Rain Man, Good Morning Vietnam ve Wag The Dog gibi filmleriyle hatırladığımız Oscar ödüllü yönetmen Barry Levinson, bu kez izleyicinin karşısına Philip Rot’un romanından Buck Henry ve Michal Zebede tarafından uyarlanan, Al Pacino’nun başrol oynadığı filmi Dönüm Noktası – The Humbling ile çıkıyor.

Dönüm Noktası; esasında yaşı ilerlemiş ünlü bir aktörün, özellikle seyircilerden gördüğü eski ilgiyi artık kaybetmesi, replikleri unutmaya başlaması ve eskisi gibi rol yapabilme yeteneğinin artık var olmadığını düşünmesi üzerinden, yıllar boyunca kendisini oldukça kaptırdığı bu rol yapma, daha iyi oynama ve sahnede olma dürtüsünün hayatında birçok şeyi, özellikle zihnini karıştırmaya başladığı bir süreci konu ediniyor.

Filmin açılış sekansı göz önüne alındığında, farklı aynalardan ana karakter Simon Axler’ın farklı yansımalarını görüyoruz. Repliklerini hatırlamaya çalışırken aynalardan parça parça gördüğümüz Simon Axler’ın görüntüsü, izleyiciye en başından kişilik bölünmesi konulu bir film izleyeceğini belirtiyor. Ancak film boyunca tüm anlatının bu kadar oturmuş bir şekilde ilerlemediğini belirtmek gerekir. Film yalnızca Simon’ın gözünden izleniyor olsaydı, bu tutarsızlıklar Simon’ın zihnindeki karmaşanın bir yansıması olarak değerlendirilebilirdi. Yine de film boyunca izleyici Simon’a yakın konumlandırılsa da; Simon’ın bildiği her şeyi bilememektedir, yani bakış açısı Simon’ın bakışı üzerinden şekillenmemektedir. Bu noktada filmin ne anlatmak istediği, neye odaklandığı, neyi problematize ettiği konusunda izleyicide bir kafa karışıklığı oluşabilir.

Simon vaftiz kızı Pegeen’in ziyaretiyle ondan etkilenmeye başlıyor ancak o, çocukluğundan beri Simon’a aşık olsa da kendisini lezbiyen olarak tanımlıyor. Yaşadıkları ilişki Simon’ı yeniden yapılandırırken aslında yıkıyor ve tüm bunların arasında neyin gerçek neyin rol olduğunu ayırt edemeyen karakterimiz, Sybil’in kocasını öldürme isteğine “bu bir rol değil” cümlesiyle açığa vuruyor. Ünlü bir tiyatro oyuncusunun artık eski yeteneğine/ününe sahip olmadığı konusu akıllara ilk olarak Birdman’i getirecektir. Birdman anlatı yapısı bakımından çok daha belirgin kırılma noktalarına sahip ve anlatmak istediğine odaklanmış, Michael Keaton’ın oyunculuğuyla da taçlanmış bir film. Dönüm Noktası ise bazı kısımlarında Al Pacino oyunculuğuna dahi soru işaretleri koyduran bir film. Aslında karakterin karşısına çıkan genç ve güzel kadınla yaşadığı ilişki boyunca oluşan zihin çatırdamaları, gerçeklik sorgusu konusu çok daha başarılı işlenebilecekken; vurgu, kadının “rahatsız eden” özgürlüğüne, Simon’ın yaşlılığı sebebiyle yaşadığı bel ağrılarına, yardımcının bulduğu vibratörlere yapılarak konu dağıtılmış. Simon’ın gerçek karakter ihtiyacının ne olduğuna ikna edilemediğimiz filmde, evdeki trenin temsil ettiği yolculuğun, hatta Dönüm Noktası’nın dahi ne olduğunu kolaylıkla kestiremiyoruz. Bulunan bu Türkçe başlığın ve kullanılan afişin de konuya ne kadar uygun olduğu tartışılır nitelikte.

Simon’ın telefonunun theremin ile çalınan zil sesi mizahi olarak kullanılmış olabilse de, Simon’ın korkularına vurgu yaptığı da aşikar. Filmin girişinde izleyiciye adeta bir romantik ve biraz da muzip bir film izleyeceği havası veren Bobby McFerrin’in Circlesong Six adlı parçası, çok da uygun bir giriş gibi görünmüyor. Greta Gerwig oyunculuğuyla özellikle kavga sahnesinde inandırıcı değil. Sybil karakteri, Pegeen’den daha başarılı ve sevilesi görünüyor.

Özetlemek gerekirse, Barry Levinson ve Al Pacino birlikteliğinden çok daha başarılı bir iş çıkması gerektiğini düşündüren Dönüm Noktası, derdinin ne olduğunu tam olarak anlatamayan bir film olarak değerlendirilebilir. Gerçek ve hayalin birbirine karıştığı Simon’ın dünyası, bazı noktalarda çok iyi verilebilmiş olsa da bu başarının filmin geneline yansıdığını söylemek zor.

İyi seyirler…

Rain Man, Good Morning Vietnam ve Wag The Dog gibi filmleriyle hatırladığımız Oscar ödüllü yönetmen Barry Levinson, bu kez izleyicinin karşısına Philip Rot’un romanından Buck Henry ve Michal Zebede tarafından uyarlanan, Al Pacino’nun başrol oynadığı filmi Dönüm Noktası - The Humbling ile çıkıyor. Dönüm Noktası; esasında yaşı ilerlemiş ünlü bir aktörün, özellikle seyircilerden gördüğü eski ilgiyi artık kaybetmesi, replikleri unutmaya başlaması ve eskisi gibi rol yapabilme yeteneğinin artık var olmadığını düşünmesi üzerinden, yıllar boyunca kendisini oldukça kaptırdığı bu rol yapma, daha iyi oynama ve sahnede olma dürtüsünün hayatında birçok şeyi, özellikle zihnini karıştırmaya başladığı bir süreci konu ediniyor. Filmin açılış sekansı göz önüne alındığında, farklı aynalardan ana karakter Simon Axler’ın farklı yansımalarını görüyoruz. Repliklerini hatırlamaya çalışırken aynalardan parça parça gördüğümüz Simon Axler’ın görüntüsü, izleyiciye en başından kişilik bölünmesi konulu bir film izleyeceğini belirtiyor. Ancak film boyunca tüm anlatının bu kadar oturmuş bir şekilde ilerlemediğini belirtmek gerekir. Film yalnızca Simon’ın gözünden izleniyor olsaydı, bu tutarsızlıklar Simon’ın zihnindeki karmaşanın bir yansıması olarak değerlendirilebilirdi. Yine de film boyunca izleyici Simon’a yakın konumlandırılsa da; Simon’ın bildiği her şeyi bilememektedir, yani bakış açısı Simon’ın bakışı üzerinden şekillenmemektedir. Bu noktada filmin ne anlatmak istediği, neye odaklandığı, neyi problematize ettiği konusunda izleyicide bir kafa karışıklığı oluşabilir. Simon vaftiz kızı Pegeen'in ziyaretiyle ondan etkilenmeye başlıyor ancak o, çocukluğundan beri Simon’a aşık olsa da kendisini lezbiyen olarak tanımlıyor. Yaşadıkları ilişki Simon’ı yeniden yapılandırırken aslında yıkıyor ve tüm bunların arasında neyin gerçek neyin rol olduğunu ayırt edemeyen karakterimiz, Sybil’in kocasını öldürme isteğine “bu bir rol değil” cümlesiyle açığa vuruyor. Ünlü bir tiyatro oyuncusunun artık eski yeteneğine/ününe sahip olmadığı konusu akıllara ilk olarak Birdman’i getirecektir. Birdman anlatı yapısı bakımından çok daha belirgin kırılma noktalarına sahip ve anlatmak istediğine odaklanmış, Michael Keaton’ın oyunculuğuyla da taçlanmış bir film. Dönüm Noktası ise bazı kısımlarında Al Pacino oyunculuğuna dahi soru işaretleri koyduran bir film. Aslında karakterin karşısına çıkan genç ve güzel kadınla yaşadığı ilişki boyunca oluşan zihin çatırdamaları, gerçeklik sorgusu konusu çok daha başarılı işlenebilecekken; vurgu, kadının "rahatsız eden" özgürlüğüne, Simon’ın yaşlılığı sebebiyle yaşadığı bel ağrılarına, yardımcının bulduğu vibratörlere yapılarak konu dağıtılmış. Simon’ın gerçek karakter ihtiyacının ne olduğuna ikna edilemediğimiz filmde, evdeki trenin temsil ettiği yolculuğun, hatta Dönüm Noktası’nın dahi ne olduğunu kolaylıkla kestiremiyoruz. Bulunan bu Türkçe başlığın ve kullanılan afişin de konuya ne kadar uygun olduğu tartışılır nitelikte. Simon’ın telefonunun theremin ile çalınan zil sesi mizahi olarak kullanılmış olabilse de, Simon’ın korkularına vurgu yaptığı da aşikar. Filmin girişinde izleyiciye adeta bir romantik ve biraz da muzip bir film izleyeceği havası veren Bobby McFerrin’in Circlesong Six adlı parçası, çok da uygun bir giriş gibi görünmüyor. Greta Gerwig oyunculuğuyla özellikle kavga sahnesinde inandırıcı değil. Sybil karakteri, Pegeen’den daha başarılı ve sevilesi görünüyor. Özetlemek gerekirse, Barry Levinson ve Al Pacino birlikteliğinden çok daha başarılı bir iş çıkması gerektiğini düşündüren Dönüm Noktası, derdinin ne olduğunu tam olarak anlatamayan bir film olarak değerlendirilebilir. Gerçek ve hayalin birbirine karıştığı Simon’ın dünyası, bazı noktalarda çok iyi verilebilmiş olsa da bu başarının filmin geneline yansıdığını söylemek zor. İyi seyirler...

Yazar Puanı

Puan - 55%

55%

Barry Levinson ve Al Pacino birlikteliğinden çok daha başarılı bir iş çıkması gerektiğini düşündürten Dönüm Noktası, derdinin ne olduğunu tam olarak anlatamayan bir film olarak değerlendirilebilir. Gerçek ve hayalin birbirine karıştığı Simon’ın dünyası, bazı noktalarda çok iyi verilebilmiş olsa da bu başarının filmin geneline yansıdığını söylemek zor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
55
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi