Dutch açı, sinemada yolunda gitmeyen şeyleri göstermek için hala en iyi tekniklerden biri. Peki bu teknikte ne kadar ileri gidilebilir?

1917 Sovyet devrimi sırasında yapılan propaganda filmlerinde sinemacılar, liderleri görüntülerken kamerayı göz hizasının altına kurdu. Böylece politik önderler daha yukarıda ve daha ulu görünecekti. Bu tekniğin ardından sinemada kamera kullanımının önemi açığa çıktı.

Devrimden sadece 3 yıl sonra ise Almanya’da, dışavurumcu akımın sinemadaki temsilcilerinden Werner Krauss, Dr. Caligari’nin Muayenehanesi‘ni çekerken kamerayı biraz yana yatırmayı akıl etti. Kullandığı dışavurumcu tarzda sürreal dekorlarla birlikte yaptığı bu deneme sonucunda Krauss, karakterlerin karmaşık ruh hallerini izleyiciye müthiş bir başarıyla aktardı. Daha sonra bu teknik Dutch (Alman) Açı olarak adlandırıldı ve sinemanın çehresini değiştirdi.

Dutch Açı’da Ne Kadar İleri Gidilebilir?

Fandor Keyframe tarafından hazırlanan video bu soruya cevap verir nitelikte. Gerçeklik algısının manipule edildiği bu teknik, 1920’den sonra sinemanın vazgeçilmezleri arasına girmiş olsa da sinema çevrelerinde en çok tartışılan konulardan biri haline geldi. Haddinden fazla ya da yanlış kullanıldığında inanılmaz kötü sonuçlar veren (Battlefield Earth) Dutch Açı tekniği usta yönetmenlerin elinde (Terry Gilliam) epey güçlü bir silaha dönüşebiliyordu.

Vimeo’da yayınlanan bu videoda ise Fandor Keyframe adlı kullanıcı Dutch Açı’nın en popüler örneklerini bir araya getirmiş. Bunu yaparken de kameraya en düşük açıda eğim verenden en yüksek eğim verene doğru sıralamış. Filmin sonunu söylemek gibi olmasın ama bu teknikte de en ileri giden yönetmen Stanley Kubrick.

Videoyu ise aşağıdan izleyebilirsiniz.

https://vimeo.com/groups/35mmandrisdamburs/videos/138044491

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi