Zygon ırkının insan ırkıyla mücadelesinde ikinci perde başladı. Doctor Who 9. Sezon 8. Bölüm “The Zygon Inversion” Peter Capaldi’nin muhteşem oyunculuğuyla taçlandı. Sonunda bizlere gerçek Doktor’u görebilmiş olmanın sevincini yaşattı.

Başından beri Clara’nın öne çıkarılmasından rahatsız olan bir izleyeciyim. Özellikle geçen sezon Doktor’un çokça önüne geçmiş olmasıyla, Clara’ya karşı antipatim oluştu bile diyebilirim. Bütün companionlar özel insanlardı, hepsi zeki, cesur ve merhametli kahramanlardı. Hatta bu şekilde bakıldığında, zamanında Rose’a kuma gelmesinden dolayı içimizdeki öfkeyi yönelttiğimiz Martha’nın “The Chosen One” falan olması gerekirdi. Çünkü tüm companionlar arasında en zeki olan oydu. Tek eksi tarafı Rose’dan sonra gelmiş olmasıydı. Bu da onu en underrated companion yaptı maalesef.

***Yazının bundan sonrası Doctor Who 9. Sezon 8. Bölüm’e dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Daha önce defalarca rüyalara sıkışma konusunda sınanmış olan Clara, şimdi de Zygon kozalarına hapsedilmiş diğer insanlardan farklı olarak Zygon ikizine hükmetmenin bir yolunu buldu. Doktor’a ben hala buradayım mesajını bile verdi. Doktor’un Clara’ya umutsuzca bağlı olmasını anlayabiliyorum. Rejenerasyon sonrasında Onuncu Doktor’un yanında Rose, Onbirinci Doktor’un yanında Amy vardı. Bu nedenle ilişkileri de daha derin oldu. Onikinci Doktor da bu nedenle Clara’yı özel bir yere koyuyor. Ama Clara’nın sonunun geldiğini de biliyoruz. Neredeyse sezonun başından beri Doktor’un Clara’ya olan düşkünlüğünden parçalar görüyoruz. Moffat, belli ki önce Doktor’u sonra da bizi parçalayacak bir son düşünüyor Clara için. Yeni companionun erkek olacağı söylentileri dolaşmaya başladı bile. Böylelikle Osgood hayallerim suya düştü.

Osgood gerçekten iyi bir companion olabilirdi. Bir companionda olması gereken tüm özelliklere sahip. Osgoodlar olarak ne kadar büyük bir fangirl olduklarını da biliyoruz. Bunu Osgood kutusu hakkında yalan söylediklerinde daha net görebildik. Doktor’un en belirgin özelliği, yalan söylemesidir. “The Doctor lies” dizinin sloganı oldu neredeyse. Doktor yalan söyler, bunu herkes bilir. Osgoodlar da kutular konusunda “yalan söylemişler”di. Ayrıca Doktor ile çok eğlenebileceklerini bunun da bize yansıyacağını düşünüyorum. Doktor’un tarayıcı geçmişinde neler olduğunu bizle paylaşabilirdi mesela. O sahnede hangimiz merak etmedik ki? Osgood’un olası companion durumunda fangirllerin yaşacağı katarsisten bahsetmiyorum bile. Sonunda Petronella –tabii gerçek adının bu olduğuna zerre inanmıyoruz, değil mi?- Osgood hak ettiği gibi gerçek bir marka oldu. Ben hala bu Osgood’un insan olduğunu düşünüyorum. Şimdi Zygella ile de iyi bir ikili olurlar umarım. Osgood, Doktor’un reddedilemez teklifini reddetti çünkü o dünyayı dünyadan kurtarmaya kararlı. Umarım bu, onu son görüşümüz olmaz.

Kate Stewart konusunda geçen haftaki tahminimin tutmasından dolayı çok mutluyum. Evet, Zygonlar Kate’i ele geçirememiş. Kate Zygon taklidi yapıyormuş ve zamanı geldiğinde her zamanki gibi Doktor’a yardım etti. Kate gerçek bir dost, her ne kadar Doktor 15 kez hafızasını silmiş olsa da her zaman Doktor’un arkadaşı. Onun dışında pek de sürprizli bir bölüm değildi. Taa ki…

Doctor Who 9. Sezon 8. Bölüm: “Neden Barışı Sürdürme Hep Öldürmeyi İçeriyor?”

Doktor, Kate ile Bonnie/Clara’yı yüzyüze getirene kadar. İşte o noktadan sonra enfes bir bölüm başladı. Nereye kaçarsa kaçsın savaştan kaçamayan adam, savaş başlatmak isteyen iki kadının arasında kaldı. Savaşın parçası olmayan, savaşmak istemeyen, neden savaşmak durumunda kalındığını anlamayan insanlara ve Zygonlar’a rağmen, savaş başlatmaya çalışan iki kadın…

Doktor’un bazı durumlarda bir sabır abidesi olduğunu düşünüyorum. Özellikle Bonnie/Clara’yı ikna etmeye çalışırken resmen kendini parçaladı. Barış bozulmuş, ateşkes parçalanmış, iki Osgood’dan biri ölmüş, barışın devam etmesi için verilmiş olan tüm teminatlar zedelenmiş buna rağmen, anlatma ve tarafları ikna etme yolunu seçti. En başında da hafızlarını silip ayrı yerlere bırakabilirdi onları. Ama doktor böyle bir adam değil. Onun yaşadığı duyguları kimse yaşamak zorunda kalmasın, kimse onun şu anda hissettiği gibi hissetmesin diye muhteşem bir monolog sundu bize. Defalarca izledim. Bir o kadar daha izlerim. O kadar güzel yazılmış ki! O kadar güzel canlandırılmış ki! Osgood kutularının ne olduğunu ve ne işe yaradığını öğrendiğimde “İşte Doktor bu ya!” diye düşündüm. Önce iki kutuda da iki ırk için yüzde elli hayatta kalma ihtimali olduğunu gösterdi. Bu kadar belirsiz bir durumda hırslar için risk almaya değip değmeyeceğini sorgulattı. Tabii ki bu da Doktor’un yanlış yönlendirmelerinden biriydi.

Bonnie/Clara gördüğümüz en inatçı, en çocuksu kahramandı. Ateşkesi sağlanamaz hale getirdi. Farkında olmadan, sonrasını düşünmeden, Zygonlar için zulmün daha fazla zulme neden olacağı, kimsenin kimseyi affetmeyeceği, barış içinde yaşamanın çok zor olacağı bir dünya yaratacaktı. Doktor da onu buradan yakaladığında, hepimizi sorgulamaya iten şeyler anlattı. Evet, sen bir devrim yaptın, düzeni değiştirdin, sonra senin de huzurunu bozmaya gelen devrimler için ne yapacaksın? Bu döngüyü nasıl kıracaksın? Hangi yüzde elliyi öldürdüğünü, kimi ağlattığını, kimlerin canını yaktığını nereden bileceksin? Doktor’un anlatışına içim parçalandı, ağlayarak izledim, acısını yüreğimde hissettim. Bizim hayatlarımız da aynen buradaki gibi birilerinin parmaklarının ucunda. Birilerinin düğmeye basmaktan vazgeçmesi umuduyla yaşıyoruz. Çok basit çözümler yerine, inatlar, hırslar belirliyor kaderimizi. Osgood Kutuları’nın aslında boş çıkması da çok büyük bir göndermeydi. Ne uğruna savaşıyoruz? Neden?

9. sezon hakkında konuştuğumuzda çoğu arkadaşım Doctor Who’nun doku kaybettiğini, eski havası olmadığını düşünüyorlar, 4. Sezondaki “Blink”, “Silence in the Library”, “Midnight” gibi bölümler bekliyorlar. Aynı fikirde değilim. Elbette o bölümlere tapıyorum. Ama bu bir geçiş aşaması. Geçen sezon Capaldi ile birlikte bu Doktor kimdi, ne iş yapardı, nasıl bir adamdı diye sorguladık ve Doktor’un sınırlarını öğrendik. Bu sezon o sınırları genişletiyoruz. Ayrıca bu sezonun özel bir teması olduğunu düşüyorum. Bu kadar melez hikâyesi, bu kadar savaş ve masum bireyler özelindeki hikâyeler boşa olamaz. Son bölümlere girerken hep beraber göreceğiz neyin olup biteceğini. Ayrıca heyecanlanmak için bambaşka bir nedenimiz daha var. O da taptığımız kadın River Song’un yılbaşı özel bölümü için geri dönecek olması. Capaldi ile kimyalarını şimdiden çok merak ediyorum. Öncesinde önümüzdeki hafta izleyeceğimiz 9. Bölüm “Sleep No More”un fragmanını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi