Sinema sanatı II. Dünya Savaşı’ndan her zaman faydalandı ve faydalanmaya da devam ediyor. Öyle gözüküyor ki senaristler zihinlerindeki konu çıkmaza girdikçe tarihte kara leke olarak yer eden bu savaşı tekrar tekrar pişirip farklı hikayelerle önümüze koymaya devam edecekler. Lakin, Alman yapımı Diplomasi bugüne kadar bildiğimiz savaş filmlerine pek benzemiyor. Silah yok, cephe yok, kan yok… Sadece “diplomasi” var.

Hitler’in faşist kimliğinin yanında pek önemi olmasa da sanata ne kadar değer verdiği çoğu eserde yer alır. Kavgam’da anlatılan Hitler’in ressam olma isteği bunun en önemli kanıtlarından biri olarak görülebilir. Bu sebeple Paris’in onun için ne kadar değerli olduğu ve gönlünde Berlin’in de böyle bir şehir olması arzusu yer attığı bilinir. Diplomasi’nin de üzerinde durduğu üzere, bu şehri kaybetmek demek Hitler için çok şey demekti; zira şehrin kaybedileceğini fark edince şehri yerle bir etme kararı aldı. Tam da bu noktayı ele alan film, II. Dünya Savaşı’nın son zamanlarında bir Nazi komutanı olan von Choltitz’in, Paris’i yerle bir etmek üzere Hitler’den aldığı emri yerine getirmeden hemen önceki son 24 saatine odaklanıyor. Emri yerine getirmek için birliklerini harekete geçirmek isteyen Choltitz, büyükelçi Raul Nordling tarafından bunun tarihe geçecek bir yanlış olduğu konusunda ikna edilmeye çalışılıyor.

Usta sinemacı Volker Schlöndorff’ün bir tiyatro eserinden uyarladığı Diplomasi küçük bir otel odasında geçiyor. Neredeyse tamamı tek mekanda geçen filmin tiyatro uyarlaması olduğunu hissetmek de uzun zaman almıyor. Tek mekanda geçen film gücünü ustaca yazıldığı belli olan diyaloglardan alırken ana akım sinemaya aşina olan sinemaseverlerin alışık olmadığı bir “savaş” resmi çiziyor. Zira ilk bakışta seyirciyi sıkabilecek imajı yaratsa da diyalogların kusursuzluğu bir dakika bile dikkatin dağılmasına izin vermiyor. İyi ile kötünün, doğru ile yanlışın sık sık yer değiştirdiği film bu noktada savaşın sadece cephede kazanılmadığı ve kazanılmayacağı mesajını alttan alta vererek seyirciyi beklenilen sona hazırlıyor.

Andre Dussollier ve Niels Arestrup’un başarılı oyunculuklarıyla öne çıkan, savaşın diplomatik yönünü de beyazperdede görmeyi özlediğimizi hissettiren Diplomasi, Almanları İngilizce konuşturmayan muazzam bir eser.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi