Yaşam, ölüm ve ölümsüzlük üzerine düşündünüz mü hiç? İmkânınız olsa sevdiklerinizle beraber, kısa ama dolu dolu bir hayat mı yaşamak isterdiniz, yoksa yeni şansların asla tükenmediği, zamanın asla kısalmadığı ölümsüz bir hayat mı?

Sinemada ve edebiyatta bu konular çerçevesinde incelenen birçok hikâye, bir o kadar da karakter var. Bu hikâyelerin ve karakterlerin de birçok önemli noktası var. Hepsi de yaşadığımız hayatı sorgulamamıza neden oluyor. Ertelediğimiz kararlar, vazgeçtiğimiz hayaller, elediğimiz arkadaşlıklar, erişemediğimiz mutluluklar..

Biz hayatın anlamını ya da anlamsızlığını sorgulayaduralım, bu konu ile ilgili bir tokat da Doctor Who’dan geliyor. Doctor Who yine şahane bir bölümle bizi 9. sezonuna hayran bırakmaya devam ediyor. Dün akşam yayınlanan Doctor Who 9. Sezon 6. Bölüm “The Women Who Lived”, “The Girl Who Died” sonrası hız kesmiyor ama kabul edelim, yer yer soluğumuzu kesiyor.

doctor-who-9-sezon-6-bolum-filmloverss

***Yazının bundan sonrası Doctor Who 9. Sezon 6. Bölüm’e dair spoiler içerir***

Doctor Who 9. Sezon 6. Bölüm: Dalgalardan Tsunamilere

5. bölüm “The Girl Who Died”ın son sahnelerinde, önce yaşıyor olma sevinci sonra ölümsüzlüğün gücüyle yüzünde güller açan Ashildr’in, zaman geçtikçe solan yüzünü, ışığını kaybeden gözlerini ve etrafında yarattığı zararı izleyerek bitirmiştik. Bu bölüm Doktor’la bir tesadüf eseri yollarının kesişmesi ile yeniden Ashildr’i görmüş olduk.

Doktor yaklaşık 800 sene önce, yine bir bencillik anında, sadece bir dalga olacağını düşündüğü Ashildr’i Mire teknolojisi ile hayata döndürmüştü. Ancak bu kadar zaman içerisinde bir kere bile ziyaret etmemiş. Sadece bir kez, yolunun nasıl ve neden düştüğünü bilmediğimiz şekilde, Ashildr’e görünmeden Cüzzam Hastanesi’nde onu izlemiş ve uzaktan gurur duymuş. Onu, başına geleceklere ya da zamanda sabitlenmiş büyük olaylara dair uyarmamış bile. Ashildr küçük ve korkmuş bir kız olarak yapayalnız kalmış. Zamanla sevdiği adamı, çocuklarını, hayatındaki herkesi, hatırlayabildiğinden çok daha fazlasını kaybetmiş. İçindeki iyi, merhametli, yumuşak kabuk gitmiş, yerini üzülmenin ne olduğunu hatırlamayan sadece savaşçı tarafın hayatta kaldığı sert bir kabuk almış. Kendi adını bile hatırlamıyor, aslında hatırlamak istemiyor. Doktor bunu sorduğunda da “Seçtiğim diğer bütün isimler onu bilenlerle ölüp gitti. Şu anda ben, Ben’im. Kimsenin ne annesi, ne kızı ne de karısı. Kendi kendimin arkadaşıyım.” diye cevap veriyor. Tek tabanca, kimsesi olmayan, yalnız Ashildr, Leydi Ben olarak tanınıyor. 1651 yılında, çok zengin olarak kocaman şatoda tek başına yaşıyor, kitaplıklar dolusu anısı var ama çok sıkılıyor; kendisi için macera arıyor, dünyadan gitmek istiyor. Doktor’un onu terk ettiği dünyada yaşamak zorunda kalmış, ölememiş. Ve daha kötüsü kimseye ikinci kiti verememiş, onun için kimse ikinci kiti hak edecek kadar iyi olamamış. Ashildr de hayatına “Kabus Şövalye” olarak devam etmiş.

Ashildr’in hayatı bana ilk etapta Amy Pond’u hatırlattı. Küçük bir kızken Doktor’u bekliyor ama Doktor hiç gelmiyor. Tabii Ashildr savaşın ve yıkımın içinde büyümüş bir çocuk olduğu için -ve Maisie Williams, savaşın gizli silahı olan çocuk rollerinde harikalar yarattığı için- Amy’den daha farklı etkileniyor. Küçük kızların duygularıyla oynamak, Doktor’un bir huyu haline geldi. Ashildr yine de Doktor’un onun için geldiğine dair bir umuda kapıldığı anda, Doktor aksini ispat etmenin bir yolunu buluyor. Yine de Einarr’ın kızı Ashildr’i bir tek Doktor hatırlıyor. Doktor’un birinin adını hatırlıyor olması ilginç. Kendi yarattığı canavarı takip etmiyor belki ama hatırlıyor. Silah taşımayan, kendisine Doktor diyen adamın en büyük korkusu, en büyük hayal kırıklığı yanındaki insanların öldürmeye hazır birer silah haline gelmesiydi. En azından 4. Sezonda öyleydi. 4. Sezonda Doktor, öldürmeye hazır çocukları ile yüzleştiğinde kalbi kırılmıştı. Capaldi’nin doktoru pek oralı değil gibi.

Ashildr gibi ben de bunun Doktor’un suçu olduğunu, Leydi Ben’i Doktor’un yarattığını düşünüyorum. Savaş için gelip serpintilerden kaçan adam, yaptığı şeylerin sonucunu düşünmüyor. Donna nerede? Uzaktan bile olsa gidip bakıyor mu? Martha? Mickey? Pond ailesi? River? Neyse ki bu bölümde Jack Harkness’ı hatırlayabildik. Keşke onu da görsek, bari o geri dönse. Sabah uyandığında saatin kaç olduğu bilinmeyen topraklarda yaşayıp, zaman lorduna hesap sormak da benim ayıbım olsun bari.

Doctor Who 9. Sezon 6. Bölüm: “Bir Yere Gitmiyorum” Diyen Companion’ın ya da Doktor’un O Sezon Ayrılması Sorunsalı

Jenna Coleman’ın bölümün son dakikalarına kadar görünmemesi, “acaba yeni companion Maisie olur mu?” diye düşündürmedi değil. Şu bölümle nabzımızı yoklamış bile olabilirler. Bu sezon; o kadar yaşam-ölüm temalı ki, Clara’nın diziden nasıl çıkacağını ya da bu sezonun nereye bağlanacağını çok merak ediyorum. İnsanların kısa yaşamlarının kıymetini bilmesi üzerine oturtmuşlar resmen. Bölümün sonunda Clara ile Doktor arasındaki uzun ve anlamlı bakışmalar, Doktor’un hüzünlü hüzünlü bakması ve Clara’nın “Bir Yere Gitmiyorum” demesi yavaş yavaş bizi vedalaşmaya hazırlıyor. Şimdiye kadar her yeni Doktor’da ya da companionda aynı şeyi yaşadık. David Tennant’ın o meşhur “I don’t wanna go”sunu unutabilen var mı? Adam giderken bile gitmek istemiyordu!

Daha önce de yazmıştım; bu sezonun en güzel yanı, Doktor karakterini Doktor ile beraber eleştiriyor olmamız. Hem Doktor hem de Moffat bu sezonda günah çıkartıyorlar. Bu sezon replikleri de beni benden alıyor. Hikâye öyle güzel anlatılıyor ki keyiften dört köşe oluyorum. Bu kadar güzelliğin arasında bölümün zayıf noktalarından da bahsetmemiz lazım. Aslana benzeyen kötü adamımızın adının Leandro, türünün de Leonian olması kocaman bir eksi olarak bölümün hanesine yazıldı. Ashildr’in kullanılıp hayal kırıklığına uğraması esas hikayemiz tamam ama Leandro’nun hikayesi de bu kadar boş olmasa, bölüm tam bir efsaneye dönebilirmiş.

Kalbi pas tutmuş, vicdanı kurumuş, iyiliği kaybolmuş Ashildr’in, Leandro tarafından manipüle edilerek Sam’in ölmesine neden olması sonucunda Leandro’nun söylediklerinin yalan olduğunun ve verdiği sözlerin hiçbirini tutmayacağını anlaması beklediğimiz gelişmelerdi. Ashildr’in bir şekilde umursadığını görmemiz gerekiyordu. Bunu da insanların zarar gördüğüne tanık olmasıyla beraber ikinci kiti Sam üzerinde kullanarak gösterdi. Bunun Sam üzerinde nasıl bir etki yaratacağını bilmiyoruz. Bir manyak yetmiyordu, şimdi Doktor’un sıklıkla takip etmesi gereken iki manyak oldular. Tam Ashildr günümüzde görünecek mi acaba diye sorgularken, Clara’nın çektiği selfienin arkasından doktora selam çakması da güzel bir ayrıntı olmuş. Peki Ashildr bu kadar zaman içerisinde Missy ile nasıl tanışmamış olabilir?  Doktor hakkında fazlaca şey bilmesinin nedeni Missy olabilir mi? Jack Harkness geri dönecek mi? Missy kalıcı bir karakter olacak mı? Yoksa Doktor’un kızı Jenny gibi zamanın sonsuzluğunda onu da mı kaybedeceğiz?

Sizi bu sorularla ve Whovian evreninin bir numaralı fangirl’ü Osgood’un dönüşünü müjdeleyen fragmanla baş başa bırakıyorum.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi