Toplamda 18 farklı sanatçının Tim Winton’ın aynı adlı romanından hikayeleri kısa film olarak çektikleri Dönüş (The Turning ), her biri birbirinden tamamen bağımsız hikayeleri yalnızca alt metin yoluyla ilişkilendirebilme gibi çok büyük bir işi başarabilmenin yanında inanılmaz yaratıcılığıyla da son yılların kesinlikle muazzam eserlerinden biri olmaya aday.

Filmin daha başlar başlamaz kendini gösteren en belirgin özelliği başta da özellikle belirttiğimiz gibi farklı sanatçıların işlerini çok iyi bir şekilde bir araya getirebiliyor olması. Sanatçı diyorum çünkü içlerinden aslen farklı disiplinlerde çalışanlar da var. Mesela giriş kum sanatı animasyonuyla yapılmış. Ama buna rağmen tarz olarak müthiş bir bütünlük ve tutarlılık var.

Açıkçası The Turning için söylenecek çok şey var, ilk olarak film Avustralya yapımı. Haliyle o inanılmaz kalabalık castında hemen hemen bütün ünlü Avustralyalı oyuncular çok çok iyi bir performans göstererek oldukça keyifli bir seyir sunmuşlar. Ayrıca tüm filmde Avustralya’nın o dillere destan doğası, iklimi ve atmosferi yaşayan bir organizmaya dönüşmeyi başarmış ve bazı görseller gerçekten çok muhteşem.

Film ilk anından son anına kadar sıkmadan kendini izletmeyi başarıyor ki tam üç saatlik süresini göz önüne alırsak bu çok büyük bir başarı. Bu başarıya ulaşılmasını sağlayan en büyük etmense her bir dakikasından yaratıcılık akan inanılmaz kurgusu ve hikayesi. Hikaye zaten filmin hem temeli hem de çıkış noktası. Bu konuda söylenebilecek öyle çok şey var ki…

Filmi izledikten sonra bölümler arasında herhangi bir kesişme ya da organik bağ olmaması büyük bir olumsuzluk gibi kendisini gösteriyor ama aslında olayın altında çok derin bir bakış açısı var. Dönüş, dönmek durumu üzerine söylenebilecek ne varsa hepsini söylüyor.

Dönüş ne demektir? Daha önce bulunduğun bir yere yeniden ulaşmak. Bir açıdan dönmek gidememek demektir, uzaklaşamamak. Ama bazı durumlarda da gitmek demektir, aslında var olmadığın yerden kurtulmak. Bazense dönmek yalnızca bir durumdur; eyleme geçmeyen, ruhun derinliklerinde varoluşa yapılan bir yolculuktur. Dönmek bazen bir hayattır, yeniden doğan ve ölümdür tüm hayat boyunca peşini bırakmayan. Dönmek her zaman korkutucudur aslında ama beklenmedik bir anda bir umut olarak ta içine düşmesi de an meselesidir. Ve dönmek aslında hayatın ta kendisidir. Doğum ve ölüm olarak sınırladığımız o yaşamın boşluklarını dolduran bir önlenemez döngüdür dönmek. İşte The Turning tüm bunlar ve daha fazlası üzerine kurulu.

Buraya kadar muhteşemliğinden bahsettiğimiz filmin acaba daha iyi olabilir miydi dedirten çok ufak bir noktası var, bu kısa filmlerin sıralaması. Filmdeki mevcut sıralama sıkmamayı elbette başarmaya devam ediyor ama biraz yoruyor. Bazı bölümlerde akıcılık oldukça yavaşlarken bazı bölümlerdeyse çok hızlanıyor. Belki de daha farklı bir sıralamayla bu heterojenlik daha bütünsel ve dengeli bir düzene dönüşebilirdi.

The Turning kesinlikle bıkmadan usanmadan söyleyebileceğim bir şekilde muazzam bir eser. Müthiş derinlikli hikayesi ve gerçekliğin daha önce anlatılmayan bölümlerine uzanan o yaratıcı bakışlar her anlamda izleyici için ufuk açıcı tüm bu durumları çok çok iyi bir şekilde aktarıyor. Bu temel üzerinden yükselen film başarıyı daha da ileriye götürüyor ve sinemasal anlamda yeni bir şeyler yapma çabası içine giriyor. İşte filmin felsefi bir yaklaşım taşıması kadar bu yenilikçi bakış açısı da gerçekten pek görmeye alışık olmadığımız bir şey. Sinema kuramları kadar sanat tarihini etkileyecek bir yapım değil belki ama ileriki yıllarda bu etkiyi yaratacak olana büyük bir ilham ve deneme cesareti vereceği kesin.

Toplamda 18 farklı sanatçının Tim Winton’ın aynı adlı romanından hikayeleri kısa film olarak çektikleri Dönüş (The Turning ), her biri birbirinden tamamen bağımsız hikayeleri yalnızca alt metin yoluyla ilişkilendirebilme gibi çok büyük bir işi başarabilmenin yanında inanılmaz yaratıcılığıyla da son yılların kesinlikle muazzam eserlerinden biri olmaya aday. Filmin daha başlar başlamaz kendini gösteren en belirgin özelliği başta da özellikle belirttiğimiz gibi farklı sanatçıların işlerini çok iyi bir şekilde bir araya getirebiliyor olması. Sanatçı diyorum çünkü içlerinden aslen farklı disiplinlerde çalışanlar da var. Mesela giriş kum sanatı animasyonuyla yapılmış. Ama buna rağmen tarz olarak müthiş bir bütünlük ve tutarlılık var. Açıkçası The Turning için söylenecek çok şey var, ilk olarak film Avustralya yapımı. Haliyle o inanılmaz kalabalık castında hemen hemen bütün ünlü Avustralyalı oyuncular çok çok iyi bir performans göstererek oldukça keyifli bir seyir sunmuşlar. Ayrıca tüm filmde Avustralya’nın o dillere destan doğası, iklimi ve atmosferi yaşayan bir organizmaya dönüşmeyi başarmış ve bazı görseller gerçekten çok muhteşem. Film ilk anından son anına kadar sıkmadan kendini izletmeyi başarıyor ki tam üç saatlik süresini göz önüne alırsak bu çok büyük bir başarı. Bu başarıya ulaşılmasını sağlayan en büyük etmense her bir dakikasından yaratıcılık akan inanılmaz kurgusu ve hikayesi. Hikaye zaten filmin hem temeli hem de çıkış noktası. Bu konuda söylenebilecek öyle çok şey var ki… Filmi izledikten sonra bölümler arasında herhangi bir kesişme ya da organik bağ olmaması büyük bir olumsuzluk gibi kendisini gösteriyor ama aslında olayın altında çok derin bir bakış açısı var. Dönüş, dönmek durumu üzerine söylenebilecek ne varsa hepsini söylüyor. Dönüş ne demektir? Daha önce bulunduğun bir yere yeniden ulaşmak. Bir açıdan dönmek gidememek demektir, uzaklaşamamak. Ama bazı durumlarda da gitmek demektir, aslında var olmadığın yerden kurtulmak. Bazense dönmek yalnızca bir durumdur; eyleme geçmeyen, ruhun derinliklerinde varoluşa yapılan bir yolculuktur. Dönmek bazen bir hayattır, yeniden doğan ve ölümdür tüm hayat boyunca peşini bırakmayan. Dönmek her zaman korkutucudur aslında ama beklenmedik bir anda bir umut olarak ta içine düşmesi de an meselesidir. Ve dönmek aslında hayatın ta kendisidir. Doğum ve ölüm olarak sınırladığımız o yaşamın boşluklarını dolduran bir önlenemez döngüdür dönmek. İşte The Turning tüm bunlar ve daha fazlası üzerine kurulu. Buraya kadar muhteşemliğinden bahsettiğimiz filmin acaba daha iyi olabilir miydi dedirten çok ufak bir noktası var, bu kısa filmlerin sıralaması. Filmdeki mevcut sıralama sıkmamayı elbette başarmaya devam ediyor ama biraz yoruyor. Bazı bölümlerde akıcılık oldukça yavaşlarken bazı bölümlerdeyse çok hızlanıyor. Belki de daha farklı bir sıralamayla bu heterojenlik daha bütünsel ve dengeli bir düzene dönüşebilirdi. The Turning kesinlikle bıkmadan usanmadan söyleyebileceğim bir şekilde muazzam bir eser. Müthiş derinlikli hikayesi ve gerçekliğin daha önce anlatılmayan bölümlerine uzanan o yaratıcı bakışlar her anlamda izleyici için ufuk açıcı tüm bu durumları çok çok iyi bir şekilde aktarıyor. Bu temel üzerinden yükselen film başarıyı daha da ileriye götürüyor ve sinemasal anlamda yeni bir şeyler yapma çabası içine giriyor. İşte filmin felsefi bir yaklaşım taşıması kadar bu yenilikçi bakış açısı da gerçekten pek görmeye alışık olmadığımız bir şey. Sinema kuramları kadar sanat tarihini etkileyecek bir yapım değil belki ama ileriki yıllarda bu etkiyi yaratacak olana…
Puan - 90 / 100

9

Müthiş derinlikli hikayesi ve gerçekliğin daha önce anlatılmayan bölümlerine uzanan o yaratıcı bakışlar her anlamda izleyici için ufuk açıcı tüm bu durumları çok çok iyi bir şekilde aktarıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.34 ( 6 votes)
9
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi