Dönüş… 1972 yapımı bir Türkan Şoray filmi. Kamera önü ve arkasını ustaca dolduran Türkan Şoray, Dönüş filmini Türk sinemasının unutulmazları arasına katmayı başardı. Dönüş, köyünde çocuğuyla yalnız kalan Gülcan’ın hikayesi. Gülcan’ın cahillikle verdiği savaşın hikayesi, bir dönemeyişin hikayesi…

Toplumun dönem gerçeğinden yoğunlukla etkilenen Türk sineması, 1970’lerin siyasi ve toplumsal yapısından da nasibini aldı. Bu dönemde köyden kente göç ve gurbet hayatları üzerine filmler artarken, finansal sıkıntıyı gidermek için farklı bir yol olarak görülen erotik filmler de artış gösterdi. Çizgiden kayacak kadar finansal sıkıntı çekmeyen ve böylece kişisel çabalarını devam ettiren sinemacılar da yok değildi. Lütfi Akad ve Atıf Yılmaz gibi isimler, dönemin iyi filmlerine imza atmaya devam etti. Türkan Şoray da, aynı dönem içerisinde bu iyilerin arasına bir yapım kattı: Dönüş

Dönüş: Bir Dönemeyiş Hikayesi

Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın başrolde yer aldığı Dönüş; köyünde aza kanaat ederek mutlu mesut yaşayan İbrahim ve Gülcan çiftinin hayatının, İbrahim’in Almanya’ya çalışmaya gitmesiyle değişmesini aktarır. Geride kalan Gülcan; hasretle beklediği kocasının döneceği hayaliyle hayatına devam ederken, içinde bulunduğu cehaletin sebep olacaklarından bihaberdir. Çarpıcı bir gerçeklikle aktarılan hikayede, Gülcan’ın maruz kaldığı eziyet izleyicinin kafasına kazınacak bir atmosferde canlandırılır. Çocuğuyla tek başına köyünde yaşamaya devam eden Gülcan; kendisine göz diken bir köy ağasının baskısıyla, kocasından gelen mektupları okuyabilmek için köy öğretmeninden dersler almasını namussuzluk olarak yorumlayan cahil köy halkının baskısı altında ezilir. İbrahim’in geride bıraktığı köy hayatına yabancılaşmasıyla tamamen yalnızlaşan Gülcan; çocuğunu kaybetmesine kadar giden felaket silsilesinin ortasında kalır. Nihayet İbrahim döner, fakat hem çok geç vakitte, hem de başka bir hayat kurduğunun kanıtlarıyla.

Gülcan: Kadınların Yalnızlaştırdığı Kadın

Bir kere gelişmişliği gördükten sonra bir daha köyüne dönmemek için elinden geleni yapan İbrahim’den sonra Gülcan’ı ilk yalnız bırakan köydeki hemcinsleridir. En şiddetli dedikoduyu, en acımasız yorumları, en kötü bakışları hemcinslerinden alır Gülcan. Çamur bulaştırabilecekleri birini bulmanın adeta histerik sevincini yaşarcasına Gülcan’ı ezen kadınlar; yardım etme fırsatları olmasa da, şefkatli bakışlarını da esirgemişlerdir. Gülcan’ın en değerli varlığının acı kaybında da, kendilerini suçlamalarına rağmen Gülcan’a tek bir söz edememişlerdir. Kadının hayır demesine hiç alışmamış olan ağa, Gülcan’ın kararlı direnci karşısında adeta çıldırır ve cehaletin ona verdiği silaha sarılır hemen. Gülcan kendisine direnmiştir ama, bakalım köy halkının tamamına karşı koyabilecek midir? Sanki hiç iradesi yokmuşçasına hayatıyla oynanma hakkı görülen Gülcan’ın, çok sevdiği ailesiyle yaşayamadıkları gelir akla, Hasretinle Yandı Gönlüm eşliğinde.

Dönüş, çok açık bir şekilde ve döneminin diğer örneklerinden farklı olarak, yalnız bir kadının mücadelesini merkez alıyor. Yalnız ve boyun eğmeyen, sahipsiz ama ürkmeyen, parasız ama onursuz olmayan yalnız bir kadının mücadelesi… İbrahim’in gidişiyle, bu gidişle gelen yabancılaşmasıyla, ağanın boyun eğdirmeye çalışmasıyla, köy halkının kem sözleri ve bakışlarıyla ve geçim sıkıntısıyla tek başına mücadele eder Gülcan. Türk sinemasının belki de o zamana kadar yaratılmış en güçlü kadın karakteri olan Gülcan; tüm hikayesi gibi, alışılmadık bir sonla biter. Köyüne dönerken yolda kaza geçiren İbrahim’in başka kadından olan çocuğu hayatta kalır ve Gülcan onu sahiplenir. Bu da, Gülcan’ın evladının kaybıyla yaşadığı en büyük acıdan sonra bile mücadelesinden vazgeçmediğinin kanıtıdır. Gülcan yenilmemiştir.

1970’lerin Bu Hikayesinden Ne Kadar Uzağız?

Çocuk da yaparım, kariyer de.” cümlesini her fırsatta kurma ihtiyacı hisseden günümüz kadınları, hala bir şeylere karşı durma savaşı veriyor. Kadınlar sürekli bu cümleyi kuruyor ama bu cümleyi kurma ihtiyacı hissedilmesindeki sıkıntıyı da gören az değildir umarım. Kadının kadından destek alma konusu da tüm sosyal sorumlu kadınların üzerinde düşündüğü konu neredeyse. Fakat gitmeyen, çözülmeyen ne hala? Kadının hala kendini her konuda ispat etmeye çalışması, onu buna mecbur hissettiren sosyal yaşamı ve kariyer hayatı; ne giydiğinin, ne yaptığının, ne söylediğinin olay olması, tüm bunların tüm bunları eleştirme hakkını nereden aldığını bilmediklerimiz tarafından konuşulması… 1970’lerden bu yana kadın daha çok okudu, çalıştı, gelişti, büyüdü. Fakat dik duruşuna ve özdeğerlilik hissine karşı teşebbüs edilen darbeler bitmedi. Bir şeyleri “kız gibi yapmak” ve böyle başarmak ile gurur duyduğunu dile getirdi; çünkü buna çok ihtiyaç duydu. Kadınlar olarak bu söylemlerde bulunma ihtiyacı hissetmediğimiz dönemin ne zaman geleceğini kestirmek zor. Türkiye’nin kadına yaklaşımda katetmesi gereken daha çok yol var. Kadının kadına bakışında da… Bunlara karşılık yapılabilecek en iyi şey ise; geri durmamak, içe kapanmamak ve birbirimize destek olursak kendimizden bir şey eksilmeyeceğinin gerçekten farkına varmak.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi