29 Temmuz 1981’de Prens Charles’la evlendiğinde düğününü naklen yayınla yaklaşık 1 milyar insanın izlediği Diana’nın cenaze töreni 2.5 milyar kişi tarafından izlendi. “Galler Prensesi”ndense “Kalplerin Kraliçesi” olmayı isteyen Diana sansasyonel hayatıyla sonunda Hollywood’un da kıskacına yakalandı. Ölümünden önceki son 2 yılında yaşadığı duygusal gelişmelere odaklanan film Kalplerin Kraliçe’sinin bu süreçte neler yaşamış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Filmde, ayrılık sürecinde boşanma arifesini yaşayan Diana’nın daha geri planda kalmış olan Pakistan’lı cerrah Hasnat Khan ile yaşadıkları anlatılıyor. Herkes onu kaza sırasında yanında olan ve birkaç tatile beraber çıktığı Dodi Fayed’le birlikte hatırlıyor olsa da film aslında bu hikayenin arkasında gerçek kişinin Hasnat Khan olduğunu savunuyor. Mr Wonderful lakaplı Hasnat Khan ise filmin fragmanını izledikten sonra anlatılanların çok yanlış ve zalimce olduğunu ileri sürdü. Hangisi daha gerçek bilinmez ama kişisel fikrim filmin biyografiden ziyade hüzünlü, kavuşamayan bir aşk filmi kalıbına daha uygun olduğu.

diana2-filmloverss

Tutkudan yoksun ama tutku dolu bir aşk…

Diana rolünde izlediğimiz Naomi Watts oldukça başarılı bir profil yaratsa da Oscar’lık bir performans olduğunu maalesef savunamayacağım. Hasnat Khan rolündeyse Lost dizisinde Sayid rolünden tanıdığımız Naveen Andrews yer alıyor. Diana ve Hasnat’ın yolları, prensesin en yakın arkadaşlarından biri ve aynı zaman akupunktur uzmanı olan arkadaşı Oonagh’nın, kocasının ameliyat olduğu hastanede kesişir. Ve hikayeye göre ilk bakışta aşk başlar… Filmin bu noktadaki en büyük handikapı, böylesine şans eseri başlayan ve ilk bakışta aşk gibi tutkulu bir ifadeyle adlandırılan ilişkinin ne yazık ki tutkudan yoksun anlatımı oluyor. Kraliyet işin içinde olunca tutku bu kadar mı yaşanabiliyor açıklaması da kanımca çok yeterli olmuyor. Benzer şekilde film Diana’nın son 2 yılında, aslında yaşamının en zor ve karmaşık anlarında yaşadıklarına odaklanırken, prensesin böylesine stabil ve güçlü durabilmesi de aynı yapaylığı yaratıyor. Yani hem, ben duygusal dünyasını anlatacağımdan yola çıkıp hem de bu duygusallığa yeterince yer verememek biraz sıkıntı yaratmış. Fiziksel benzerlikler ve Diana’nın tüm dünyaca bilinen yardım gezilerinin taklidi dışında prensesin hayatını izliyormuş hissi bir türlü izleyiciye geçmiyor. Hal böyle olunca yönetmen ünlü kareleri kullanarak filmi kotarmaya çalışmış izlenimini ediniyoruz. Bu da az önce bahsettiğim aşk filmi vaziyetini ön plana çıkarıyor.

diana

Son iki yılında en çok çocuklarını yeterince göremediği için üzüldüğü anlatılan Diana’ın kısacık bir sekansla çocuklarını yolcu ettiği bölümler de yine aynı yapaylığı yaratıyor. Vizyona girdiği ilk günden beri eleştirmenleri ve izleyicileri ikiye bölen Diana’nın asıl sorununun  aşk filmiyle biyografi arasında gidip geliyor olması olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yıl izleyeceğimiz ünlü prenseslerin hayatlarının ilki olan Diana ne yazık ki testi başarıyla geçemiyor, vasat sınırında kalarak gözlerin Monaco Prensesi‘ne çevrilmesini engelleyemiyor.

Keyifli Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi