Bugün itibariyle Doctor Who on yaşında! Geçen yıl 50. yılını kutladığımız dizinin modern serisinin ilk bölümü on yıl önce bugün yayınlanmıştı. 

2005 yılında Russel T Davies bir İngiliz kültünü küllerinden doğurdu. Christopher Eccleston’ın dokuzuncu doktor, Billie Piper’ın ise Rose Tyler olarak karşımıza çıktığı bir bölümle Doctor Who ekranlara geri dönüşünü yaptı. Geçen on yıl içerisinde arada karşımıza üç (savaş doktoruyla beraber dört) yeni doktor ve yepyeni refakatçileri çıktı karşımıza.

Bu 2005 versiyonu dizi, eski evrenin aynısında geçse de, her şey olduğu gibi 21. yüzyıla taşınmıştı ve garip bir biçimde  karşımıza çıkan bölüm ne eski diziden farklılaşıyordu, ne de bulunduğumuz dünyadan… Rose Tyler’ı ilk o gün gördük kendisi “sıradan” bir karakterdi. Bir süredir devam eden bir ilişkisi vardı, bir mağazada çalışıyordu, genç bir kadındı, annesiyle yaşıyordu ve onu özel kılacak en ufak bir şey yokmuş gibi duruyordu. Doktorumuz bu konuda farklı düşünüyordu tabii. Alışveriş merkezindeki “cansız manken”lerin saldırısına uğradıklarında gerçekleşen tanışma diyalogları bile zaten artık Rose’un sıradan bir figür olmasına izin vermeyecekti:

Doctor Who: Ha, bu arada ben Doktor’um, senin adın ne peki?

Rose Tyler: Rose

Doctor Who: Tanıştığımıza memnun oldum Rose. Şimdi canını seviyorsan kaç!

doctor rose run-filmloverss

İçine yedirilmiş bu ingiliz espri anlayışıyla hepten zenginleşen bu yeni doktorumuz, çok uzun süre dizide kalmadı. O gitmeden Dalek’ler diziye dönmüştü ama.

eccleston daleks-filmloverss

Aynı zamanda “Bad Wolf” adlı bölümde Rose Tyler’ın sandığımız kadar da sıradan bir karakter olmadığını keşfederken, karşımıza John Barrowman’ın canlandırdığı Captain Jack Harkness çıktı.

jack harkness rose tyler-filmloverss

Onuncu Doktor David Tennant’la tanıştığımızda ise dizinin yeni nesilden hayranları için işler epey zordu. Çünkü eski nesil gibi bir anda rejenere olan doktorlara pek aşina değildik.

david tennant regeneration-filmloverss

Tennant’ı onuncu doktor olarak daha çok sevebileceğimizi sezmeye başlamıştık, bilhassa Rose ve Doktor arasındaki aşk hepten filizlenince… Fakat 2006 Temmuzunda, Rose’a veda etmemiz gerekti.

Rose’un kaybıyla yanıp tutuşan doktorumuzun karşısına bu patavatsız kızıl saçlı kadın ilk kez çıktığında Catherine Tate ve David Tennant arasındaki o kimya diziye bambaşka bir hava kattı adeta. Biz bunu tek bölümlük bir macera sanarken, Tate’in canlandırdığı Donna Noble’ın sonradan diziye yeniden dönüp de ana karakterlerden biri haline dönüştü.

Doctor Who Xmas Special 2006 - IDown.Me

Fakat Donna Noble dönmeden önce Freema Agyeman’ın hayat verdiği Martha Jones’la da tanşacaktık.

martha jones-filmloverss

Derken tek bir bölüm görünmüş olsa da dizinin en unutulmaz karakterlerinden olan ve Carey Mulligan’ın canlandırdığı Sally Sparrow çıktı karşımıza. Bu bölüm dizi tarihine bir yeni bir tür daha kattı: kuantum kilidi yüzünden taşa dönen Weeping Angels.

sally sparrow blink-filmloverss

2007, dizinin eski yıllarından bir başka kötünün de dönüşünü müjdeliyordu. The Master, önce kendisini Utopia isimli bölümde Derek Jacobi’nin vücuduyla gösterdi, sonra ise John Simm’e dönüştü.

master-filmloverss

Dördüncü sezonda Donna Noble maceraların bir parçası olmuş, Martha Jones emekliye ayrılmışken, ortalama bir Doctor Who fanının ancak hayallerinde olabilecek bir senaryo çıktı dizi karşımıza: Doktor’un bir kızı oldu. İşin ilginç kısmı, Jenny karakterine can veren Georgia Moffett’ın gerçek hayatta beşinci doktor Peter Davison’ın kızı ve onuncu doktor David Tennant’ın eşi olmasıydı.

jenny doctr who-filmloverss

Aynı sezonda modern serinin diziye kazandırdığı en önemli karakterlerinden biri olan River Song’la tanıştık. Alex Kingston’ın canlandırdığı karakterin diğer adını söylerdik ama yapamayız, malum, “Spoilers…”

river song-filmloverss

Tam da beşinci sezonun başı adaptasyon sıkıntısını her yeni başrol oyuncusunda yaşayan Doctor Who fanları en zor sınavlarıyla karşılaştılar: Hem doktorumuz hem de refakatçisi değişmişti. Her ne kadar Matt Smith’i David Tennant’ın rejenerasyonunda görmüş olsak da arada yeni sezon başlayana kadar kendisine alışmamız mümkün olmamıştı. Kendisini hiç sevemeyecekmiş gibi Tennant’ın yasını tutmuştuk malum. Beşinci sezon çok güzel bir bölümle başladı, ama karakterleri ne on birinci doktoru, ne de Amy Pond’u tanıyorduk. O yüzden beşinci sezon Doctor Who değil de başka bir şeymişcesine başladı. İkisine de biraz çabuk alıştık gerçi…

amy pond-filmloverss

O sezon modern serinin ilk Homo Reptilius’larıyla da tanıştık. Neve McIntosh, The Hungry Earth adlı bölümde karşımıza Alaya rolüyle çıktı. Daha sonra seride Madame Vastra adındaki bir başka Homo Reptiliusu canlandırmayı da sürdürecekti oyuncu.

madame vastra-filmloverss

Doctor Who’nun en güzel tarih referanslı bölümlerinden birini de tam bu sıralar izleme fırsatı bulduk. Tony Curran inanılmaz bir Vincent Van Gogh performansı ile bizlerle buluştu ve Doctor Who izleyicisinin bu bölümle ciddi bir duygusal bir bağ kurduğunu öne sürebiliriz.

vincent and the doctor-filmloverss

Yedinci sezonun Asylum of The Daleks bölümünde Jenna Coleman’ın Clara Oswald’ıyla ilk kez karşılaştık.

Oswin-filmloverss

Derken The Angels Take Manhattan’da, hem Özgürlük Anıtı’nın dev bir Weeping Angel olduğunu öğrendik, hem de Amy ve Rory’yle vedalaşmamız gerekti.

statue of liberty weeping angel-filmloverss

Sekizinci sezonun başındaysa karşımıza çok eski bir tanıdık, yepyeni bir yüzle çıktı. Into The Dalek isimli bölümdeyse Danny Pink’le tanıştık. Zaten sezonun tamamı bu iki yeni karakterimizle alakalıydı.

danny pink mistress-filmloverss

Derken bugün bir baktık, on sene geçmiş aradan…

Hazırlayan: Hazan Özturan

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi