Marvel Sinematik Evreni’nin (MCU) önemli karakterlerinden Doctor Strange’in solo filmini uzun zamandır bekliyorduk. Filmin, The Exorcism of Emily Rose (2005), Sinister (2012) ve Deliver Us From Evil (2014) gibi korku filmlerinin yönetmeni Scott Derrickson tarafından yönetilecek olması belirli soru işaretlerini beraberinde getirmişti. Derrickson, 165 milyon dolar bütçeli ilk “blockbuster” filminde kariyerinin en iyi filmine imza atmasının yanı sıra Marvel filmleri arasında da zirveyi zorlayacak güçte bir evren yaratmış.

Doctor Strange’in hikayesi astral seyahat, büyüler, telekinezi, hipnoz, ışınlanma, sonsuz evrenler derken sinemasal malzemesi, fantastik boyutu ve aksiyonu doyurucu bir dünya vadediyor. Derrickson, birçok fantastik filmin yapılarından kendine özgü ve devrimci bir model yaratırken görsel efektler konusunda zirve yapmış. “Yetişkinler için Harry Potter” olarak tanımlayabileceğimiz evren, her şeyden önce yeni bir büyücü dünyasıyla tanıştırıyor bizi. Dünyayı korumaya çalışan büyücülerle karanlık tarafın büyücüleri arasındaki çetin savaş Harry Potter’dan aşina olduğumuz çeşitli benzerliklerle donatılmış. Dr. Strange, The Ancient One, Mordo ve Wong gibi büyücülerin konumlandığı yer bir nevi üniversite kampüsünü andırıyor ve savaş esnasında aniden toplanan diğer usta büyücülerle beraber Hogwarts benzeri bir yapı oluşuyor. Filmde iyilerin yanında yer alsa da daha sonraki filmlerde karanlık tarafa geçeceğini çizgi romanlarından bildiğimiz Baron von Mordo, bir nevi bu dünyanın Lord Voldemort’u olacak. İkisi arasındaki isim benzerliği zaten daha önce J.K. Rowling’in Voldemort’u yaratırken Mordo’dan esinlendiği şeklinde iddialarla anılmıştı. Büyücülük okulunun içinde yetişip en başarılı öğrencilerden biriyken daha sonra karanlık tarafa geçerek baş düşman olan bu iki karakter önemli. Harry Potter – Voldemort rekabetini ilerleyen yıllarda Doctor Strange – Mordo çekişmesi izleyecektir. Bu film özelinde baş kötü olarak izlediğimiz Kaecilius (Mads Mikkelsen) ise karanlık tarafın tanrısı Dormammu’ya hizmet ediyor. Mikkelsen’ın karizması  ilk film için “villain” konusunda doğru ve etkili bir karakter.

Doctor Strange: Büyücüler Inception Tasarımında Karanlık Tarafla Savaşırsa

Büyücülere kılavuzluk eden çeşitli objelerin varlığı da filmde önemli bir yer teşkil ediyor. Dünyanın ilk Üstün Büyücüsü Agamotto’dan kalan üç önemli eşya mevcut. Levitation Pelerini, Agamotto’nun Gözü ve Agamotto Küresi. Agamotto’nun Harry Potter evreninde Godric Gryffindor’a denk geldiğini düşünürsek Potter’ı görünmez kılan pelerin, Dr. Strange’in uçmasını sağlıyor. Potter’a zor anında Anka Kuşu tarafından gönderilen Gryffindor’un Kılıcı kadar önemli bir nesne de Strange’in yanından ayırmadığı Agamotto’nun Gözü. Doctor Strange’i Harry Potter ayarında bir büyücü filmi olmaktan ayıran en büyük etken ise kuşkusuz Inception ve Matrix efektleri. Filmi görsel açıdan unutulmaz kılan etkenlerin en büyüğü Inception’da olduğu gibi mimari yapılar üzerinden zaman – mekan kurallarını yıkan fantezi yaklaşımı. Özellikle zaman – mekan bükülmeleri, büyüler, geri sarma, yavaş çekim ve gerçekle astral boyut arasında eş zamanlı mücadelelerin bulunduğu katmanlı aksiyon sekanslarında görsel efektler çığır açarak izleyicide saykodelik bir etki yaratıyor.

Filmin sınırsız evrenler arasında dolaşan fantastik yapısı ve “Dark Side” tarafı Star Wars’la da ilişkilendirilebilir. Zira evrenin uçsuz bucaksız boşluğunda oluşturulan karanlık taraf tasarımı ilgi çekici ve görsel olarak Revenge of the Sith’i (2005) anımsatan yerler mevcut. Sınırsız güce sahip kötü Dormammu ise bu evrenin Darth Vader’ı olarak dikkat çekiyor. Dormammu’nun ilk filmde çok fazla yer almamasının doğru bir tercih olduğu söylenebilir. Tanrısal özelliklere sahip, yok olması neredeyse imkansız bir Dormammu ile Doctor Strange’in savaşı bir noktadan sonra Man of Steel’deki gibi büyük bir aksiyon kakafonisine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirdi. Serinin diğer filmlerinde muhtemelen bütçe de giderek yükseleceğinden Dormammu daha aktif olarak kullanılacaktır. Burada ise Strange ve Dormammu arasında mizahi yanı öne çıkarılan ama aksiyonun zekice kullanıldığı bir Next (2007) ya da Edge of Tomorrow (2014) döngüsü tasarlanmış.

Benedict Cumberbatch, Doctor Strange için en az Hugh Jackman (Wolverine) ya da Robert Downey Jr. (Iron Man) kadar nokta atışı bir tercih olmuş. Egolu ve bencil bir doktordan dünyayı önemsemeye başlayan bir büyücü / süper kahramana dönüşme sürecini başarıyla canlandıran Cumberbatch, filmin mizahi yönünü de neredeyse tek başına sırtlıyor. Mads Mikkelsen, Kaecilius karakterinde Uzakdoğu savaşçılarını hatırlatan bir karizmayla aksiyon sekanslarında etkili bir “villain” yaratıyor. Tilda Swinton, The Ancient One rolünde adeta benzersiz. Başka bir kadın oyuncu Swinton kadar bu role yakışır mıydı ya da aynı ustalıkla canlandırabilir miydi, tartışılır. Rachel McAdams, ana karakterimizin sevgili kontenjanından olması gerektiği gibi; eksiği ya da fazlası yok. Mordo rolündeki Chiwetel Ejiofor ise izleyiciyi muhtemelen ikiye ayıracaktır. Strange’in baş düşmanı olarak bildiğimiz Mordo, filmde iyilerin safında yer alıyor ve henüz karanlık tarafa geçmemiş durumda. Dolayısıyla Ejiofor’un öteki yüzünü ve Mordo’ya yakışıp yakışmayacağını anca diğer filmlerde görebileceğiz.

Karizmatik karakterleri, astral seyahatle büyüler arasındaki sınırsız evrenleri ve çığır açan görsel efektleriyle Marvel Sinematik Evreni’ne güçlü bir renk getiren Doctor Strange’i IMAX’te izlemek seyir zevkini ve aksiyon sekanslarından alınacak hazzı oldukça artıracaktır.

 

Marvel Sinematik Evreni’nin (MCU) önemli karakterlerinden Doctor Strange'in solo filmini uzun zamandır bekliyorduk. Filmin, The Exorcism of Emily Rose (2005), Sinister (2012) ve Deliver Us From Evil (2014) gibi korku filmlerinin yönetmeni Scott Derrickson tarafından yönetilecek olması belirli soru işaretlerini beraberinde getirmişti. Derrickson, 165 milyon dolar bütçeli ilk “blockbuster” filminde kariyerinin en iyi filmine imza atmasının yanı sıra Marvel filmleri arasında da zirveyi zorlayacak güçte bir evren yaratmış. Doctor Strange’in hikayesi astral seyahat, büyüler, telekinezi, hipnoz, ışınlanma, sonsuz evrenler derken sinemasal malzemesi, fantastik boyutu ve aksiyonu doyurucu bir dünya vadediyor. Derrickson, birçok fantastik filmin yapılarından kendine özgü ve devrimci bir model yaratırken görsel efektler konusunda zirve yapmış. “Yetişkinler için Harry Potter” olarak tanımlayabileceğimiz evren, her şeyden önce yeni bir büyücü dünyasıyla tanıştırıyor bizi. Dünyayı korumaya çalışan büyücülerle karanlık tarafın büyücüleri arasındaki çetin savaş Harry Potter'dan aşina olduğumuz çeşitli benzerliklerle donatılmış. Dr. Strange, The Ancient One, Mordo ve Wong gibi büyücülerin konumlandığı yer bir nevi üniversite kampüsünü andırıyor ve savaş esnasında aniden toplanan diğer usta büyücülerle beraber Hogwarts benzeri bir yapı oluşuyor. Filmde iyilerin yanında yer alsa da daha sonraki filmlerde karanlık tarafa geçeceğini çizgi romanlarından bildiğimiz Baron von Mordo, bir nevi bu dünyanın Lord Voldemort’u olacak. İkisi arasındaki isim benzerliği zaten daha önce J.K. Rowling’in Voldemort’u yaratırken Mordo’dan esinlendiği şeklinde iddialarla anılmıştı. Büyücülük okulunun içinde yetişip en başarılı öğrencilerden biriyken daha sonra karanlık tarafa geçerek baş düşman olan bu iki karakter önemli. Harry Potter – Voldemort rekabetini ilerleyen yıllarda Doctor Strange – Mordo çekişmesi izleyecektir. Bu film özelinde baş kötü olarak izlediğimiz Kaecilius (Mads Mikkelsen) ise karanlık tarafın tanrısı Dormammu’ya hizmet ediyor. Mikkelsen’ın karizması  ilk film için “villain” konusunda doğru ve etkili bir karakter. Doctor Strange: Büyücüler Inception Tasarımında Karanlık Tarafla Savaşırsa Büyücülere kılavuzluk eden çeşitli objelerin varlığı da filmde önemli bir yer teşkil ediyor. Dünyanın ilk Üstün Büyücüsü Agamotto'dan kalan üç önemli eşya mevcut. Levitation Pelerini, Agamotto’nun Gözü ve Agamotto Küresi. Agamotto’nun Harry Potter evreninde Godric Gryffindor’a denk geldiğini düşünürsek Potter’ı görünmez kılan pelerin, Dr. Strange’in uçmasını sağlıyor. Potter’a zor anında Anka Kuşu tarafından gönderilen Gryffindor’un Kılıcı kadar önemli bir nesne de Strange’in yanından ayırmadığı Agamotto’nun Gözü. Doctor Strange’i Harry Potter ayarında bir büyücü filmi olmaktan ayıran en büyük etken ise kuşkusuz Inception ve Matrix efektleri. Filmi görsel açıdan unutulmaz kılan etkenlerin en büyüğü Inception’da olduğu gibi mimari yapılar üzerinden zaman – mekan kurallarını yıkan fantezi yaklaşımı. Özellikle zaman – mekan bükülmeleri, büyüler, geri sarma, yavaş çekim ve gerçekle astral boyut arasında eş zamanlı mücadelelerin bulunduğu katmanlı aksiyon sekanslarında görsel efektler çığır açarak izleyicide saykodelik bir etki yaratıyor. Filmin sınırsız evrenler arasında dolaşan fantastik yapısı ve “Dark Side” tarafı Star Wars’la da ilişkilendirilebilir. Zira evrenin uçsuz bucaksız boşluğunda oluşturulan karanlık taraf tasarımı ilgi çekici ve görsel olarak Revenge of the Sith’i (2005) anımsatan yerler mevcut. Sınırsız güce sahip kötü Dormammu ise bu evrenin Darth Vader’ı olarak dikkat çekiyor. Dormammu’nun ilk filmde çok fazla yer almamasının doğru bir tercih olduğu söylenebilir. Tanrısal özelliklere sahip, yok olması neredeyse imkansız bir Dormammu ile Doctor Strange’in savaşı bir noktadan sonra Man of Steel’deki…

Yazar Puanı

puan - 85%

85%

Karizmatik karakterleri, astral seyahatle büyüler arasındaki sınırsız evrenleri ve çığır açan görsel efektleriyle Marvel Sinematik Evreni’ne güçlü bir renk getiren Doctor Strange’i IMAX’te izlemek seyir zevkini ve aksiyon sekanslarından alınacak hazzı oldukça artıracaktır.

Kullanıcı Puanları: 3.7 ( 5 votes)
85
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi