Sir James Matthew Barrie. Belki tam adıyla yazmam birçok kişi için bir şey ifade etmeyecektir ama Peter Pan’in yaratıcısı Barrie dersem artık herkes için bu ismin bir anlamı olacaktır. Çünkü Peter Pan’in dünyada çevrilmediği dil, girmediği kütüphane neredeyse kalmadı. Filmini izlemeyen, kitabını okumayan, tiyatro oyunundan haberi bile olmayan; ancak adını ezbere bilen çok sayıda insan var. Her çocuğun hayalindeki hayatı yaşayan, uçan, büyümeyen, hırçın, deli dolu ve cesur Peter Pan’in yazarı Barrie, ilk kez 1904 yılında sahnelediği bir tiyatro oyunu olan Peter Pan kadar tanınmaz. Ancak döneminin üretken sanatçılarından biridir. Hem yazdığı romanlar, hem sahnelediği oyunlarla adından söz ettirir. Böylece hem Peter Pan defalarca sahnelenir ve beyazperdeye aktarılır, hem de kendi hayatı ilgi çeker ve sinemaya uyarlanır. Bu filmlerden tekrar izlemeye değer bulduğum özellikle iki film var: Kanca (Hook) ve Düşler Ülkesi (Finding Neverland)

1991 yapımı Kanca, Robin Williams, Dustin Hoffman, Julia Roberts, Bob Hoskins, Maggie Smith ve henüz 19 yaşında olan Gwyneth Paltrow gibi önemli oyuncularla dolu bir film. Filmin konusu da bir hayli eğlenceli. Olmayan Ülke’den Wendy’nin ülkesi olan İngiltere’ye gelen ve orada yaşamaya başlayan Peter Pan artık büyümüştür. Çocukluğunda yaşadıklarını unutan Peter, iki çocuklu bir avukat olarak hayatını sürdürmektedir. Ta ki Kaptan Hook çocuklarını kaçırana kadar. Usta yönetmen Steven Spielberg’in bakış açısıyla yeniden izleme fırsatı bulduğumuz yaşlı, kilolu ama hala yeşil tayt giyen Peter Pan, Kaptan Hook ile yaşadığı savaşların sonuncusunu kazanmak için bildiği her şeyi yeniden öğrenmek zorunda. Vizyona girdiği dönemde de, sonrasında da çoğu sinema eleştirmeni tarafından geçer not almasa da Peter Pan’i seven ve çocukluğunu özleyen herkesin keyifle izleyeceği bir film.

2004 yapımı Düşler Ülkesi ise Peter Pan’i ön planda tutmak yerine Barrie’nin hayatını ve Peter Pan’i yazma sürecini anlatan duygusal bir film. Ayça’nın Şöhret Basamakları köşesinde incelerken de söylediği gibi farklı rollerin adamı, usta oyuncu Johnny Depp’in başrolde yer aldığı yapım, belki de Depp’in kariyerindeki en sakin film. Vampirden, korsana; hayaletten, makas parmaklara sahip bir adama kadar fantastik karakterlerin altından başarıyla kalkan Johnny Depp bu kez yazar Barrie rolüyle karşımıza çıkıyor. Son tiyatro oyununun aldığı eleştirilerden memnun olmayan yazar daha iyisini nasıl yazacağını düşünürken bir gün parkta üç çocuklu bir kadınla tanışır. Çocukları çok seven Barrie onlarla oynadığı oyunlardan ilham alarak yeni bir oyun yazmaya başlar. Bu süreçte de çocuklar ve çocukların annesiyle yakın bir arkadaşlık kurar. Duygu yüklü bir dram olan Düşler Ülkesi’nde Johnny Depp’e Kate Winslet eşlik ediyor.

Çocukluğumuzun neredeyse kaybolmak üzere olan kahramanlarından Peter Pan. Kitapları artık okunmaz, çizgi filmleri yeni dönem çizgi filmlerin yanında izlenmez hale geldi. Özellikle internetin de hayatımıza girmesiyle çocuklar için ne Peter Pan’in önemi kaldı, ne Heidi’nin ne de Calimero’nun. Teknoloji ilerledikçe belki boyut atladık ama masumiyetimiz çok gerilerde kaldı. Birkaç saat televizyon izledikten sonra sokakta oynanan oyunlar yerini sosyal paylaşım sitelerinde çocukların birbirini dürtmesine, şen kahkahalarımız yerini 140 karakterle kendimizi ifade ederek aldığımız zevke bıraktı. Artık evden dışarı çıkmayan çocuklar sayesinde kaldırım taşlarından kale direkleri yapılmaz oldu. Böylece sokaklarımız daha düzenli(!) hale geldi.

Siz de kale direklerinizi özlediyseniz, büyümüş olsa da Peter Pan’i ve onun yazarının Peter Pan’e hayat verirken yaşadıklarını izleyin. Büyümeyen çocuk Peter Pan’in yerine kendinizi koyun ve içinizdeki çocuğu serbest bırakın. Ben zaman yolculuğuna başlıyorum, siz de geç kalmadan bu iki filmi izlemeye başlayın. İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi