Hayatınızın en zor zamanlarında, artık daha da kötüye gidemez diye düşündüğünüzde, zamanı geri almak, patlayan bombalardan insanları kurtarmak istediğinizde ve kahramanlarınızın gerçek olmasını dilediğinizde aklınıza kim gelir? Benim aklıma Doktor gelir, Doktor’un gerçek olmasını dilerim. Çünkü Doktor umuttur, TARDIS’in sesi kurtuluş emaresidir. Doktor; masumları kurtarır, kötüleri cezalandırır, kural tanımaz, otorite sevmez, kimseden korkmaz bir adam. Bir kahraman. Bir umut. Belki de son günlerde en çok ihtiyacımız olan şey.

doctor-who-9-sezon-4-bolum.-filmloverss

Cumartesi akşamı yayınlanan Doctor Who 9. Sezon 4. Bölüm “Before The Flood”, “Under The Water” bölümünün kaldığı yerden devam etti. Şimdiye kadar yayınlanan bölümlerde, bizim de her gün düşünmeye zorlandığımız, yaşam ile ölüm temalarını vurgulandı. Sezon finaline kadar yaşayabilirsek; bu yaşam-ölüm göndermelerinin nereye ulaşacağını, neler izleyebileceğimizi merak ediyorum. “Before The Flood” bölümünde de yaşam ve ölüm kuralları işlenmeye devam etti. Bu durum, aklıma ya Clara’yı öldürecekler ya da öldü bildiğimiz bir karakteri yaşama döndürecekler teorilerini getiriyor. Sezon enteresan bir şekilde ilerliyor, izleyip göreceğiz.

***Yazının bundan sonrası Doctor Who 9. Sezon 4. Bölüm’e dair spoiler içerir***

Doctor Who 9. Sezon 4. Bölüm: “Beethoven’in 5. Senfonisini aslında kim besteledi?”

Bölümün başlangıcında elinde gitarıyla seksi doktorumuz karşılıyor bizi. Capaldi’nin Doktor’unu övmeden bırakmıyorum biliyorsunuz. Hele de gitarıyla gördükten sonra mutlaka birkaç övgü dolu cümle kurmak zorunda hissediyorum kendimi. “Capaldi Doktor’unu övmezse ölecek” hastalığı, bunu gerektirir çünkü. Yeni nesil Doktorlar arasında (hepsinin yeri farklı ve hepsini çok seviyorum. Amaaa) bendeki birincilik David Tennant’a ait. İkincilik ise bu bölüm itibariyle Peter Capaldi’ye geçti. Duruşu, karizması, delirişi, gözlerindeki zekâ pırıltısı, fırlamalık katsayısı, heyecanı, patavatsızlığı ve yansıttığı tüm duygularla gerçek bir Doktor olduğuna inanıyorum. Bizi bu sezon bırakacağına dair okuduğum dedikoduları kulak arkası ediyorum ve en az iki sezon daha Capaldi’yi Doktor olarak görmek istiyorum. Bölümün başında Doktor’un “The Bootstrap Paradox”tan bahsederken Google’layın demesini, hikâyeyi seyirciye anlatmasını ve alttan elektro sesi girmesini çok hoş değişiklikler olarak görüyorum. Doktor’un kendi hayaleti / hologramı ile konuşmasını ve “Doktor. Ne büyük şeref. Her zaman büyük hayranınız olmuşumdur.” demesini kahkahalarla karşılamayan yoktur diye düşünüyorum. Bölümün sonunda “Beethoven’in 5. senfonisini aslında kim besteledi?” diye sorduğunda ve diğer planda bize TARDIS’ten bakış attığında tüyleri diken diken olmayan kaldı mı aramızda?

Beethoven’a gelince… Doktor’un anlattığı Beethoven hikâyesi aslında bize direkt olarak bölüm sonu ile ilgili spoiler veriyor. Geçen bölüm sonunda gördüğünüz o hayalet var ya, işte o hayalet gerçek değil inanmayın diyor. Doktor hikâyeyi anlatırken neyi Google’layın diyor? The Bootstrap Paradox’u yani Ayakkabı Bağı Paradoksu’nu. Peki, nedir bu paradoks? Benim gibi zaman yolculuğuna takıntılıysanız ve bu konudaki her şeyi yalayıp yuttuysanız şayet, zaman yolculuğu ile ilgili şahane paradoksların var olduğunu bilirsiniz. Ayakkabı Bağı Paradoksu; zaman yolculuğunun gerçekleştiği takdirde –burada Beethoven örneğinde olduğu gibi –  işlerin, nesnelerin, keşiflerin, icatların, buluşların hiç yapılmadan gerçekleşebileceğini savunur. Beethoven’ın yaptığı işlerle 18. Yüzyıl Almanya’sında hiç var olmamış bir Beethoven yerine var olabilirsiniz. Eğer izlediyseniz, Matt Smith’in Doktor’u döneminde internetten mini bölümler yayınlanıyordu. Bunlardan The Pond Life’ın 5. bölümünde Doktor’un yanlışlıkla makarnayı icat etmesi de burada bahsedilen gibi bir Ayakkabı Bağı Paradoksu’ydu. Burada anlaştıysak bölüme dönelim.

Doctor Who 9. Sezon 4. Bölüm: Kurallar Bir Tek Clara İçin mi Çiğnenebiliyor Oralarda?

Bölümün son dakikalarına kadar her şey çok karışık, çok korkunç geldi değil mi? The Fisherking hariç. O kostüm nedir kuzum allasen? Bu kadar ger ger insanları, sonra başarısız bir kostüm, çok da zeki olmayan bir uzaylı. Tam bir hayal kırıklığı. Neyse.

Geçen bölüm sonunda geçmişte şaşkın, gelecekte hayalet olarak bıraktığımız Doktorumuzun her zamanki gibi bir planı vardı. Tüm sorunu uzun zaman önce çözmüştü. Bu sezon izlediğimiz Doktor, her ne kadar ölmeye meraklı gibi görünse de, sürekli “ölmem lazım, ölüm vaktim geldi” gibi cümleler tekrarlasa da bizler onun yaşamayı ne kadar sevdiğini ve hiç gitmek istemediğini (Bkz:I don’t want to go) biliyoruz. Tıpkı ölümün ve yaşamın kurallarıyla oyun olmaz vurgusu yapıp kuralcı göründükten sonra, her zamanki gibi yine yalan söyleyerek Clara’yı kurtarması gibi. Eğer Clara değilsek, sonunda hepimiz ölümle yüzleşmek zorundayız, tıpkı doktorun söylediği gibi. Tam bu noktada beni üzen başka bir yere geçelim. Evet, doğru tahmin ettiniz, O’Donnell’a. Daha TARDIS’te görecek çok günü var diye düşünürken, “bir fangirl TARDIS’e binmişse hepimiz bindik sayılır mı?” diye pazarlık yaparken, gidip kendi başına yem olması, Doktor’un onu kurtaramaması, hatta kurtarmak için ekstra bir şey yapmaması beni çok üzdü. O’Donnell’ın yem olmamasını dilemiştim, tam The Fisherking gelirken TARDIS’IN sesini duyup kurtulsun, Doktor elini uzatıp onu oradan kurtarsın istemiştim. Ama Clara değilsen, o kadar değerli değilsin demek oluyor sanırım. Önce Osgood, şimdi O’Donnell aahh ahh fangirl hislerim acıyor. Belki de Cass’in Clara hakkında tespit yaparken söylediği gibi, Doktor başka insanların hayatlarıyla kumar oynamayı seviyordur. Clara da ona benzemiştir.

Barajı Doktor’un yıkması, Lunn’un gemideki işaretleri görmediği için hayaletlerden etkilenmemesi, canlı tutma kabininden Doktor’un çıkması, Doktor’un The Fisherking’i yenmesi ve tabii ki gerçekten hayalete dönüşmemiş olması hepimizin tahmin ettiği şeylerdi diye düşünüyorum. Zamanda kaybolmuş biricik yalancı Doktorumuz, sevdiklerini kurtarmak için her şeyi yapar. O kadar isimden sıra Clara’ya gelince harekete geçmesi, onun için geçmişi değiştirmesi, kendi ölümünü göze alması, Clara için biraz fazla değil mi diye sorgulatıyor bana. Tamam diğer companionlar da değerliydi ama Clara bu sezon diziden ayrılacak diye biraz fazla mı abartılıyor acaba?

Her yazıda olduğu gibi yine sonik gözlüğü de çok kısaca anmadan bitirmeyelim. Adamlar gözlüğü sisteme sapından bağladılar, daha ne diyeyim. Saygı duydum. Ama yine de, ille de sonik tornavidamızı geri isteriz.

Önümüzdeki bölüm Game of Thrones’dan tanıdığımız Maisie Williams, Doctor Who’ya konuk olacak. Bakalım minik savaşçı Arya Stark, Doktor’a ne kadar yardımcı olacak. Bu hikayenin de “The Girl Who Died” ve “The Woman Who Lived” isimli iki bölümden oluşacağını söyleyerek fragmanı buraya bırakalım:


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi