2001: A Space Odyssey’den Minority Report’a edebiyattan sinemaya uyarlanan 10 muazzam bilimkurgu filmini sizler için derledik.

Bilim kurgu sineması, ortaya çıktığı günden bu yana hayat döngüsünü edebiyatın büyük desteği ile devam ettiren sinema için birçok önemli filmin izleyici ile buluşmasına olanak sağlamıştır. Bugüne kadar çekilen bilim kurgu filmlerinin merkezine baktığımızda birçok yapımın edebiyattan uyarlandığını söylersek sanırım yanılmış olmayız. Özellikle H.G Wells, Arthur C. Clarke ve Phillip K. Dick gibi yazarların bilim kurgu edebiyatında eserler vermesiyle bilim kurgu sineması beyazperdedeki konumunu belirlemiştir. Çok uzun zamandır bu türdeki eserlerin sinemada var olması izleyicinin birkaç saatliğine gerçek dünyadan kopup bambaşka bir dünyaya adım atmasını sağlarken izleyiciye sıra dışı bir deneyim yaşatıyor. Teknolojinin gelişmesiyle daha fazla örneğini gördüğümüz bilim kurgu sinemasının edebiyattan uyarlanan yapımlarını bilinen filmlerin yanında alternatif filmleri de sizler için paylaşarak 10 filmden oluşan bir seçkiyi sizler için derledik.

Edebiyattan Sinemaya Uyarlanan 10 Muazzam Bilim Kurgu Filmi

The Invisible Man (1933)

Invisible-man-filmloverss

The Invisible Man,  H. G. Wells’in 1897 yılında yayımlanan bilim kurgu romanından fantastik sinemanın usta isimlerinden James Whale’in yönetmenliğinde 1933 yılında beyazperdeye uyarlandı. Zamanının ötesinde bir yapım olan The Invisible Man, çıktığı yıla göre yapay durmayan mükemmel görsel efektleriyle harika bir atmosferi izleyici ile buluşturuyor. Kısa süresine rağmen iyi bir hikaye ortaya çıkaran film, görünmez olmanın yöntemini bulan ve bu sırrı kendi  üzerinde deneyen Dr.Griffin isimli bir bilim insanının yaşadıklarını mercek altına alıyor. Başta formülün başarıya ulaşmasıyla kendini anlatan film olayların beklenmedik şekilde gelişmesiyle tam tersine tersine dönüyor. Eski haline geri dönemeyen Dr.Griffin, yüzünü sargı bezleriyle kaplayıp gözlü takarak herkesten uzakta İngiltere’nin küçük bir köyüne yerleşmiştir. Burada eski haline geri dönmeyi ümit eden ve bunun için deneyler yapan kahramanımızın aynı zamanda durumla başa çıkışının mücadelesini de izliyoruz. Claude Rains’in etkileyici performansıyla hayat bulan The Invisible Man, bilim kurgu türünün ilk yapı taşlarından biri olma özelliğini taşıyor.

 2001: A Space Odyssey (1968)

2001-a-space-odyssey-filmloverss-

Stanley Kubrick’in yönettiği 2001: A Space Odyssey, bilim kurgu sinemasının önemli yapımlarından biri olup, eleştirmenler ve izleyiciler tarafından gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri  kabul edilir. Arthur C. Clarke’ın kısa öyküsünden uyarlanan filmin senaryosunu Kubrick ve Clarke birlikte kaleme almıştır. 2001: A Space Odyssey; gerçeküstü betimlemesiyle, öncü görsel efektleriyle ve muhteşem kurgusuyla zamanının en ileri görüşlü filmlerinden biridir. İnsanoğlunun evrimini anlatan film; İnsanlığın Şafağı, TMA1, Jüpiter Görevi, Sonsuzluğun Ötesi bölümlerinden oluşur. Bilimsel gerçekçilikten sonuna kadar yararlanan film, zamansal sıçrama kavramına yer vererek sinema tarihinin en unutulmaz sekanslarından birine ev sahipliği yapar. Aynı zamanda varoluşsal bir yolculuğu bizlere yaşatan Stanley Kubrick, her izleyenin farklı yorumlar yapabileceği çok katmanlı bir hikayeyi ekranlara yansıtıyor. Akılda kalan sorularıyla günümüzde de varlığından söz ettiren film sinemanın gidişatını değiştirmiş, birçok yönetmene ilham kaynağı olmuştur. Dünya’nın uzayda nasıl göründüğünün henüz bilinmediği bir yılda gösterime giren film, Kubrick’in sonrasında gerçekleşecek olan öngörülerini göstermesi bakımından eşsiz bir film olarak hafızalara kazınıyor.

 La Planète Sauvage (1973)

la-planète-sauvage-filmloverss-

Gösterildiği yıl Cannes’da Grand Prix Ödülü’nü kazanan La Planète Sauvage (Fantastic Planet) Fransız yazar Stefan Wul’un  Oms en Serie adlı romanından beyazperdeye uyarlandı. Animasyon film türünde olan filmin yönetmenliğini René Laloux üstleniyor. Tüm zamanların en iyi animasyon filmlerinden biri olarak gösterilen film ilginç anlatımıyla da dikkat çekiyor. Uzak bir gelecekte dev, gelişmiş ve mavi renk görünümde olan Traag ismindeki varlıkların yaşadığı evrende, Traaglar ve evcil hayvan gibi beslenen Omlar yani insanlar arasındaki ilişkileri konu alıyor film. Adeta bir tabloyu andıran atmosferiyle adında söz ettiren film; insan ırkının yaşadığı yerden farklı bir evrende, kendisinden daha güçlü bir varlığa karşı  olan mücadelesini sinematografik açıdan muazzam bir bakış açısıyla ele almıştır. İnsanoğlunun kendi türünden başka canlılara yaşattığı kötü şeylerin cezasını filmde yaratılan bu dünyada çekmesi durumu filmin alegorik anlatımına zemin hazırlıyor. Alain Goraguer’in müzikleriyle büyülediği film sinemaseverlere müthiş bir deneyim yaşatıyor.

 Invasion of the Body Snatchers (1978)

invasion-of-the-body-snatchers-filmloverss

1978 yılında aynı isimli filmin yeniden çevrimi olarak ekranlara gelen film; Jack Finney’nin The Body Snatchers romanından sinemaya uyarlandı. Bilim kurgunun korkuyla iç içe geçtiği bir yapımolan filmin yönetmenliğini genelde kalburüstü işlere imza atan Philip Kaufman üstlenmiştir. Başrollerinde Donald Sutherland ve Brooke Adams’ın yer aldığı filmdeki olaylar, araştırmacı Elizabeth Driscoll’un San Fransisco’da birbirinden güzel çiçekler açmasına neden olan ve gökyüzünden yağan sporlardan birini incelemek için eve getirmesiyle başlar. Bu süreçten sonra erkek arkadaşının garip davranışlarını fark eden Elizabeth, onu kurtarmak için iş arkadaşı Matthew’dan yardım ister. Bu noktadan sonra olaylar farklı bir hal alır çünkü bu sporlar uzaydan gelmekte olan bir istilacı bitki türünün örnekleridir ve bu bitkiler insanların anılarını, fikirlerini, yaşam tarzları ele geçirerek onları duygusuz bir bedene dönüştürür. Aynı zamanda alt metninde anti-komünist bir duruş sergileyen film izledikçe sizi içinize saran ve insanların bu durumdan nasıl kurtulacaklarını merak ettiren sürükleyici bir kurguya sahip.

 Blade Runner (1982)

blade-runner-filmloverss-

Türün yakından takipçisi Ridley Scott’ın yönetmenliğini üstlendiği başrollerinde Harrison Ford, Rutger Hauer ve Sean Young gibi isimlerin yer aldığı Blade Runner, bilim kurgu sineması dediğimizde akla gelen ilk filmlerden biridir. Philip K. Dick’in Do Androids Dream of Electric Sheep? romanından Hampton Fancher ve David Peoples ikilisinin senaryolaştırdığı film, 2019 yılının Los Angeles’ında illegal işlerinin halledilmesi için tasarlanan Replikant robotlarının olduğu distopik bir evrende geçiyor. Bu robotları  yakalamak için görevlendirilen Blade Runners isimli özel polis ekibinde olan görev alan Rick Deckard’ın başından geçen olayların anlatıldığı film, Rick’in Los Angeles’a gelen bir grup replikantı yakalamak için görevlendirilmesiyle altyapısını oluşturur. Rick’in bire bir insana benzeyen bu robotları yakalamasının hiç de kolay bir iş olmadığını anladığımız film, gişede hüsrana uğramasına rağmen zamanla kült film statüsüne ulaştı. Aynı zamanda film, 2019 yılının Los Angeles’ını oldukça gerçekçi bir atmosferde karamsar bir havada izleyiciye yansıtmasıyla akıllarda kaldı.

 Batoru Rowaiaru (2000)

Batoru-Rowaiaru-filmloverss

 

Kinji Fukasaku’nun yönettiği Batoru Rowaiaru (Battle Royal) Japon sinemasının en ilginç yapımlarından biridir. Koushun Takami’nin romanından uyarlanan film toplumsal düzeni değişik bir yapıda eleştirmesiyle gösterime girdiği yıl büyük bir yankı uyandırmış, birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Uzak bir gelecekte Japonya’da geçen film adını hükümet tarafından çığrından çıkmakta olan Japon gençlerine gözdağı vermek ve şiddet olaylarını azaltmak için ortaya çıkardığı  Batoru Rowaiaru- BR- yasalarından almıştır. Bu yasalara göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfının seçilip  bu sınıfın öğrencilerinin ıssız bir adaya götürülmesiyle başlayan film, bu gençlerin birbirini öldürmeye başlamasıyla ölüm kalım savaşını ve hayatta kalma mücadelesini  ekranlara taşıyor. Batoru Rowaiaru; çöken bir ekonominin, sürekli artan bir işsizliğin ve yoksulluğun hüküm sürdüğü bir atmosferde hem toplumsal konularda toplumsal bir eleştiri yapmasıyla hem de insanı insan yapan şeyin ne olduğu sorusunu izleyiciye sorgulatmasıyla bilim kurgu sinemasının özelliklerini taşıyor.

 K-PAX (2001)

k-pAX-filmloverss-

Iain Softley’in yönetmenlik koltuğuna oturduğu K-Pax, Kevin Spacey ve Jeff Bridges gibi sinema dünyasının iki başarılı aktörünü bir araya getiriyor. Gene Brewer’ın anlatımı oldukça karışık olan K-Pax romanından sinemaya uyarlanan filmin senaryosunu Blood Diamond’ın senaristi Charles Leavitt kaleme aldı. İzleyiciyi diken üstünde tutan bir yapımla karşı karşıya kaldığımız film, K-PAX isimli bir gezegenden geldiğini iddia eden Prot isimli bir adamla onunla ilgilenen doktor Mark Powell arasındaki sıra dışı ilişkiye odaklanıyor. Prot’un uzaydan geldiğini iddia etmesi sonucunda anlattığı her şeyin zaman geçtikçe insanının kafasını kurcalamaya başlaması izleyiciyi filmin içine daha çok çekiyor. Filmi izlerken Prot‘un gerçekten bir uzaylı mı yoksa ailesini öldürmüş bir şizofreni hastası mı olduğu sorularını aklınızdan geçiriyorsunuz. K-Pax, üst düzey teknolojik robotlar, değişik yaratıklar gibi klasik bilim kurgu filminden farklı olarak sunduğu  profille özgün bir yapım olmayı başarıyor.

 Minority Report (2002)

minority-report-filmloverss-

Bilim kurgu film türünün klasikleri arasında yer alan Minority Report, usta yönetmen Steven Spielberg’ün maharetli dokunuşuyla harika bir filme dönüşüyor. Philip K. Dick’in kısa öyküsünden beyazperdeye uyarlanan filmin başrollerinde Tom Cruise, Colin Farrell, Max von Sydow gibi  oyuncular yer alıyor. 2054’te Washington DC’de geçen film, psişik güçlere sahip kahinler ve bazı teknolojik aygıtlar sayesinde cinayetleri daha işlenmeden önce fark edip suçluları yakalayan bir polis biriminin başındaki yetkili Dedektif John Anderton’ın sözde inandığı bu kusursuz sistemde bir gün olayların tersine dönmesiyle yaşadığı ilginç olayları odak noktasına alıyor. Sisteme inancı tam olan ve bugüne kadar hiç sorgulama gereği duymayan John Anderton’ın avdan avcı konumuna düştüğü film, 2002 yılında çıkmasına rağmen günümüzde teknolojinin hayatımızda önemli bir yer kaplayacağının adeta sinyallerini veriyor. Gelecekte geçen film, izleyicinin geleceğine ışık  tutarak  yıllar sonra karşımıza çıkacak olayları bugünden görmemize olanak sağlıyor.

A Scanner Darkly (2006)

scanner-darkly-filmloverss-

Filmografisine baktığımızda farklı tarzda filmler çekmesiyle bilinen Richard Linklater’ın 2006 yılında yönetmenliğini üstlendiği A Scanner Darkly, bilim kurgu türünün edebiyatta önemli bir temsilcisi olan Philip K. Dick’in aynı adlı eserinden animasyon filmi olarak sinemaya uyarlandı. Gerçek görüntülerin boyanması şeklinde tanımlanan rotoskop tekniğinin kullanılmasıyla animasyon filmi haline gelen A Scanner Darkly, Bob Arctor isimli yer altı dedektifinin Subsance D adlı beyine hasar veren bir uyuşturucuya esir olup kendi kimliğini yitirmeye başlamasıyla yaşanan olaylar anlatılıyor. Zihninin test edileceği bir ortama sürüklenen Bob’un kendi kimliğini yitirdiği Fred ile mücadelesini gerilim dolu olduğu bir atmosferde anlatan film, aynı kişiden iki farklı beden yaratmasıyla paranoyak bir dünyayı izleyiciye iyi bir şekilde yansıtıyor. Bunu da animasyon, bilim kurgu ve gerilim temalarının harmanlanmasıyla oluşturan A Scanner Darkly olayları ele alış şekli bakımından farklı tarzda bir bilim kurgu filmi izlemek isteyenler için adeta biçilmiş bir kaftan.

Children of Men (2006)

children-of-men-filmloverss-

Children of Men, bilim kurgu sinemasında tema olarak kendine yer bulan gelecek distopyasında evrenini oluşturuyor. Usta yönetmen Alfonso Cuarón önderliğinde P.D James’in 1992 yılında yayımladığı aynı isimli eserinden sinemaya uyarlanan Children of Men; 2027 yılında on dokuz yıldır hiçbir bebeğin doğmadığı, kaosun hüküm sürdüğü bir dünyada geçiyor. Film insanların artık üreyememe metaforundan yola çıkarak altyapısını oluştururken bir tarafta kendini olayların akışına teslim eden, diğer tarafta bu duruma tepki gösteren iki karşıt gücü bir arada kullanarak kendi türümüzü nasıl yok ettiğimizin altını çiziyor. Emmanuel Lubezki’nin muazzam görüntü yönetimiyle harikulade bir atmosfer sunan Children of Men; Clive Owen, Julianne Moore, Michael Caine’in oyunculuklarıyla ayakları yere sağlam basan bir film. Sahip olduğu özgün konudan feyz alarak bilim kurgu sinemasına alışılmadık tarzda yaklaşan film, olaylara karşı gerçekçi bir duruş sergileyerek türün diğer filmlerinin arasından kolayca sıyrılıyor.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi