Afişinde araba resimleri, yarışçılar gördüğüm filmlere hep bir ön yargı ile yaklaşır, bu tür filmleri izlemeden arşivdeki yerlerine kaldırırdım. Çok kötü bir film olduğunu düşündüğümden ya da beni sıkacak bir film olmasından değil sadece araba tutkunlarına hitap etmeye çalıştıklarından ve araya cinsellik sıkıştırılarak tamamen belirli bir izleyici kitlesini çekmeye çalıştıklarına kanaat getirirdiğimden izlemezdim. Uzun zaman önce bu düşüncelerimden arınabildim. En azından artık izlemeden böyle bir ön yargı ile yaklaşmıyorum. 

Drive’ın afişi ilk görünüşte “eyvah yine bir yarış ve yarışçı” diye düşündürse de kadrosuna göz attığımızda bir yarış filminden ötesi olduğu anlaşılıyor. Önümüzdeki yıllara kesinlikle damga vuracaklarına inandığım Ryan Gosling ve Carey Mulligan’ın aynı filmde buluşmalarının yanı sıra Bryan Cranston, Ron Perlman ve Albert Brooks isimleri de hiç küçümsenecek gibi değil. 

Gündüzleri bir araba tamircisinde çalışmasının yanı sıra Holywood’da dublörlük yapan genç şoför (Ryan Gosling) geceleri ise bu meziyeti sayesinde şehrin en önemli hırsızlıklarının altına imzasını atmaktadır. Çok hızlı olmasına rağmen sıradanlaşan hayatı yeni taşındığı apartmanda tanıştığı güzel komşusu Irene (Carey Mulligan) ile bambaşka bir hal almaya başlıyor. Önceleri güzel bir arkadaşlık ile başlayan bu ilişki Irene’in kocasının hapisten çıkması ve zaten geceleri hırsızlık yapan arkadaşından yardım istemesiyle aksiyon dolu bir maceraya dönüşüyor. Artık sadece şoförlük yapması değil bunun yanı sıra Irene ve ailesinin hayatını da kurtarması gerekmektedir. 

Film 1978 yapımı “Driver” filmiyle benzer karakteristik özellikler taşısa da asıl James Sallis’in aynı isimli hikayesinden uyarlanarak çekilmiştir. Driver rolündeki Ryan Gosling’in muhteşem bir oyunculuk sergilemesi şüphesiz ki hiçbirimizi şaşırtmazken bunda en büyük payın yönetmene ait olduğunu hiç çekinmeden söyleyebiliriz. Filmin ilk sahnesinden son sahnesine kadar ismini dahi öğrenemediğimiz ve sadece “driver” olarak izlediğimiz genç oyuncu az konuşan, hislerini fazla belli etmemeye çalışan bir rolün hakkını veriyor. Kendi hakkında tek öğrenemediğimiz şey ismi ya da neden az konuştuğu değil nereden geldiği, neden bu işi yaptığı nasıl bu kadar yetenekli olduğu gibi soruların hiçbirinin cevabını filmin içinde alamazken Irene rolünde ki Carey Mulligan başta olmak üzere diğer karakterlerin geçmişleri hakkında mutlaka detaylı bilgilere sahip oluyoruz. 

64. Cannes Film Festivali’nden “En İyi Yönetmen” ödülü ile dönen “Drive” etkileyici soundtracklerinin yanı sıra Ryan Gosling’in asansörde bilincini kaybettiği sahne ile uzun süre konuşulacak ve birçok ankette mutlaka unutulmaz sahneler arasındaki yerini alacaktır. 

Çok başarılı yarış filmlerindekine benzer  250 km/h ile giden arabalar, sokak yarışları gibi sahneler bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz ancak iyi oyunculukların yanı sıra, zekice kurgulanmış başarılı bir film izlemek istiyorsanız film bittiğinde 100 dakikanın nasıl geçtiğini bile anlamayacağınıza emin olabilirsiniz. 

İyi Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi