Fransız yönetmen Arnaud Desplechin’nın gerçek bir hikayeden esinlenerek beyaz perdeye aktardığı filmi Düş ve Gerçek ’te (Jimmy P.) başrolü usta oyuncu Benicio Del Toro üstleniyor.

1948 yılında Montana’daki bir çiftlikte başlıyor film. Jimmy’nin (Benicio Del Toro) çiftliğin işlerini yaparken ışık parlamaları görerek başının dönmesiyle bir anda hikayenin ortasında buluyoruz kendimizi. Kız kardeşi tarafından en iyi hastanelerden birine götürülüyor. Jimmy’nin gösterdiği belirtilerin doktorların ilgisini çekmesi üzerine ona bir dizi test uyguluyorlar. Fakat sonunda onun probleminin psikiyatrik değil psikolojik olduğuna karar verip aslen bir antropolog olan Georges Devereux’yu onu analiz etmesi için çağırıyorlar. Bu analizlerle birlikte hem Jimmy’i tanıyoruz hem de neden bu hale geldiği konusunda bazı psikanalitik varsayımlarda bulunmamıza yardım edecek rüyaların içine giriyoruz.

Filmin oldukça güçlü yan hikayeleri ve fazlasıyla içi dolu yan karakterleri var. Hatta bunlar öylesine çok ki film bir kitap uyarlamasına benzeyecek hale geliyor. Ayrıca filmin başında Jimmy’le ilgili hiçbir bilgi verilmeyip bunun tüm filme yayılıyor olması da uyarlama fikrini destekliyor.

Yönetmen hiç kuşkusuz filmi saf bir dram atmosferi üzerine kurmuş. Öyle ki mutluluğun olduğu sahneler sanki geçmişte kalmış birer anı izlenimi gibi gelerek dolaylı olarak yine dram atmosferine bağlanıyor. Zaten Del Toro’nun buram buram yaşanmışlık kokan kıvrımlı asık yüzü filme hakim olan dram atmosferi için bulunmaz bir nimet. Bu açıdan yönetmen gerçekten de yapmak istediğini oldukça güzel başarıyor. Fakat yukarıda bahsettiğim uyarlama havası ve dram birleşince ortaya, sonlarına doğru hikayeye olan ilginizi kaybetmeye başladığınız veyahut filmin başlarında olan olayları unutmaya başladığınız bir durum çıkıyor.

Filmin incelikli yan hikayeleri oldukça başarılı olsa da bir yerden sonra filmin durgun işleyişinden dolayı genel hikayenin arasında eriyip gidiyor. Senaryo öylesine uzun ve genişleyen bir yapıda oluşturulmuş ki filmin başında Jimmy’e odaklanırken filmin sonlarına geldiğimizde aile trajedesinden tutunda dönem filmi havasında işleyen yan karakterlerin hikayelerine kadar bir çok konuya vakıf oluyoruz. Aslında yönetmenin hakkını vermek gerekir, çok gedikli bir senaryo yazmış fakat filmin kurgusuyla birlikte düşündüğümüzde bu bir yerden sonra film için olumsuz bir hale dönüşmüş.

Değinmeden geçemeyeceğim bir konuysa filmin görselleriyle ilgili. Filmin genelinde türün hakkını veren bir atmosfer oluşturulmasına karşın bazı sahneler gerçekten de gülünçlük derecesinde başarısız. Öyle ki bir sinema-tv bölümü öğrencisinin hazırladığı proje ödevi izlenimi uyandıracak derecede amatörce.

Film özellikle oldukça iç içe geçmiş psikanalitik göndermelerle oldukça derinlemesine hikayelere sahip olmasına rağmen sonlarına doğru etkileyiciliğini tamamen kaybediyor. Yönetmenin eli yüzü düzgün bir kitap uyarlaması çekebileceğine ikna oluyoruz fakat kendine has bir tarzdan bahsetmek maalesef mümkün değil. 

Fransız yönetmen Arnaud Desplechin’nın gerçek bir hikayeden esinlenerek beyaz perdeye aktardığı filmi Düş ve Gerçek ’te (Jimmy P.) başrolü usta oyuncu Benicio Del Toro üstleniyor. 1948 yılında Montana’daki bir çiftlikte başlıyor film. Jimmy’nin (Benicio Del Toro) çiftliğin işlerini yaparken ışık parlamaları görerek başının dönmesiyle bir anda hikayenin ortasında buluyoruz kendimizi. Kız kardeşi tarafından en iyi hastanelerden birine götürülüyor. Jimmy’nin gösterdiği belirtilerin doktorların ilgisini çekmesi üzerine ona bir dizi test uyguluyorlar. Fakat sonunda onun probleminin psikiyatrik değil psikolojik olduğuna karar verip aslen bir antropolog olan Georges Devereux’yu onu analiz etmesi için çağırıyorlar. Bu analizlerle birlikte hem Jimmy’i tanıyoruz hem de neden bu hale geldiği konusunda bazı psikanalitik varsayımlarda bulunmamıza yardım edecek rüyaların içine giriyoruz. Filmin oldukça güçlü yan hikayeleri ve fazlasıyla içi dolu yan karakterleri var. Hatta bunlar öylesine çok ki film bir kitap uyarlamasına benzeyecek hale geliyor. Ayrıca filmin başında Jimmy’le ilgili hiçbir bilgi verilmeyip bunun tüm filme yayılıyor olması da uyarlama fikrini destekliyor. Yönetmen hiç kuşkusuz filmi saf bir dram atmosferi üzerine kurmuş. Öyle ki mutluluğun olduğu sahneler sanki geçmişte kalmış birer anı izlenimi gibi gelerek dolaylı olarak yine dram atmosferine bağlanıyor. Zaten Del Toro’nun buram buram yaşanmışlık kokan kıvrımlı asık yüzü filme hakim olan dram atmosferi için bulunmaz bir nimet. Bu açıdan yönetmen gerçekten de yapmak istediğini oldukça güzel başarıyor. Fakat yukarıda bahsettiğim uyarlama havası ve dram birleşince ortaya, sonlarına doğru hikayeye olan ilginizi kaybetmeye başladığınız veyahut filmin başlarında olan olayları unutmaya başladığınız bir durum çıkıyor. Filmin incelikli yan hikayeleri oldukça başarılı olsa da bir yerden sonra filmin durgun işleyişinden dolayı genel hikayenin arasında eriyip gidiyor. Senaryo öylesine uzun ve genişleyen bir yapıda oluşturulmuş ki filmin başında Jimmy’e odaklanırken filmin sonlarına geldiğimizde aile trajedesinden tutunda dönem filmi havasında işleyen yan karakterlerin hikayelerine kadar bir çok konuya vakıf oluyoruz. Aslında yönetmenin hakkını vermek gerekir, çok gedikli bir senaryo yazmış fakat filmin kurgusuyla birlikte düşündüğümüzde bu bir yerden sonra film için olumsuz bir hale dönüşmüş. Değinmeden geçemeyeceğim bir konuysa filmin görselleriyle ilgili. Filmin genelinde türün hakkını veren bir atmosfer oluşturulmasına karşın bazı sahneler gerçekten de gülünçlük derecesinde başarısız. Öyle ki bir sinema-tv bölümü öğrencisinin hazırladığı proje ödevi izlenimi uyandıracak derecede amatörce. Film özellikle oldukça iç içe geçmiş psikanalitik göndermelerle oldukça derinlemesine hikayelere sahip olmasına rağmen sonlarına doğru etkileyiciliğini tamamen kaybediyor. Yönetmenin eli yüzü düzgün bir kitap uyarlaması çekebileceğine ikna oluyoruz fakat kendine has bir tarzdan bahsetmek maalesef mümkün değil. 
Puan - 72 / 100

7.2

Film özellikle oldukça iç içe geçmiş psikanalitik göndermelerle oldukça derinlemesine hikayelere sahip olmasına rağmen sonlarına doğru etkileyiciliğini tamamen kaybediyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
7
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi