Hakkında bir şeyler anlatmaya çalışacağım bu “Avrupa sineması über sembolik sanatlı”  filme bu şekilde bir başlık ne kadar yakışıyor, emin değilim. Sadece kendi kendine göndermelerle dolu bu filme bir de ben göndereyim, döndüreyim dedim. (Ahmet San iç ses: olmadı teşekkürler) 
Filmin bende uyandırdığı hisleri anlatmaya sondan başlayacağım. Kutup Çizgisi Aşıkları bittiğinde Finlandiya’ya gidip bir göl kenarına yerleşmek dünyanın en güzel olayı gibi gelmişti bana. Çünkü bu film aslında film gibi değil; “Finlandiya’ya gel, bak dağlar taşlar göller ne kadar huzurlu, yaşanacak hatta ölünecek yer burası, sen hala ne yapıyorsun orada?!” diye çağıran bir fotoğraf sergisi gibiydi. Filmin konusu evet güzel ama filmdeki kareler çok daha etkileyici. Filmleri böyle güzel görseller ve renklerle daha da izlenebilir yapmak Julio Medem’in pek sevdiği bir olay sanıyorum. Sanıyorum diyorum çünkü sadece iki filmini izledim. (“Lucia y el Sexo”, düz izleyince porno hissi uyandıran; epey güzel fotoğrafları, ışık oyunlarıyla dolu sahneleri olan bir diğer Julio Medem filmi) 
ninos
Konusuna gelirsek, çok da farklı olmayan bir hikaye aslında: çocukluktan başlayan bir aşk hikayesi, yeşilçam filmi misali tesadüfler, güzel bir şarkı gibi mırıltı gibi gelen İspanyolca. Milyar tane filmde daha var olan bu küçük yaşta aşık olup birlikte büyüme hikayesini başka yapan ise filmin, palindrom*lar ve döngülerle zenginleştirilmiş olması. En çok da döngüler. Filmde baştan sona göreceğiniz olaylar ve kişiler, kağıt uçaklar, renkler, isimler, hepsi eninde sonunda filmin başka bir yerinden karşınıza çıkıyor ve bir çemberi tamamlıyor. Geçmişten ve gelecekten sahnelerin de buna etkisi büyük elbette. Hatta galiba  asıl onlar bu döngü hissini yaratıyor. 
Filmi izlememe ve bu kadar huzur verici bulmama diğer sebep, tabi ki “gece yarısı güneşi” idi. Kutuplarda altı ay gece altı ay gündüz olmasının sebebi olan bu durumda, güneş hiç batmaz;  ufuk çizgisine yaklaşır ve tekrar yükselir, böylece bir çember oluşturur. Filmdeki ana karakterlerimizden “Ana”, filmin bu aşık eden sahnesinde tüm gün aydınlığı yaratan güneşi bir sinema filmi gibi oturup bir göl kenarına izler. Güneş batacak gibi yapar, ufuk çizgisine yaklaşır ve gece yarısında tekrar yükselir. Zannediyorum film sadece bu sahne için bile tekrar tekrar izlemeye değer. 
los-amantes-del-circulo-polar son

Filmin üzerine kurulu olduğu döngü-tesadüf ikilisi belki bazılarına vıcık vıcık romantik gelebilir, ama hayatta tesadüfler yaşadığında garip bir mutluluk yaşayan ben doğal olarak bu filme bayıldım. “Otto” olayım, “Ana” olayım hadi olmadı bir palindromlu ismim olsun “Ece”ye de razıyım dedim. Bir sandalyem bir de gölüm olsun istedim. Ne yazık ki bunlar sadece filmlerde oluyor. 

Adios!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi