana Poe’yu keşfetmenin yolunu da açmıştı.

1809 yılında doğan, annesini babasını bebekken kaybeden, daha 40 yaşında halen bile nasıl olduğu tam anlaşılamadan hayatını kaybeden, gerçekten öykülerindeki gerilimli havayı kırk yıl omuzlarında taşıyarak yaşamış gibi duran bir yazar Edgar Allan Poe. Fakat, böylesine bir hayattan böylesine eserler çıkarabilen ve edebiyat dışında müzik, sinema, televizyon ve popüler kültürün tüm alanlarında bu kadar etkili olmayı başaran pek az yazar vardır.

Edgar Allan Poe, H. P. Lovecraft ile birlikte, yazıda dehşeti anlatmayı başaran en büyük isimlerden biri kuşkusuz. Kısa öykülerinde kurduğu atmosfer, değil okuyucuyu içeri davet etmek sayfadan kol uzatarak içeri çeken cinsten. Haliyle, sinematografik bir hissiyatı da beraberinde getiriyor. Ancak, bu göründüğü kadar kolay değil, üzerinde bolca düşünülmüş, ölçülmüş tartılmış bir cümlenin sinemaya aktarılması büyük çaba gerektiriyor. Ancak bazı cengaverler bu işin altından kalkmayı başarmış.

Corman ve Price: Poe Onların İşi

home-of-usher-filmloverss

Edgar Allan Poe’nun sinema macerasından bahsetmek için ilk başta Roger Corman ve dolayısıyla Vincent Price’tan bahsetmek elzem. Elbette, Corman’dan önce Poe uyarlamaları yapıldı. Özellikle 1930’lar ve 40’larda kısa Hollywood uyarlamalarının içinde dikkat çekici olanlar var. İçinden Bela Lugosi, Boris Karloff gibi türün önemli isimleri de göze çarpabilir. Ancak, bir bütünlükle Poe’nun sinemaya aktarılması ve sinemada Poe kültünün başlaması Corman ile oldu.

Roger Corman, Poe uyarlamaları, korku türünde çoğu kült mertebesine ulaşmış diğer filmleri ile tanınsa da, kendisine ait gayriresmi bir “Sinema Okulu” olduğunu da göz ardı etmeyelim. Coppola’dan Cameron’a Scorsese’den Ron Howard’a birçok yönetmen ilk set deneyimini (hatta bazen ilk filmlerini) Corman sayesinde yaşamıştır. Bunun yanı sıra, Jack Nicholson ve Peter Fonda’nın kariyere atılmasında da Corman’ın emeği büyük. Bu sebeple ünlü yönetmenler ona sürekli saygı duruşunda bulunur; yani favori yönetmenlerinizin filmlerinde arada bir ufak rollerde beyaz saçlı gözlüklü bir adam görürseniz işte o Roger Corman.

Corman, hızlı ve düşük bütçeli film çekmekteki ustalığı ile birçok yapım şirketinin dikkatini çeken bir yönetmendi. AIP ile yaptığı anlaşma sonucunda da 8 adet Poe uyarlaması yaptı. Filmlerden biri, 1963 tarihli The Haunted Place, Poe’nun 1839 tarihli bir şiiri ile aynı adı taşısa da aslında bir H. P. Lovecraft öyküsünün uyarlamasıydı, yine de bu 8 Poe uyarlamasından biri olarak anılmaya devam ediyor.

Filmlerden ilki, House of Usher (1960), Poe’nun Usher Malikanesinin Çöküşü isimli öyküsünden uyarlanmıştır. Baş karakter Roderick Usher’ı Vincent Price canlandırır. Film, Usher ailesinin kendinden menkul kehaneti ile sona erişini anlatır. Vincent Price korkusuz ama bir o kadar kırılgan, şiddetten değil sesten ürken, insanı tedirgin edecek gariplikteki Roderick Usher’a muazzam bir şekilde hayat verir. Bu film ile birlikte giderek korku ve dehşet sinemasının bir numaralı aktörü olma yoluna girecektir Price.

Sonraki uyarlamada Corman, Kuyu ve Sarkaç öyküsü ile karşımıza çıkar. Yine, sorunlu ve korkutucu başkişi Nicholas Medina’yı Price canlandırmaktadır. 1961’deki bu filmden sonra, 1962’de The Premature Burial gelir. Aynı yıl, Corman farklı bir yöntem dener. İlk üç filmde Poe’nun öykülerini, diğer öykülerden temalar ile zenginleştirerek uzun metraj haline getiren Corman, dördüncü film Tales of Terror’de yazının başında da belirttiğimiz Kara Kedi öyküsü de dahil olmak üzere üç öyküyü kısa filmler halinde çekerek birleştirir. Poe’ya bu görece sadık uyarlamalardan sonra, Roger Corman, farklı bir şeyler yapmak ister ancak yine de Poe uyarlamalarından ayrılmaz. “The Raven” yani Kuzgun isimli Poe şiirini, büyük aktörler Price, Karloff ve Peter Lorre’nin üç rakip büyücüyü canlandırdığı bir komediye çevirir. Bu filmde, Jack Nicholson da ilk rollerinden birini alır. Ardından Lovecraft-Poe karışımı, yukarıda da bahsettiğimiz The Haunted Place gelir.

Son iki uyarlama, Poe uyarlamaları arasından en başarılılarıdır denebilir. İlki Kızıl Ölümün Maskesi öyküsünden uyarlanmış aynı isimli filmdir. Prens Prospero’yu yine Vincent Price canlandırır; iki dünya arasına sıkışmış, yaşam ile ölüm arasında kendi krallığına hükmettiğini düşünen Prospero Price’ın yüzünde adeta yeniden can bulur. Ligeia öyküsünün uyarlaması Ligeia’nın Mezarı’nda da yine talihsiz bir sonu adım adım bekleyen dehşetengiz bir karakterdir Vincent Price. Price ses tonu, yüzündeki çizgilere kadar kullanabildiği mimikleri ile Edgar Allan Poe’nun görsel dünyaya açılmasından en az Corman kadar önemli bir yer kaplamıştır.

Süregelen Poe Etkisi

lady-killers-filmloverss

Poe’nun sinemaya ya da TV’ye uyarlanma macerası yalnızca doğrudan bir etki taşımıyor. Binlerce Poe göndermesi, esinlenmeler, isimsiz uyarlamalar, modernleştirmeler ve bunun gibi bir dolu şekilde Edgar Allan Poe’nun eserlerinin etkisi görsel dünyada sürüyor. The Simpsons gibi dizilerde yapılan onlarca gönderme ilk akla gelenler arasında. Fakat, Testere 5’ten kült modern vampir filmi The Lost Boys’a, The Crow’dan, Coenlerin remake’i The Ladykillers’a kadar birçok güncel sayılabilecek filmde de Poe ve tekrar eden temalarına, hayvanlarına, karakterlerine, işkence aletlerine ve diğer birçok şeye referans bulmak mümkün.

Eğer gerçekten Poe öykülerinin hayranıysanız ve Corman uyarlamalarının ötesine geçmek istiyorsanız size tavsiye edebileceğimiz iki şey var. İlki, 2004’te yayımlanan Hellboy DVD’sinde ilk kez seyirci ile buluşan “Tell-Tale Heart” öyküsünün 10 dakikalık uyarlaması. Bulması biraz zor olsa da kesinlikle değer. Diğeri ise, Raul Garcia’nın Extraordinary Tales isimli kısa animasyonlar toplamı. Animasyonlar şahane olmasa da, seslendirmelerde Christopher Lee, Bela Lugosi, Julian Sands, Guillermo del Toro ve Roger Corman’ın seslerinin kullanıldığın hatırlatalım.

Ana görsel kaynağı: History Things

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi