Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Kimimizin merakla, kimimizin hasretle, kimimizin sabırsızlıkla, kimimizin nefretle beklediği, kalanımızın da artık küsüp hiç beklemediği bir dizi haline geldi Doctor Who. Christopher Ecclestone, David Tennant, Matt Smith derken bazıları yeni Doktor Peter Capaldi’yi sevmedi, bazıları yardımcısı Clara’nın karakter gelişiminden rahatsız oldu, bazıları ise Steven Moffat’ın diziyi dipsiz kuyulara sürüklediğine ikna oldu. Haklılık payları tartışılır, oraya girmeyelim. Ama geri kalanlar, yani bizler, yani umutsuz Doctor Who âşıkları bugünü sabırsızlıkla bekledik. Çünkü Doktor umuttur; yalan da söylese, manipüle de etse her zaman bir çözümü vardır. Onun için imkânsız diye bir şey yoktur. Olabildiğine Amerikanlaşsa da kökenini unutmaz. Unutmaz değil mi? Bundan çok emin olamadım. Oraya girmeyelim demiştik, değil mi? Neyse devam edelim!

Dr. Who 9. Sezon 1. Bölüm İncelemesi

doctor-who-9-sezon-2-bolum-incelemesi-filmloverss

Doctor Who’nun, 4. Sezonu hatırlatan bölümleri olmasa, üstündeki ölü toprağını kaldıramayacağımız bir 8. Sezon sonrası, 9. Sezona oldukça başarılı bir başlangıç yaptığını düşünüyorum. Bunda yine bölümün,  Russell T. Davies’in yazdığı bölümlere benzemesi, eski dostların görünmesi ve Doktor’un ta kendisinin payı var. Artık karşımızda oturmuş bir doktor karakteri bulunuyor. Capaldi’nin Doktor’u da kendine has, orijinal özelliklere sahip ve çılgın Doktor karizmasına kavuşmuş durumda.

***Yazının bundan sonrası Dr. Who 9. Sezon 1. Bölüm’e dair spoiler içerir***

Doktor umuttur, çözümdür, çare Doktor’dur derken tam da giriş sahnesinden bahsediyordum işte! Ne zaman ve nerede geçtiğini bilmediğimiz bir savaş alanında çaresiz kalan bir çocuğa verdiği nasihatten de anlaşılacağı üzere, hayatta kalma şansın 1000’de 1 bile olsa 1000’i unutup 1’e odaklanman gerektiğini sana gösterecek, öğretecek, yaşatacak tek karakter Doktor’dur. O masum çocuğu, Doktor’un en büyük baş düşmanlarından biri halinde karşısına getirecek tek dizi de Doctor Who’dur tabi. Davros’un adını duyar duymaz Dalekler’in Yaratıcısı ve Skaro’nun Karanlık Lordu Davros‘un karşımıza çıkacağını anlamıştık tabii. Peki ama neden?

Dr. Who 9. Sezon 1. Bölüm özetle, dördüncü doktorun alıntısını sorgulatıyor bizlere. “Eğer geleceği bilen biri sana bir çocuğu gösterseydi ve çocuğun büyüyünce çok kötü, milyonlarca hayatı alacak zalim bir diktatör olacağını söyleseydi, o çocuğu öldürebilir miydin?” Doktor tabii ki Davros’u öldürmüyor ama kurtarmıyor da. Sonik tornavidasını Davros’ta bırakıp, Tardis’e atlayıp gidiyor. O 1000’de 1 şansına bırakıyor Davros’u. Ayrıca sonik tornavidayı görünce bu kadar heyecanlanmış tek kişi ben olamam değil mi? Noel özel bölümünden beri “Bu diziye yeniden başlamam!” diye dolanıp, sonik tornavidayı ve Doktor’u görünce bir an “Diziyi ne kadar özlemişim yeni bölüm ne zaman?” moduna aldım kendimi. Bir de o “Hand Mines” dizideki en korkutucu şeyler arasında ilk ona girer bence. Daha uzun bir bölümün Ağlayan Melekler’i (Weeping Angels) bile olabilirlermiş. Weeping Angels demişken; David Tennant gittiğinde en üzüldüğüm şeylerden biri, 5. Sezonda Matt Smith’in aramıza katılmasıyla beraber, izlediğimiz 4 sezona dair hemen hemen hiçbir atıf yapılmaması, eski karakterlerden bahsedilmemesi, onlar yokmuş da Matt Smith ve Karen Gillian ile bambaşka bir dizi başlamış gibi hissettirilmesiydi. O yüzden 9. Sezon 1.bölümdeki Sarff Kolonisi’nin bar baskınında Ood’u, sonra The Shadow Proclamation’u, Sisterhood of Karn’ı ve en son Kate Stewart’ı yeniden görmek beni çok mutlu etti. Bize bunlarla gel Moffat, senden başka bir şey istemiyoruz ki!

Bölüme dönecek olursak, Davros ile karşılaşmasından sonra Doktor’a hiç kimse ulaşamıyor. Bir yandan Sarff Kolonisi bir yandan UNIT bir yandan da Missy, Doktor’u ararken hepsinin aklına tek bir isim geliyor: Clara. Clara’ya ulaşınca Doktor’a da ulaşacaklarını düşünüyorlar. Açıkçası “The Impossible Girl” hikâyesinden sonra Clara hikâyelerinin içinden çıkabildiklerini düşünmüyorum. Hatta o kavram kargaşasında bir süre Clara’ya, Doktor karakterini yazdıklarını düşünüyorum. Şimdi de Sarff Kolonisi’ni geçtim, Doktor’un “en yakın arkadaşı” Missy ve UNIT bile çaresiz kalırken Doktor’u Clara’ya buldurmaları ilginç geldi bana. Yardımcısı ile arasındaki bağın ne denli güçlü olduğunu göstermek istemiş olabilirler elbette, dizinin de bir yerden ilerlemesi lazım. Ama Clara – Missy dinamiği oldukça eğlenceliydi. Bir an Missy’nin yaptığı tüm kötülükleri unutturdular. Bölüm adından da -The Magician’s Apprentice- anlayacağımız üzere iş şimdi sihirbazın çıraklarına kaldı.

Missy demişken; Master/Missy’nin geri dönüşü, izlediğim tüm diziler içinde en güzel, en samimi açıklamaya sahipti: “Not dead, back, big surprise, nevermind” (Ölmedim, geri döndüm, sürpriz, neyse…). Döneceğini zaten biliyorduk, kim mantıklı ve bilimsel bir açıklama bekliyordu ki? Master’ın Mistress olarak geri dönmesine zerre alışamamış ve ölümünü yadırgamış biri olarak, bu bölümün bendeki tüm buzları erittiğini söyleyebilirim. Doktor’un en yakın arkadaşı olan o minik çocuğu yeniden gördüm bu bölüm.

Clara ve Missy, zaman ve mekanda anakronizm içinde minik şeyler ararken, “Capaldi Doctor Who”sunu şimdiye kadarki en seksi, en orijinal, en karizmatik haliyle buluyorlar. Doktor’u böyle alakasız işlerle uğraşırken görmeyi çok seviyorum. Bu diziyi neden sevdiğimi hatırlatıyor bana. Bu bölümde de öyleydi; bunlar Doktor’un belki de ölmeye en yakın anlarıydı, çünkü Doktor belli ki son gününü yaşadığına inanıyordu. İtiraf kadranını “en yakın arkadaşı” Missy’e göndermişti ve tarihte bir yere zamanın ötesinden yeni terimler katıyordu. Ama düelloda rock konseri vermekten de geri kalmıyordu. Başından beri Doktor’un arkadaşlarını takip eden Sarff Kolonisi de bu noktada devreye giriyor ve sonunda Doktor, Clara, Missy ve TARDIS ele geçiriliyorlar.

Doktor, küçük Davros’u o meydanda tek başına bıraktığı için utanç duyuyor. Evet, Davros Dalekleri yarattı ama Davros’u da doktor yarattı ve Doktor bunun farkında. Bu utanç ve pişmanlıkla Davros’la yüzleşmek zorunda kalıyor. Kendisi hakkında en bilindik özelliği “uslu bir kız olmaması” olan Missy de yine uslu durmuyor ve bir uzay gemisinde değil de Dalekler’in Gezegeni Skaro’da olduklarını keşfediyor.

Bölümün sonlarına yaklaşırken, Dalekler tabii ki sırayla Doktor’un arkadaşlarını imha etmeye başlıyorlar. Önce Missy, sonra Doktor’un tüm yalvarmalarına rağmen Clara ve son olarak TARDIS, Dalekler’e hedef oluyor. Fakat ben burada kalıcı bir şey olacağını sanmıyorum, Daha önce de defalarca şahit olduk. Öldürmeyen Moffat öldürmüyor. (!) Geçen hafta içinde çıkan haberlerle beraber Jenna Coleman’ın Clara’sının Doctor Who’dan ayrılacağı kesinleşti. Ama yine de ne Missy’nin ne Clara’nın ne de TARDIS’in bu bölümle beraber aramızdan ayrılacağını düşünmüyorum. Yeni bölümün fragmanını da buraya bırakıp sessizce ayrılıyorum.

Şimdi önümüzde en önemli tek bir konu var, Davros ile karşılaştığı savaş alanına dönen Doktor, çocuk Davros’u nasıl etkisiz hale getirecek? TARDIS yok, sonik tornavida yok, yardım edebilecek hiç kimse yok. Doktor bu işin içinden nasıl çıkacak?

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
  • Hoosierr

    Filmloverss bu analiz olacak dizileri neye gore seçiyorsunuz bir kere mad men analizi olmadi su dizide ki finali de muhtesemdi standardi hic dusmeyen müthiş bir diziydi üstelik analiz edilecek dizilerin basinda gelir doctor who da ne zaman insan psikolojisine egildiler ne zaman biseyi incelikle islediler bu sebepten analiz diye bolumleri anlatip anlatip geciyorsunuz

  • consciousness

    Funda Özgür’ün eline sağlık, harika bir inceleme yazısı olmuş, ilk iki bölüm hakkında yazdıklarını keyifle okudum. Yazının özellikle Matt Smith’in gelişiyle önceki 4 sezona hiç bir atıf yapılmaması kısmına kesinlikle katılıyorum; Matt Smith her ne kadar genç kitleyi çekme ve dizinin izlenme oranlarını iyinin de ötesine çekme yönünde büyük katkı sağlasa da önceki sezonlar klasik Doctor Who güzelliğine sahipti. Ama bu demek değildir ki Matt Smith dönemini eleştiriyorum; aksine efsane bölümlere imza attıkları için çok sevdim. O nedenle yazıda da belirtildiği üzere Russell T. Davies dönemi bölümlere sahip olduğu için 9. Sezonun başlangıcını çok sevdim ben, umarım ilerleyen bölümler daha da güzel olur ve korkunç 8. Sezonu zihnimizden siler =)

    Ah bir de Doctor Who gibi insan psikolojisini böylesine derinlemesine anlatan, incelikle işlenmiş hikayelerden bahseden, asla unutamayacağımız etkileyici karakterlere sahip kült dizilerin analizlerini bizlerle paylaşıyor olduğunuz için teşekkürler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi