2003 tarihli High Tension filmiyle korku sinemasına ses getiren bir giriş yaparak ünlenen Fransız yönetmen Alexandre Aja, sonraki filmlerinde Hollywood’a geçerek yarattığı beklentinin altına düşmeye başladı. Daniel Radcliffe’lı son filmi Horns (2013) ile de eski günlerinin çok uzağında olduğunu gösteren Aja, İngiliz yazar Liz Jensen’in 2005 tarihli çok satan romanı Dokuzuncu Hayat – The 9th Life of Louis Drax’tan uyarlanan yeni filminde de kariyerinin en zayıf filmlerinden birine imza atmış.

Bebekliğinden bu yana geçirmediği kaza kalmayan, buna rağmen hayatta kalmayı başaran “dokuz canlı” Louis’nin 9. yaş gününde yaşanan bir kazayla komaya girmesinin ardından gelişen olayları ele alan film “doğaüstü gerilim filmi” olarak pazarlandı. Horns filmiyle beraber fantastik – gerilim türünde bir roman uyarlamasına imza atan Aja, yeni filminde de aynı yolun izinden gidiyor. Pediatrik koma uzmanı Dr. Pascal (Jamie Dornan)’ın devreye girmesiyle fantastik boyutlar arasında ilginçleşmesini beklediğimiz bir hastane süreci başlıyor.

Gizem, gerilim, korku, fantastik, suç, dram, romantik, aile türleri arasında dönüp dolaşan filmin birbirleriyle benzeşmeyen bu parçaları final sekansına kadar izleyiciyi tatmin edici bir bütünlük etrafında toplayamıyor. Gerilim türünü anca final sekansında hissedebiliyoruz, zira bütün olay örgüsü izleyiciyi sürpriz bir sonuca ulaştırabilmek adına karmaşık bir yapıya bürünmüş. Louis’in dış ses anlatısı, flashback sahneleri, polis soruşturması, gerçek – hayal ikilemindeki bir yaratık şeklinde ilerleyen kurgu sürecinde olan biteni izlerken keyif aldığımızı söylemek zor, sadece sonucu merak ediyoruz. Kaldı ki, Aja bu karmaşa içerisinde saklamaya çalıştığı sürprizi filmin flashback sahnelerinden birinde istemeden belli ediyor. Dolayısıyla dikkatli ve sinefil bir izleyicinin gözünden kaçmayacak olan bu final de tahmin edilir çıktığında filme dair kayda değer pek de bir şey kalmıyor.

Dokuzuncu Hayat – The 9th Life of Louis Drax: Alexandra Aja’nın Önlenemez Düşüşü Devam Ediyor

Jamie Dornan, Sarah Gadon ve Aaron Paul gibi son dönemin popüler genç oyuncularının yer almasıyla adını daha geniş kitlelere duyurabilecek olan film, son düzlüğünde gerilim tabanıyla öne çıksa da genel olarak Aiden Longworth (Louis)’un çocuk filmi tabanlı fantastik öyküsünden malzemeler çıkarmaya çabalıyor. Özellikle filmin içinde Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı kitabına dair bir replik geçmesi, Emma Watson’un görüntüsünün kurguda yer alması, görsel efektlerin yoğun kullanımı gibi hamleler Aja’nın tarzının iyice popülerleştiğine işaret. Furia (1999), High Tension (2003) ve The Hills Have Eyes (2006) ile korku janrının iyi yönetmenleri arasında anılan Aja’nın Hollywood’un memur yönetmenlerinden birine dönüşme süreci hem filmler açısından tatsız tutsuz hem de hayranları için bir hayal kırıklığı.

The 9th Life of Louis Drax’ın yapı itibariyle benzeştiği filmlerden ya da karakter özelliklerinin tarihsel açılımlarından söz etmek mümkün olabilirdi ama filmin twist’i o kadar narin bir konumda ki, söyleyeceğimiz herhangi bir kavram ya da film adı muhakkak sürprizi açık edecektir. Lakin, Aja’nın High Tension’da sinema tarihine geçen twist kullanımından bu noktaya kadar gerilemesi nereden baksanız üzüntü verici. Buna rağmen Aja’nın adının en son fantastik aksiyon türündeki manga uyarlaması Space Adventure Cobra ile anılması özlediğimiz Aja’nın geri gelmeyeceğini gösteriyor. Kim bilir, belki de birkaç seneye dev bütçeli süper kahraman filmleri yönetmeye başlarken görebiliriz kendisini!

2003 tarihli High Tension filmiyle korku sinemasına ses getiren bir giriş yaparak ünlenen Fransız yönetmen Alexandre Aja, sonraki filmlerinde Hollywood’a geçerek yarattığı beklentinin altına düşmeye başladı. Daniel Radcliffe’lı son filmi Horns (2013) ile de eski günlerinin çok uzağında olduğunu gösteren Aja, İngiliz yazar Liz Jensen’in 2005 tarihli çok satan romanı Dokuzuncu Hayat - The 9th Life of Louis Drax’tan uyarlanan yeni filminde de kariyerinin en zayıf filmlerinden birine imza atmış. Bebekliğinden bu yana geçirmediği kaza kalmayan, buna rağmen hayatta kalmayı başaran “dokuz canlı” Louis’nin 9. yaş gününde yaşanan bir kazayla komaya girmesinin ardından gelişen olayları ele alan film “doğaüstü gerilim filmi” olarak pazarlandı. Horns filmiyle beraber fantastik – gerilim türünde bir roman uyarlamasına imza atan Aja, yeni filminde de aynı yolun izinden gidiyor. Pediatrik koma uzmanı Dr. Pascal (Jamie Dornan)’ın devreye girmesiyle fantastik boyutlar arasında ilginçleşmesini beklediğimiz bir hastane süreci başlıyor. Gizem, gerilim, korku, fantastik, suç, dram, romantik, aile türleri arasında dönüp dolaşan filmin birbirleriyle benzeşmeyen bu parçaları final sekansına kadar izleyiciyi tatmin edici bir bütünlük etrafında toplayamıyor. Gerilim türünü anca final sekansında hissedebiliyoruz, zira bütün olay örgüsü izleyiciyi sürpriz bir sonuca ulaştırabilmek adına karmaşık bir yapıya bürünmüş. Louis’in dış ses anlatısı, flashback sahneleri, polis soruşturması, gerçek – hayal ikilemindeki bir yaratık şeklinde ilerleyen kurgu sürecinde olan biteni izlerken keyif aldığımızı söylemek zor, sadece sonucu merak ediyoruz. Kaldı ki, Aja bu karmaşa içerisinde saklamaya çalıştığı sürprizi filmin flashback sahnelerinden birinde istemeden belli ediyor. Dolayısıyla dikkatli ve sinefil bir izleyicinin gözünden kaçmayacak olan bu final de tahmin edilir çıktığında filme dair kayda değer pek de bir şey kalmıyor. Dokuzuncu Hayat - The 9th Life of Louis Drax: Alexandra Aja’nın Önlenemez Düşüşü Devam Ediyor Jamie Dornan, Sarah Gadon ve Aaron Paul gibi son dönemin popüler genç oyuncularının yer almasıyla adını daha geniş kitlelere duyurabilecek olan film, son düzlüğünde gerilim tabanıyla öne çıksa da genel olarak Aiden Longworth (Louis)’un çocuk filmi tabanlı fantastik öyküsünden malzemeler çıkarmaya çabalıyor. Özellikle filmin içinde Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı kitabına dair bir replik geçmesi, Emma Watson’un görüntüsünün kurguda yer alması, görsel efektlerin yoğun kullanımı gibi hamleler Aja’nın tarzının iyice popülerleştiğine işaret. Furia (1999), High Tension (2003) ve The Hills Have Eyes (2006) ile korku janrının iyi yönetmenleri arasında anılan Aja’nın Hollywood’un memur yönetmenlerinden birine dönüşme süreci hem filmler açısından tatsız tutsuz hem de hayranları için bir hayal kırıklığı. The 9th Life of Louis Drax’ın yapı itibariyle benzeştiği filmlerden ya da karakter özelliklerinin tarihsel açılımlarından söz etmek mümkün olabilirdi ama filmin twist’i o kadar narin bir konumda ki, söyleyeceğimiz herhangi bir kavram ya da film adı muhakkak sürprizi açık edecektir. Lakin, Aja’nın High Tension’da sinema tarihine geçen twist kullanımından bu noktaya kadar gerilemesi nereden baksanız üzüntü verici. Buna rağmen Aja’nın adının en son fantastik aksiyon türündeki manga uyarlaması Space Adventure Cobra ile anılması özlediğimiz Aja’nın geri gelmeyeceğini gösteriyor. Kim bilir, belki de birkaç seneye dev bütçeli süper kahraman filmleri yönetmeye başlarken görebiliriz kendisini!

Yazar Puanı

Puan - 40%

40%

40

Korku janrının iyi yönetmenleri arasında anılırken Hollywood’un memur yönetmenlerinden birine dönüşen Aja, türler arasında tutarsız bir şekilde dolaşan yeni filmiyle de düşüşünü sürdürüyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
40
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi