Kimimizin çok sevdiği, kimimizin doyamadığı, kimimizin kıyamadığı, çocukken kaçtığımız, büyüdüğümüzde bulamadığımız, hafta sonlarımızın biricik dostu, pazartesi günlerimizin azılı düşmanı, sendromlar üstü bir yapıdır uyku.

Doctor Who 9. sezon 9. bölümü “Sleep No More” ile bizim için uyku konusunu işlemiş. Bakalım uyku, Doctor Who evreninde, biricik Doktorumuza göre neymiş? Onu koca bir bölüme konu yapacak kadar önemli tarafları nelermiş?

doctor-who-9-sezon-9.-bolum-filmloverss

***Yazının bundan sonrası Doctor Who 9. Sezon 9. Bölüm’e dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Bölüm, “Bunu izlememelisiniz” diye başlayarak, izleyicilerini ilk sahneden germeyi başarıyor. Elbette malum filmi izlemiş olanların ödü kopuyor ve yedi gün içinde ölüp ölmeyeceğini sorgulamaya başlıyor.  Belki de kendi iyiliğimiz için bu uyarıyı duyduğumuz anda devamını izlememeliydik. Haftaya pazar günü benden haber alamazsanız, sakın “Sleep No More” bölümünü izlemeyin!

Hikayemiz 38. yüzyılda bir uzay üssünde geçiyor. 38. yüzyılda olduğumuzu da elbette Doktor bizlere söylüyor. Maharetli Doktorumuz, tarihi tahmin etmek için rüzgar yönünü tahmin etme yöntemini kullanıyor -parmağını ıslatıp rüzgara tutarak kaçıncı yüzyılda olduğumuzu anlayabiliyor. Bu dönem, insanların üreme çiftliklerinde üretildiği bir dönem. Düşük zekalı, sadece kas yığınlarından oluşan, sorgulamayan ama fiziksel saldırıya saldırıyla cevap veren kişiler üretiyorlar. Bu insanlara da “kaba” adını veriyorlar. Bu arada bir hatırlatma yapalım. “Kaba”yı yani “474” karakterini canlandıran oyuncu Bethany Black’in, Doctor Who’da rol alan ilk transseksüel oyuncu olduğunu geçtiğimiz Ağustos ayında açıklamışlardı. Doktor Who’nun bu açıdan yenilikçi ve vizyon sahibi olmasını çok seviyorum ve destekliyorum.

Bölüme dönecek olursak, normal bölümlerden daha farklı bir çekim tekniği kullandıklarını görüyoruz. Oyuncular, 4. duvarı yıkarak, bizlere konuştular. Bunun nedenini bölümün sonuna doğru öğrendik. Doyurucu bir açıklama mı emin olamıyorum ama en azından bir açıklama yaptılar. Bölüm standartları içinde değerlendirirsek buna açıklama yapmış olmaları bile bir kazanım. Enteresan bir şekilde başlayan bölüm, başladığı gibi enteresan bir şekilde bitti. Sonu da tam bağlanmadı. Hikayeyi zenginleştirip, sezonun desenine uygun olarak 2 bölüm halinde yayınlasalardı, daha iyi tepkiler alabilirlerdi. Ama yine de sezonun başında yayınlamaları gerekirdi. Belki önümüzdeki sezonlarda Sandmen tarafından tekrar ziyaret edilebiliriz. Böylelikle hikayeye daha sağlam bir nokta koyulabilir.

Doctor Who 9. Sezon 9. Bölüm: Canavarlar Her Zaman Bizimle

“Sleep No More” (Bundan Sonra Uyku Yok) isimli bölümü izlerken gerçekten çok uykumun gelmesi enteresan bir ironi oldu. Bölümün yazarı Mark Gatiss’i çok severim. Gerek yazdığı bölümler, gerek oynadığı/seslendirdiği karakterlerle favorilerimden biridir. Ayrıca hemen hemen her bölümünde İngiliz Edebiyatı’ndan ve özellikle Shakespeare’den alıntı yapması sevgimi daha da arttırır. Ancak bu bölümü o kadar sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Mesela bu bölüm, yukarıda da bahsettiğim gibi 9. sezonun 3. bölümü falan olsa kabul edilebilir, hatta sevilebilir bir bölüm olabilirmiş. Ama bu kadar güzel, birbirinden ayıramayacağım 8 kaliteli bölümün üstüne, bir de iki bölümlük hikaye zincirini kırıp tek bölüm olarak gelince, bu sezonun tek “olmamış” bölümü haline gelmiş diyebilirim. Finali daha yüksek bütçe ile çekmek için bu bölümlerden bütçe arttırıyorlar sanırım. Sandmen de biraz “meh”di açıkçası. Hele bölümün sonu çok korkunçtu. Kötü anlamında korkunç demiyorum, korkutucu anlamında korkunçtu. Rasmussen’ın kuma dönüşürken uyku kapsülüne girmemize gerek olmadığını, beynin uyku merkezini etkileyenin elektronik bir sinyal olduğunu ve bu bölümü izleyerek o sinyali kaptığımızı anlatması en az bir iki gece uykularımızı kaçıracak diye düşünüyorum. Bizi uyarmıştı. İzlersek bunu geri alamayacağımızı söylemiş ve uyarmıştı. Biz kaşındık, dinlemedik. Şaka bir yana, Doctor Who’nun bölümlerini defalarca, tekrar tekrar izlemiş biri olarak bir daha karşıma bu bölüm çıktığında eminim atlayacağım.

Bölümün veriliş şekli ve kullanılan zaman açısından sorunu var. Peki hiç mi güzel tarafı yok? Elbette var. Bölüm konu açısından oldukça başarılı. Çok sağlam kapitalizm eleştirisi yapmış. İnsan hayatından ziyade, iş gücünün önemli olduğu bir zamanda deli bir bilim insanı, insani ihtiyaçları ortadan kaldırıp daha çok iş gücü elde etmenin peşine düşüyor. Bundan daha karanlık bir konu olabilir mi normal şartlar altında? Bu adamlar gerçek, etrafınıza bakın. Hayatınızın üçte birini uyuyarak geçirdiğinize inanan, uyku düşmanı, rakiplerinin önüne geçmek ve ekstra kar elde etmek için günlerce uykusuz kalan ve uykusuz bırakan bir çok insan var. Bu bölümde de insan vücudunun bir gecede ihtiyacı olan uykuyu beş dakikada sistemine yüklemeyi başarmış bir Rasmussenimiz var. Temel kimyayı değiştirerek belki de insanların bir aylık uyku ihtiyacını bir gecede giderilmesini ve o kişinin durmaksızın günlerce çalışmasını sağlıyor. Tipik bir kapitalist! Bu noktada araya giren Doktor ile tabii ki aynı fikirdeyim. Aptal, açgözlü insanlar için takas edilebilecek bir rahatsızlıkmış gibi görünse de uyku hayati bir önem taşır, harika bir şeydir. Acı çekenlerin merhemidir. Ona bakmadığımız zamanlarda Doktor bile uyurmuş. Jack Bauer’ı bile uyurken görmüş bu gözler, Doktor’un da uyuduğunu görür mü acaba?

Sezon finaline hızla yaklaşırken, haftaya oldukça enteresan bir bölüm bekliyor bizi. Ashildr bize, Doktor da bordo takımına geri dönüyor. Capaldi’nin sezon boyunca geliştirdiği sert, karizmatik ve seksi Doktor’a bu bordo takım oluyor mu hiç!


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi