Önceki Sayfa1 / 15Sonraki Sayfa

Yılın en önemli belgesellerini Türkiye’deki sinemaseverlerin ayağına getiren Documentarist 8. İstanbul Belgesel Günleri, 13 Haziran’da başladı. Bu seneki programda, dünyanın gündemini işgal eden yakıcı sorunların yanı sıra eğlenceli konulara dair belgesellere de geniş alan ayrılıyor. Stefan Jarl toplu gösterisi, Müzik ve Dans filmleri, Nikolaus Geyrhalter belgeselleri, 100 Yıllık Sessizlik ve geniş bir Türkiye Panorama, festival programının öne çıkan bölümleri arasında.

Documentarist Bu Sene Kadıköy’de

Bu sene Kadıköy yakasına da taşınan Documentarist 8. İstanbul Belgesel Günleri’nin gösterim ve etkinlik mekânları ise SES Tiyatrosu, SALT Beyoğlu, Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı, Fransız Kültür Merkezi, Şişli Kent Kültür Merkezi, TAK Tasarım Atölyesi Kadıköy. 6 TL (tam) ve 4 TL’den (öğrenci) satılan festival biletleri, Türkiye’de yeni faaliyete geçen Kweekweek sitesinden temin edilebilir. Türkiye filmleri ise ücretsiz izlenebilir.

18 Haziran’da sona erecek Documentarist 8. İstanbul Belgesel Günleri’nde gösterilen filmlerin eleştirilerini Gubse Tokgöz kaleme alıyor. İyi seyirler ve keyifli okumalar!

Auschwitz’li Kız – The Girl from Auschwitz 

auschwitzli-kız-cordelia-edvardson-filmloverss

Documentarist’in bu yıl “Ustalara Saygı” başlığı altında ele aldığı isim, İsveçli yönetmen Stefan Jarl’dı. Festival boyunca sekiz belgeselinin gösterimi yapılan Jarl, aynı zamanda “Karanlık Dehlizlere Işık Tutmak” başlıklı bir sinema dersi de verdi.

Ingmar Bergman’ın; “İdealleri ve inançları uğruna inatla savaşan son büyük samuraylardan biri” şeklinde tanımladığı Stefan Jarl, zengin filmografisinden seçkilerle onur konuğu olduğu  Documentarist’te sekiz farklı belgeseliyle Türkiye’den izleyicilerle buluştu. Gösterimi yapılan eserler arasında, gazeteci Cordelia Edvardson’ın hayatının anlatıldığı “Auschwitz’li Kız” belgeseli de yer aldı. Biraz tarih, biraz politika, bolca da gazetecilik anısı barındıran eseri mercek altına alalım, Edvardson’ı biraz tanıyalım…

Soykırımdan kurtulan küçük kız

“Yahudi olmak hümanist olmaktır. Bir yahudi faşist olamaz.” Bu sözler, Edvarson’ın röportaj yaptığı aktivist bir kadının ağzından çıkıyor. Kadın, röportajda ifadelerine ise şöyle devam ediyor: “Bunlar babamın bana söylediği şeylerdi. Sonra buraya geldim ve faşist bir politika buldum.”

Gazeteci Cordelia Edvardson, Almanya’da doğup kendini küçük yaşta Nazi kampında bulan, ardından kamptan kurtulup İsveç’e yerleşen ve sonrasında ise başladığı gazetecilik kariyeriyle İsveç’te yapacak haber bulamayıp, dünyanın gözünün üzerinde olduğu İsrail’e taşınan bir gazeteci.  Zira Edvardson, son katıldığı işçi bayramında, “eğlence tekneleri” için daha fazla hak talep eden İsveçli’leri görünce, “burada ne haberi yapılabilir ki” diye düşünerek, olayların ve haksızlıkların yaşandığı İsrail’e doğru istikameti değiştiren belli başlı Avrupalı isimlerden.

Bir yahudi olarak geçmişte karşı karşıya kaldığı zorluklar ise, onu İsrail’in politikalarını eleştirmekten alıkoymuyor. Edvarson, kutsal topraklarda adalet arayışı içinde olan insanların seslerinin duyulmasını sağlıyor ve kalemini; “İsrail Hükümeti hiçbir politikasında soykırımı bahane edemez” şeklindeki “net” ifadeleri yazmak için kullanıyor. Oysaki Edvardson, tarihe gömülü kalıp milliyetçi duygularına ve acılarına yenileseymiş, durumu tam tersi açıdan da değerlendirebilirmiş. Zira gazeteci, henüz küçük bir kız çocuğuyken, gaz odalarına gidecek olan Yahudileri seçmesi ve ölümcül deneyler yapmasıyla bilinen Dr. Mengele’le aynı Nazi kampında bulunmuş, hayatta kalabilmek için ise kendisine verilen görevi yerine getirmiş: Ölüme gönderilenlerin numaralarını tutmak.

Edvardson’ın soykırımdan kurtulmuş bir gazeteci olarak İsrail’i eleştirdiği yazıları ise, İsrail hükümeti tarafından tabii ki hoş karşılanmıyor; ancak o, haksızlığa uğrayanların seslerini duyurmaya çalışırken, kalemini kırmadan kariyerine devam ediyor. Zira yukarıda da ifadelerine yer verdiğimiz aktivistin söylediği gibi, ailelerden öğrenilen hoşgörü ahlakına uymayan bir hükümetin farkındalığını yaşıyor ve bunun için milliyetçi duygularını bir kenara bırakıp ezilenin yanında olmayı seçiyor.

Belgeselde Edvardson’ın, sözlerini sakınmadığı bir diğer isim ise Madonna. İsrail’e ilk geldiğinde bir korku yaşadığını; ancak sonrasında buranın New York’tan daha tehlikeli olmadığını fark ettiğini belirten Madonna için gazeteci; “Gıda alamayan İsrailli çocuklardan ya da öldükleri için sesi çıkmayan Filistinli çocuklardan kendisine bahsedilmemiş herhalde” diyor.

Stefan Jarl’ın Edvardson’a bakış açısı

Stefan Jarl’ın bu belgeseli çekmesinde yatan sebep ise, Cordelia Edvardson’ın da kendisi gibi bir İsveçli olarak çizdiği başarılı kariyer değil yalnızca tabii ki. Jarl, küçüklüğünde açık bırakılan kapılarından girdiği sinema salonunda, bir gün karşılaştığı görüntüler karşısında büyük bir şok yaşamış ve bunları üzerinden hiçbir zaman atamamış. Yahudi soykırımı ile ilgili olan bu görüntülerin belleğine kazınması, Edvardson’ın da bu kamplardan birinden kurtulduğu öğrenmesiyle yönetmeni belgeseli çekmeye itmiş. Zira Jarl, gördüğü görüntülerin ardından “kimse bana dünyanın böyle olduğunu söylememişti” derken, Edvardson’ın bu dünyadan geçip günümüze gelmiş bir gazeteci olarak nasıl geçmişine hapsolmadan hayatına devam edebildiği sorusunu doğurmuş kafasında.

O görüntüler tarihte hiç yer bulmasaydı elbette ki tarih utanç sayfalarının büyük bir çoğunluğundan kurtulmuş olurdu; ancak Jarl’ın yetişkinlik dönemine geldiğinde hala aklından atamadığı bu görüntülerin üzerine gidip Edvardson hakkında bir belgesel ele alması, tarihin o kirli sayfalarını geçmişe terk etmeyip anlamlandırmaya yönelik bir çalışması olarak karşımıza çıkıyor. Jarl bu filmiyle, kendi çocukluk anılarına da kısa kısa değindiği; ancak odağını hümanist bir yaklaşımla gazetecilik hayatına devam eden Cordelia Edvardson’a verdiği başarılı bir yapım ortaya koyuyor. Acıların gün yüzüne “intikam” ve milliyetçilik değil; insanlık adına hoşgörü olarak ortaya çıktığı bu eser, hem tarih, hem politika, hem de medya alanına ilgi duyanların “izlenecekler” listesinde mutlaka olmalı.

Önceki Sayfa1 / 15Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi