En çok kokunu sevmiştim.

14 Şubat geldi çattı. Sevgililer Günü sebebiyle her yer kırmızı, her yer kalplerle, çikolatalarla, türlü çeşit hediyeyle doldu taştı. Bu durum elbette vizyon takvimini de etkiliyor ve perdeye romantik aşk filmleri konuk oluyor. İşte bu hafta gösterime girecek Dünyanın En Güzel Kokusu da bu filmlerden biri.

Romantik komediyle dram arasında gidip gelen filmimizin kahramanları artık evlenip çoluk çocuğa karışma yaşları gelmiş iki yakın arkadaş Hakan ve Derya. Hakan (Rıza Kocaoğlu), İstanbul’un gözde semtlerinden birinde tek başına yaşayan, savruk, sorumsuz ve kadın avcısı bir erkek. Şarkı sözü yazarı olan Hakan yazdığı sözleri ve okuduğu şiirleri kızları, deyim yerindeyse, kandırmak ve onlarla sevişmek için kullanan tam bir çapkın. Derya (Tuba Üstün) ise Hakan’ın aksine daha ciddi, sorumluluk sahibi, geleneksel ilişkilere ve aşka inanan bir kadın. Birbirlerinden çok farklı hayatlarına ve kişiliklerine rağmen çok iyi arkadaşlar. Yakın arkadaşları, biraz da “Kadınlarla erkekler arkadaş olamaz, illa ki bir şeyler hissederler birbirlerine” klişesi yüzünden Derya ve Hakan’ı sıkıştırmaya başlıyorlar bu ilişki konusunda. Kahramanlarımız da olur mu acaba, denesek mi derken çocuk yapmaya karar veriyorlar. Birbirlerini yakından tanıyor olmaları, birbirlerine güvenmeleri ise bu kararda etkili oluyor. Bir de zaten iki yakın arkadaşın, arkadaşlıkları ilerledikçe böyle bir yola girme durumları oluyor günümüzde. Yaşımız geçiyor evlensek mi, ya da senden iyisini mi bulacağım yahu gel çocuk yapalım diyenlere çok şahit oldum ben şahsen.

Dünyanın En Güzel Kokusu: Duyguların Dönüşümü

Peki, arkadaşlık aşka nasıl dönüşür? Çok sevdiğiniz bir arkadaşınıza âşık olabilir misiniz bir gün? Çok iyi tanıdığınız ama tüm kötü yönlerini de bildiğiniz birini sevebilir misiniz? Dünyanın En Güzel Kokusu bu sorulara cevap arıyor işte. Bu elbette mümkün. Ancak bizim kahramanlarımız Derya ve Hakan bu kararı vermeden önce de bir şeyler hissediyorlar birbirleri için sanki, sadece bunun farkına varamamışlar henüz. Duygularının geçirdiği dönüşüm, hislerinin farkına varmaları ve aşkın pençesine düşmeleri gayet romantik ve tatlı bir biçimde yansıtılmış perdeye kahramanlarımızın. Hem bocalıyorlar zaman zaman hem de komik durumlara düşüyorlar. Rıza Kocaoğlu ve Tuba Ünsal arasındaki uyum gayet iyi. Tuba Ünsal’ın çok güzel bir sinema yüzü var ve romantik komedilerde başarılı bir oyuncu olduğunu ve ileride de olmaya devam edeceğini müjdeliyor bizlere.

Filmin aşka, kadın-erkek ilişkilerine, aile ve çocuk kavramına bakışı tartışılabilir. Çocuk sahibi olmak için mutlaka geleneksel değerlere bağlı kalmak gerekir mi, çevre baskısına boyun eğlemeli miyiz diye sorgulayabiliriz örneğin. Derya karakterinin filmin başında feminizme yakın duran tavırlarının zamanla değişimi de hayli ilginç ve belki de tutarsız diyebileceğimiz türden. Tatlı bir kadın-erkek ilişkileri parodisiyle ve romantik bir aşk öyküsünün gelişimiyle başlayan ve ilerleyen filmin final için seçtiği yolsa seyirciyi üzecek türden. Sürprizli final ve seyirciyi salondan şaşırtarak çıkarmak düşüncesi hoş olabilir; ancak bu tercih filmin dengesini bir hayli bozmuş ve biraz da duygu sömürüsü tuzağına düşülmüş gibi hissettirdi bir nebze bizleri.

Sonuç olarak karşımızda bazı sıkıntıları olsa da yine de eli yüzü düzgün diyebileceğimiz, güzel görüntülerle, şarkılarla süslü, iyi oyunculuklar göreceğimiz bir film var. Romantik bir hafta sonu geçirmek ve sevgiliye sarılıp mendil ıslatmak için iyi bir tercih olabilir. Şimdiden iyi seyirler.

En çok kokunu sevmiştim. 14 Şubat geldi çattı. Sevgililer Günü sebebiyle her yer kırmızı, her yer kalplerle, çikolatalarla, türlü çeşit hediyeyle doldu taştı. Bu durum elbette vizyon takvimini de etkiliyor ve perdeye romantik aşk filmleri konuk oluyor. İşte bu hafta gösterime girecek Dünyanın En Güzel Kokusu da bu filmlerden biri. Romantik komediyle dram arasında gidip gelen filmimizin kahramanları artık evlenip çoluk çocuğa karışma yaşları gelmiş iki yakın arkadaş Hakan ve Derya. Hakan (Rıza Kocaoğlu), İstanbul’un gözde semtlerinden birinde tek başına yaşayan, savruk, sorumsuz ve kadın avcısı bir erkek. Şarkı sözü yazarı olan Hakan yazdığı sözleri ve okuduğu şiirleri kızları, deyim yerindeyse, kandırmak ve onlarla sevişmek için kullanan tam bir çapkın. Derya (Tuba Üstün) ise Hakan’ın aksine daha ciddi, sorumluluk sahibi, geleneksel ilişkilere ve aşka inanan bir kadın. Birbirlerinden çok farklı hayatlarına ve kişiliklerine rağmen çok iyi arkadaşlar. Yakın arkadaşları, biraz da “Kadınlarla erkekler arkadaş olamaz, illa ki bir şeyler hissederler birbirlerine” klişesi yüzünden Derya ve Hakan’ı sıkıştırmaya başlıyorlar bu ilişki konusunda. Kahramanlarımız da olur mu acaba, denesek mi derken çocuk yapmaya karar veriyorlar. Birbirlerini yakından tanıyor olmaları, birbirlerine güvenmeleri ise bu kararda etkili oluyor. Bir de zaten iki yakın arkadaşın, arkadaşlıkları ilerledikçe böyle bir yola girme durumları oluyor günümüzde. Yaşımız geçiyor evlensek mi, ya da senden iyisini mi bulacağım yahu gel çocuk yapalım diyenlere çok şahit oldum ben şahsen. Dünyanın En Güzel Kokusu: Duyguların Dönüşümü Peki, arkadaşlık aşka nasıl dönüşür? Çok sevdiğiniz bir arkadaşınıza âşık olabilir misiniz bir gün? Çok iyi tanıdığınız ama tüm kötü yönlerini de bildiğiniz birini sevebilir misiniz? Dünyanın En Güzel Kokusu bu sorulara cevap arıyor işte. Bu elbette mümkün. Ancak bizim kahramanlarımız Derya ve Hakan bu kararı vermeden önce de bir şeyler hissediyorlar birbirleri için sanki, sadece bunun farkına varamamışlar henüz. Duygularının geçirdiği dönüşüm, hislerinin farkına varmaları ve aşkın pençesine düşmeleri gayet romantik ve tatlı bir biçimde yansıtılmış perdeye kahramanlarımızın. Hem bocalıyorlar zaman zaman hem de komik durumlara düşüyorlar. Rıza Kocaoğlu ve Tuba Ünsal arasındaki uyum gayet iyi. Tuba Ünsal’ın çok güzel bir sinema yüzü var ve romantik komedilerde başarılı bir oyuncu olduğunu ve ileride de olmaya devam edeceğini müjdeliyor bizlere. Filmin aşka, kadın-erkek ilişkilerine, aile ve çocuk kavramına bakışı tartışılabilir. Çocuk sahibi olmak için mutlaka geleneksel değerlere bağlı kalmak gerekir mi, çevre baskısına boyun eğlemeli miyiz diye sorgulayabiliriz örneğin. Derya karakterinin filmin başında feminizme yakın duran tavırlarının zamanla değişimi de hayli ilginç ve belki de tutarsız diyebileceğimiz türden. Tatlı bir kadın-erkek ilişkileri parodisiyle ve romantik bir aşk öyküsünün gelişimiyle başlayan ve ilerleyen filmin final için seçtiği yolsa seyirciyi üzecek türden. Sürprizli final ve seyirciyi salondan şaşırtarak çıkarmak düşüncesi hoş olabilir; ancak bu tercih filmin dengesini bir hayli bozmuş ve biraz da duygu sömürüsü tuzağına düşülmüş gibi hissettirdi bir nebze bizleri. Sonuç olarak karşımızda bazı sıkıntıları olsa da yine de eli yüzü düzgün diyebileceğimiz, güzel görüntülerle, şarkılarla süslü, iyi oyunculuklar göreceğimiz bir film var. Romantik bir hafta sonu geçirmek ve sevgiliye sarılıp mendil ıslatmak için iyi bir tercih olabilir. Şimdiden iyi seyirler.

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

60

Dünyanın En Güzel Kokusu; bazı sıkıntıları olsa da görüntüleri, şarkıları ve oyuncuların performanslarıyla romantik bir hafta sonu geçirmek için iyi bir tercih olabilir.

Kullanıcı Puanları: 3.69 ( 6 votes)
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi