Sıfırdan başlayıp zirveye çıkan ve bunu da büyük oranda yeteneğiyle gerçekleştiren Steven Spielberg, çoğunlukla Amerikan sinemasının harika çocuğu olarak anılır. İçindeki çocuksu tarafı filmlerine naif bir şekilde yansıtan, duygusallığıyla bilinen ve belli bir kitleye değil, herkese seslenebilen filmler çeken Spielberg, yönetmenliğinin yanı sıra prodüktör kimliğiyle de tam bir başarı abidesidir. Filmlerinin ticari başarısı, 70’li yıllardan itibaren sinemayı olumsuz yönde etkilediği yorumlarına sebebiyet verse de onun, düşlerinin ve tutkularının peşinden koşan bir sinemacı olduğunu hemen hemen her filminden anlayabiliriz. Sonuçta ticari başarısını, pek çok ödülle taçlandıran, sinemaseverlerin büyük saygı ve sevgi beslediği bir yönetmen o. 45 yıldır eksilmeyen bir üretkenlikle türden türe atlayarak kariyerini sürdüren Steven Spielberg’ün sinema yolculuğuna türler üzerinden giderek bakmak istedik.

Gerilimle Başlayan Bir Yolculuk: Korku/Gerilim Filmleri

Kısa metraj filmleriyle dikkat çeken Spielberg, Bela ile uzun metraja terfi etti. Bir Tv filmi olan Bela, iddiasız bir yapım olsa da ona yeteneklerini sergileme şansı verdi. Kendi halinde ilerlerken bir tankerin tacizine uğrayan sıradan bir adamın yaşadığı korku dolu yolculuğun hikâyesinin anlatıldığı film, sonu gelmeyen ve gittikçe tırmanan gerilimiyle beğeni topladı. Takip sahnelerinin ve yaratılan gerilimin başarısı kadar ana karakterin psikolojisini vermedeki hüneri de görülmeye değerdi. Spielberg’ün sinema tutkusunu her anında hissettiren bu ilk film, yönetmenin ilk adımı olması sebebiyle de özel bir yere sahiptir. Spielberg’ün ilk korku denemesi Something Evil adlı bir başka Tv filmiydi. Başarılı bulunmayan Something Evil’in ardından bir Tv filmi daha çekip korku sinemasının klasikleri arasında anılacak Jaws’la çıkagelen Spielberg, bu filmle genç usta olarak anılmaya başladı. Peter Benchely’nin popüler romanını sinemaya uyarlayan Spielberg,  dev bir köpek balığının küçük bir sahil kasabasında yarattığı dehşetten parmak ısırtan bir gerilim yarattı. Müziği gerilim öğesi olarak kullanması ve köpek balığını uzun süre göstermemesi gibi tercihleri filmin klasikleşmesinde kilit rol oynadı diyebiliriz. Seyircinin Jaws’a gösterdiği yoğun ilgi, Hollywood kapılarının Spielberg için ardına kadar açılması anlamına geliyordu.

Hezimetten Yeni Klasiklere: Savaş Filmleri

70’li yılların sonuna gelindiğinde Spielberg artık saygı gören ünlü bir yönetmendi. İlk savaş filmi denemesi 1941, ne yazık ki sinemadaki ilk hezimeti olacaktı. Bir II. Dünya Savaşı komedisine soyunan Spielberg, fazla gürültülü, komedi etiketine rağmen komik olamayan bu savaş filmi parodisinde umduğunu bulamadı ve tekrar böyle bir işe girişmedi. 80’lerin ortasında gelen Güneş İmparatorluğu, savaşın kendisinden ziyade gerçek yüzünü gösteren bir savaş dramasıydı. II. Dünya Savaşı’nı bir çocuğun bakış açısından gösteren Spielberg, anlatısındaki yetkinlikle hayranlık uyandırdı. Belki gişede umduğunu bulamadı ama sinema camiasında hakkı teslim edildi.

spielberg-filmloverss

Spielberg ve savaş filmi dendiğinde akla gelen film kuşkusuz ki Er Ryan’ı Kurtarmak’tır. Diğer savaş filmlerinin aksine cephede geçen uzun çatışma sahneleri ve o sahnelerin gerçekçiliğiyle dikkat çeken film, Spielberg’e ikinci kez “En İyi Yönetmen” Oscar’ını kazandırdı. Savaşın yarattığı cehennemi tüm çıplaklığıyla resmeden Er Ryan’ı Kurtarmak, askerlerin kişisel yolculuklarıyla da dramatik yapısı sağlam kurulmuş bir savaş filmiydi. Spielberg’ün düşüşe geçtiği döneme denk gelen Savaş Atı ise birçok dalda elde ettiği Akademi Ödülü adaylığına rağmen dozu tutturulamamış duygusallığının da etkisiyle ne seyirciler ne de eleştirmenler cephesinde destek bulabildi. Spielberg’ün savaşın kendisinden ziyade, savaş sırasındaki insanlık halleriyle, savaşın insanlar üzerindeki yıkıcı etkisiyle ilgilendiğini söyleyerek diğer bir bölüme geçelim.

Biyografiler ve Tarihsel Dramlar

İlk dönem filmlerinin hemen hemen hepsinde gençliğinin verdiği dinamizmi hissedebiliriz. Bu bakımdan Spielberg sinemasında olgunluk belirtilerinin görülmeye başladığı ilk filmin Mor Yıllar olduğunu söyleyebiliriz. Köleliğin kaldırılmasının henüz kabullenilemediği 20. yüzyılın başlarında siyahî bir kadının dramını duyarlılıkla ele alan film, yönetmenin hakkı pek teslim edilmemiş yapıtlarından. Spielberg’ün sanatında zirveye çıktığı film, Schindler’in Listesi’ydi. Yahudi soykırımı üzerine üç saatlik siyah-beyaz bir film çekmek ticari filmler yaptığı için eleştirilen Spielberg’ün, bu eleştirilere verebileceği en iyi cevaptı. Sinemasında duygusallığı öne çıkaran yönetmenin kendisi de bir Yahudi olduğu için bu filmde hikâyenin daha çok bu yönüyle ilgilenmesi anlaşılır bir durumdu. En İyi Film ve En İyi Yönetmen dâhil yedi dalda Oscar kazanan Schindler’in Listesi, haklı bir üne sahip. Spielberg, bu filmden sonra kölelik meselesine değindiği Amistad ile sevenlerinin karşısına çıktı. Etkili anları olmasına karşın ortalama bir filmdi Amistad ve pek başarılı olamadı. 2000’li yıllarda Sıkıysa Yakala ve Terminal gibi hafif biyografik filmler çektikten sonra 1972 Münih olimpiyatlarında İsrailli sporcuların Filistinli bir örgüt tarafından katledilmesinin ardından MOSSAD’ın karşı operasyonunu konu edinen Münih’i çeken Spielberg, bu türdeki yetkinliğini bir kez daha gösterdi. 12 dalda Oscar’a aday olan Lincoln’de didaktik bir tarih dersine soyunması ve bir yönetmen olarak kendisini geri çekmesi olumlu sonuç vermedi. Geçtiğimiz yıl izlediğimiz soğuk savaş dönemi draması Casuslar Köprüsü ise göze batmayan milliyetçi damarı ve prodüksiyon kalitesiyle özlenen Spielberg’ten esintiler taşıyordu.

Macera Filmlerinde Bir Marka: Indiana Jones Filmleri

George Lucas ile kafa kafaya vererek yepyeni bir maceraya yelken açan Spielberg, serüven filmlerinde yeni bir dönem başlattı diyebiliriz. Üniversitede ders veren maceraperest bir arkeoloğun kendisini türlü tehlikenin ortasında bulduğu Kutsal Hazine Avcıları o kadar başarılı oldu ki ana karakterimiz Indiana Jones’un maceralarının seriye dönüşmesi kaçınılmazdı. Şapkası, kamçısı ve giyim tarzıyla göze hitap eden, en zor durumlarda dahi espri yapabilmesi, entelektüel kişiliği ve Harrison Ford’un personasıyla da seyircinin kalbine seslenen Indiana Jones, yaş farkı gözetmeksizin herkesin sevdiği bir karakter oldu. Filmin başarısının arkasında Indiana Jones karakteri kadar macera filmi formülünde denklemin ustalıkla kurulması vardı, hiç şüphe yok. Devam filmleri Kamçılı Adam ve Son Macera ile bir üçlemeye dönüşen Indiana Jones, çok uzun bir aradan sonra 2008’de geri döndü. Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı, heyecanla karşılanmasına ve gişe zaferine rağmen Spielberg filmografisinin hayal kırıklıkları arasındaki yerini aldı. Filmin sonunun Indiana Jones ruhuna aykırı olması ve çok uzun ara veren seri filmlerde ana karakterin oğlunun hikâyeye dâhil olması klişesi bu tatminsizlikte önemli rol oynadı. Yine de yarattığı nostalji hissi ve keyifli bir macera yaşatmasıyla izlemeye değer bir işti.

Bilim Kurgu Filmleri

e.t.-filmloverss

En büyük kavgasını filme finansman bulmak değil de, filmin adını stüdyoya kabul ettirebilmek için veren Spielberg’ün ilk bilim kurgu denemesiydi Üçüncü Türden Yakınlaşmalar.  Düşman uzaylı algısını yerle bir eden film, oldukça riskli bir projeydi ancak büyük bir gişe zaferine dönüştü. Bilim kurgu sinemasında taşları yerinden oynatan bu yenilikçi filmi, aynı temayı işlediği E.T. takip etti. Türü yediden yetmişe herkese sevdiren E.T. dostluğun altını çizerken, tehlikeli olanın kendi türümüz olduğunu da söylemeden edemiyordu. 90’lı yıllara geldiğimizde bilim kurgu ve korku sinemasının ‘dehşet saçan canavar’ hikâyelerini bir popcorn eğlenceliğine dönüştürdü Spielberg. Jurassic Park ile bir bakıma Disneyland yaratan yönetmen, seyircisine unutulmaz bir eğlence sunarken yapılan işin etiğini sorguladı, kapitalizme de vurgu yaptı. Bugünün blockbuster bilim kurgularının Jurassic Park’a çok şey borçlu olduğunu söyleyebiliriz. Devam filmi Kayıp Dünya’da kendisini tekrar eden Spielberg, Stanley Kubrick’in bir türlü hayata geçiremediği projesi Yapay Zekâ’yı 2001’de tamamladı. “Bir robot sevebilir mi?” fikri üzerinden oldukça duygusal ve vardığı nokta itibariyle bir o kadar da karamsar bir bilim kurgu olan Yapay Zekâ, yönetmenin kariyerindeki en iyi işlerden biriydi. 2000’li yılların ilk bölümünde bilim kurguya ağırlık veren Spielberg, Philip K. Dick uyarlaması Azınlık Raporu ile en karanlık çalışmasına imza attı. Suçların işlenmeden önlenebildiği bir yakın gelecek tasvir eden film, dünyası ve görselliğiyle büyülerken, Spielberg’ün bilim kurgu sinemasının en önemli temsilcilerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtlıyordu. 2005’te Dünyalar Savaşı’nın yeniden çevrimine soyunan Spielberg, öncülünü epey aşan görkemli bir bilim kurgu çekse de hayranlarını tatmin edemedi. Dost uzaylı filmlerinden sonra bu projenin yönetmene yakışmadığını söyleyenlerin sayısı da hiç az değildi.

Çocuksu Yanını Gösterdiği Filmleri

Spielberg, çocuksu tarafını 80’lerin başında E.T. ile gösterdi. Sevimli uzaylıyla dost olan çocukların olaya yaklaşımlarındaki masumiyeti, arkadaşlığın önemine vurgu yaparak ve yine duygusallıkla sararak anlatan yönetmen, seyircinin kalbine dokunmayı başardı. E.T.’nin bir klasiğe dönüşmesinde Spielberg’ün içindeki çocuğu serbest bırakmasının payı büyüktü hiç şüphesiz. 1991’de bir Peter Pan uyarlamasına soyunan Spielberg, neşe dolu bir çocuk filmi çekse de yetişkinlere seslenebilmişti. Kaptan Kanca, çeşitli sorunları sebebiyle bir hayal kırıklığına dönüştü. Bir başka klasik Ten Ten’e el atan Spielberg, kariyerinin ilk animasyon filmine imza attı. Çizgi romanın ruhuna ne kadar sadık bir uyarlamaydı tartışılır ama hem animasyon kalitesi hem de soluksuz izlenen serüveniyle takdir topladı Ten Ten. Bu proje ile çocuklardan ziyade yetişkinlerin hedef alındığı da bir gerçekti. Geçtiğimiz aylarda seyirci karşısına çıkan The BFG ise tamamen çocuklara yönelik bir motion capture animasyon denemesiydi. Roald Dahl’ın çocuk kitabından uyarlanan The BFG, Spielberg gibi usta bir sinemacıdan beklenmeyecek seviyede bir filmdi.

 Spielberg’ün yeni projeleriyle sevenlerini tekrar mutlu edebilmesi umuduyla…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi