Disney filmleri sayesinde hepimizin çocukluğunda var olmuş masallar var, peki kaçta kaçımız o masalların asıl versiyonlarının ne kadar yetişkinlere hitap eden hikayeler olduğunun farkında?

Son yıllarda Disney, özellikle sanal ortamda, sübliminal mesaj yerleştirip çocukları seks ve şiddete yönlendirmekle suçlanıyor. Disney masallarının çıkış hikayeleri gizli bir “sex” yazısından çok daha karanlık yerlere gittiği için, gerçekten sübliminal bir mesaj yerleştirmişse bile, belki de bu hikayelerin geçmişlerine bir gönderme yapmak içindir.

Öncelikle çok büyük bir yanılgıyı düzeltelim, aslında masallar çocuklar için değildir. Ailenin yaşlısının, yetişkinleri eğlendirmek için anlattıkları bu hikayeler, yazılı hayata geçmeye başladıkları ilk zamanlarda bile, kendilerine hedef kitle olarak yetişkinleri seçmiştir. Fakat 19. yüzyılla beraber orta sınıftaki okur-yazarlık oranı artıyor. Yayın endüstrisinin baskı masrafları da bu sayede düşüşe geçince, çocuk kitaplarına olan ilgi artıyor ve peri masalları, ahlaki kaygı taşıyan çocuk masallarına dönüşüyor.

20. yüzyılla birlikte ise Walt Disney masalları tümüyle değiştirip, mesaj kaygısı da taşımayan, çocuklara sürekli başka bir alemde olduğunu anımsatan hikayelere çeviriyor. Fakat, masalların karanlık tarafına dair maceramız orada da bitmiyor. Pek çok masal hala bünyesinde ilk bakışta çok masum duran, özünde çok kuvvetli imgeler taşımakta. Bu imgelerle birlikte çocukken okuduğunuz ya da Disney’in elinden izlediğiniz şeylere inanamayacaksınız.

Yazı biraz uzun, konuyla örtüşen bir şarkı size eşlik etsin.

uyuyangüzel-filmloverss

Uyuyan Güzel

Esas hikayemizde bir prens değil, bir kral var. Kralımız Uyuyan Güzel’e uykusunda tecavüz ediyor. Daha sonra prensesin uykusu devam ederken hamile kalıyor ve ikiz bebekler doğuruyor. İkizler anne sütü emmek için prensesin göğüslerine ulaşmaya çalışıyor, ama beceremeyip onun yerine parmaklarını emiyorlar. Bebeklerden biri, prensesin parmağını emerken elinde batılı duran iğne parçasını yanlışlıkla çıkartınca ancak prenses uyanıyor. Uyandıktan sonra, evli ve oldukça mutsuz bir eşi olan kral gelip prensesi krallığına götürüyor.

Yazının başında bu hikayelerin ahlaki bir mesaj verme kaygısıyla düzeltildiğini vurgulamıştık. Yani modern versiyonunda da hinlik var. İğne, fallik bir cisimdir, yani penisi temsil eder. Aslında kötü cadının masaldaki işlevi, Adem ve Havva’nın hikayesindeki yılanla aynıdır, şeytanı sembolize eder (hatta daha da ileri gidersek, masalın başında kötü cadı, peri anneleri kıskandığı için böyle bir lanete girişiyordu, 3 peri anne melekleri temsil ediyor). Yani Uyuyan Güzel, 16. doğum gününde cadının tuzağına düşmemiş, bekaretini kaybetmiştir (iğne batar-kan akar). Ceza olarak da hayatının aşkını bulana kadar evinde beklemek durumunda kalır, yaptığının acısını da yalnızca o değil tüm krallık çeker.

küçükdenizkızı-filmloverss

Küçük Deniz Kızı

Bizim bildiğimiz versiyonunda Ariel isimli 16 yaşındaki bir deniz kızı, prensine kavuşmak için sesini feda ediyordu. Fakat hikayenin Hans Christian Andersen versiyonunda hikaye çok daha acıklı. Öncelikle hikayede Ariel, karaya çıkabilmek için sadece konuşma yetisini yitirmiyor, aynı zamanda attığı her adımda bıçak kesiyormuş hissiyatıyla yürümek zorunda kalıyor ve topukları kanıyor. Tüm bu acılar, prensiyle tanışmak için -ki bunu da başarıyor. Fakat Eric, Ariel’i terk edip başka bir kadınla evleniyor.

Daha sonra Ariel’in iki seçeneği kalıyor, ona kazık atan Eric’in boğazını kesip topuklarına dökmek ve böylece yeniden deniz kızına dönüşmek, ya da denize atlayıp sabun köpüğüne dönüşmek… Ariel hayatının aşkının boğazını kesmektense, denize atlamayı tercih ediyor. Masalın “mutlu son”a yaklaştığı yegane an ise en sonunda anlatıcının, sahilde plastik şişelerin arasında görebildiğimiz köpüklerin, esasında Ariel’den geriye kalanlar olduğunu anımsatması. Yani Ariel ölmedi, çer-çöpün arasında köpükleniyor.

külkedisi-filmloverss

Kül Kedisi

Masum prensesimiz, Grimm Kardeşler versiyonunda karşımıza intikam ateşiyle gözü dönmüş genç bir kadın olarak çıkıyor. Kül kedisinin en büyük motivasyonu çirkin kız kardeşlerini alt etmek. Bu arada Disney prensesimizin hikayesini olduğu gibi kalsa muhtemelen belli bir yaşın üzerindeki izleyiciye açık olması gerekirdi, keza ayakkabının sahibini ararayan ulak eve geldiğinde, ayakları büyük olan kızkardeşler topuk ve başparmaklarını sığdırabilmek için kanlı bir müdahalede bulunup, taşan kısımları kesiyor.

Daha sonra prens, ayakkabının sahibinin Cinderella olduğunu anlayınca, genç çiftimiz aşklarını üvey kardeşlerden intikam alarak kutlama kararı alıyorlar. Prensesimizin şirin, dans edip şarkılar söyleyen kuşları, kardeşlerinin gözünü gagalayarak oyuyor. Daha sonra krallıktaki herkes mutlu mesut yaşıyor gerçi, ona da şükür.

herkül-filmloverss

Herkül

Antik Yunanların hikayelerinin zaten insanlara aşık olup, hayvan kılığına giren tanrılar, annesiyle evlenip babasını öldüren kahramanlar, aşk, acı, şehvet dolu olduğu; tanrıların insan, insanların tanrı, herkesin de akıl hastası gibi davranma potansiyeline sahip olduğunu zaten bilinir. Herkül de tipik bir antik yunan mitoloji öyküsü.

Herkül’ün babası Zeus, uçkuruna düşkün bir tanrıdır. Herkül’ün annesini gözüne kestiren Zeus, kocası kılığına girerek kadını kandırıyor ve bu birliktelikten Herkül doğuyor.

İyi bir eğitim alab Herkül, arada gençliğin gazıyla, müzik öğretmenini çaldığı lirle öldürüyor. Daha sonra yetişkin bir delikanlı olup, evlenme yaşına gelince Megara isimli güzeller güzeli bir prensesle evleniyor ve çiftimizin iki bebeği oluyor. Maalesef Herkül cinnet getirip bebeklerini öldürüryor (hikayenin bazı versiyonlarında karısını da öldürdüğü söylenir).

Tabii koskoca yarı-tanrıya kadın mı yok, acı kaybının ardından Herkül, Deianeira’yla evleniyor. Yeni karısı bir süre sonra Herkül’ün kaçamaklarından şüphelenmeye başlıyor (Bu arada kahramanımızın biseksüel olduğundan bahsetmiş miydik?). Yarı at olan sentorlardan birinin kanını bol spermle karıştırıp kocasına aşk iksiri olarak içiriyor.

Maalesef, sentorun kanında nasıl oluyorsa Hydra’nın kanı da karışmış vaziyette, o yüzden aşk iksirine alerjik reaksiyon gösteren Herkül’ün derisi dökülüyor ve kas ve kemikleri açıkta kalıyor. Deianeira, yaptığının acısına dayanamayıp kendini asıyor. Herkül de acısına son vermek için kendisini canlı canlı yakma kararı alıyor. Neyse ki yarı tanrı da ölmüyor.

pamuk prenses-filmloverss

Pamuk Prenses

Yakın zamana kadar Disney’de, hatta masal aleminin neredeyse tamamında Pamuk Prenses’in tek siyah saçlı kahraman olduğunun farkına varmış mıydınız? Ya da bunun saç renginden daha da fazlasını ifade ediyor olabileceğini tahmin etmiş miydiniz? Pamuk Prenses, sandığınızdan da daha talihsiz bir karakter aslında. Sırtında taşımaya başladığı bir “ayıp” yüzünden Pamuk Prenses hayatının karanlık tarafını saçlarında taşıyor.

Öncelikle Pamuk Prenses’in doğumuna gidelim. Annesinin eline iğne batıyor ve beyaz bir kumaşa kan damlıyor (Uyuyan Güzel’i hatırladınız mı?). Bu sırada annesi bir dilek dileyip Pamuk Prenses’in olmasını istiyor ve Pamuk Prenses o dilekte annesinin tasvir ettiği gibi doğuyor. Fakat bu doğum esnasında annesi hayata gözlerini yumuyor.

Bunun ardından baba kızına tutunuyor ve onu gerçekten çok seviyor. O kadar çok seviyor ki yıllar sonra evlendiği kadın, eşinin kızına olan tutkusunu  kaldıramayıp, bir avcıdan Pamuk Prenses’in öldürülmesini ve kızın kalbini ona getirmesini istiyor. Hala jeton düşmedi mi? Pamuk Prenses, insanları ensest ilişkiler konusunda uyarmak için yazılmış bir masal. Hatta ilk versiyonlarında kötü kalpli kraliçenin, prensesin kendi annesi olması ve araya avcıyı sokmadan çiçek toplamaya götürdüğü kızını ormanda terk etmesi de yine bu duruma kanıt.

Pamuk Prenses’in yedi tane cücenin yanında yaşamaya başlama sebebi de bu. Küçük boyları ile daha çocuksu olan, yani içinde masumiyet barındıran bu adamlar, aslında bir yandan da prensesin hayatının aşkına kavuşmadan önce yüzleşmesi gereken kötü tarafları. Diğer prenses masallarında olduğu gibi, Pamuk Prenses kusurlarını ve geçmişini kabul edecek yakışıklı bir prensi bulunca, her şey yoluna giriyor.

notredame-filmloverss

Notre-Dame’ın Kamburu

Esmeralda’nın güzel bir yüze aldanmış olması Disney versiyonunda bile Quasimodo’ya büyük haksızlıkken, esas versiyonunu duyunca Disney insafa geldiğini anlıyor insan.

Buraya kadar saydığımız Disney masallarından farklı olarak, ipler bu defa efsanelerde değil Victor Hugo’nun hayalgücünde. Sefilleri okuyan ya da Hugo’nun şiirlerine göz atan herkes Hugo’nun kendi depresyonunu okurlarına taşımakta ne kadar becerikli olduğunu bilir.

Bu defa kahramanımız Esmeralda 15 yaşında, Quasimodo’yu yetiştiren yaşlı ve acımasız rahip Frollo Esmeralda’ya abayı yakmış vaziyette ve Quasimodo’dan kızı kaçırmasını istiyor.

Quasimodo kaçıramadan yakalanıyor. Dünyevi arzularıyla yüzleşme işinde pek kabiliyet sahibi olmayan Frollo “ya benimsin ya kara toprağın” yaklaşımıyla, Esmeralda’nın bir askeri bıçaklayıp öldürmüş gibi görünmesini sağlıyor. Bunun üzerine Esmeralda şehir meydanında asılıyor ve o boğulurken Frolla kahkahalarla kahramanımızın can çekişmesini izliyor.

Quasimodo intikam almak için Frollo’yu öldürse de huzura eremeyip, Esmeralda’nın mezarına giriyor ve sonunda açlıktan ölüyor.  18 ay sonra sarılmış bedenleri bulunuyor ve ayırmak isterken, Quasimodo toza dönüşüyor.

peterpan-filmloverss

Peter Pan

Bizim tanıdığımız Peter Pan, Kayıp Çocuklar’ın lideriydi. Ama her liderde diktatörlük vasfı olduğu söylenir. İşte J. M. Barrie’nin romanındaki Peter Pan, acımasız bir diktatör.

Peter Pan, belli bir yaş aralığının üzerindeki çocukların yanında yaşamasına izin vermiyor. Sayıca çok olsalar da, çocukların büyüme eğilimi göstermeleri Peter Pan için kuralları bozuyor. Bir başka deyişle, çocuklar büyümeye başlayınca onları öldürüyor. Bu yüzden Captain Hook’un bir zamanlar Peter Pan’in elinden kurtulmayı başarmış bir çocuk olduğu da iddia edilir.

Peter Pan karakterinin, yazarın 14 yaşında yaşamını yitiren kardeşine itafen yazılmış olma ihtimali ayrı bir senaryoyu da mümkün kılıyor. Eğer Peter Pan o çocukları öldürmüyorsa, hepsinin asla büyümemek için zaten ölmüş olmaları lazım. Yani, her türlü hikayedeki çocukların hepsi ölüyor. Peri masalı, aniden perili eve döndü.

Bu Disney masalları orjinal versiyonlarıyla bugüne gelmeyi başarmış olsa, neler olurdu dersiniz?

Hazırlayan: Hazan Özturan

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi