Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanmak, bir yönetmen için elde edilebilecek en büyük başarılardan biri olsa gerek. Getirdiği prestijin yanı sıra, filmin yıllar boyunca izleneceğini, çok daha geniş kitlelere ulaşabileceğini düşünürsek, bu büyük ödülün ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz. 2015 Mayıs ayında düzenlenen 68. Cannes Film Festivali’nin galibi olan Dheepan’ı Filmekimi’nde izleme şansı bulduk. Film, Peygamber (Un Prophète) ve Pas ve Kemik (Rust and Bone) gibi filmleri ile oldukça önemli bir sinema kariyerine imza atan Jacques Audiard’ın imzasını taşıyor. Coen Kardeşler’in jüri başkanı olduğu bir Cannes Film Festivali’nde ödülün kime gideceği merak konusuydu. Audiard da zaten, bu yüzden ödülü alışının çok özel olduğunu dile getirmişti.

Dheepan, Sri Lanka’daki Tamil isyanının mağlubiyet ile sonuçlandığı günümüzde geçiyor. Tamil Kaplanları’na mensup Sivadhasan ailesini kaybetmiş, tüm askerlerinin ölümüne tanıklık etmiş, mağlup bir isyankardır. Artık göç etmekten başka şansının kalmadığını anlayınca sahte bir aile kurarak Dheepan isimli bir adamın yerine geçer. 6 ay önce hayatını kaybetmiş bu ailenin yerinde şimdi, birbirini hiç tanımayan bir adam, bir kadın ve bir çocuk vardır. Şansları yaver gider ve Fransa’ya yerleşirler. Dheepan, kapıcı olarak yerleştirildiği toplu konutlarda dönen uyuşturucu ticaretinin bambaşka bir savaş olduğunu ve savaştan kaçamayacağını fark eder. Hem sahte ailesiyle, hem de yeni taşındıkları bu mahallede yaşadığı birçok problem peşini bırakmayacaktır.

Dheepan, bildiğimiz göçmen filmlerine benzemiyor. İlk olarak burada ne bir aile dramı var aslında, ne de savaştan kaçan bir göçmen. Savaşın taraflarından biri olan Sivadhasan ve ülkeden kaçmak için elinden gelen her şeyi yapacak olan Yalini ile karşı karşıyayız. 9 yaşındaki Illayaal ise büyük bir olgunlukla bu adam ve kadına elinden gelen yardımı yapan, annesini kaybetmiş ve her şeyi kabullenmiş bir çocuk. Sivadhasan’ın uyumlu bir şekilde kimsenin işine karışmadan hayatını yaşamaya çalışması, Yalini’nin çete liderlerinden birinin yakını Habib’e yardıma gitmeye başlaması ile değişiyor. Yalini çete lideri ile ilginç bir dostluk kurarken, Sivadhasan savaş ve kendi geçmişi ile yüzleşiyor. Fakat, çete savaşlarının başlaması ile başından beri Londra’daki kuzeninin yanına gitmek isteyen Yalini dengesini kaybediyor. Sivadhasan her şeye rağmen dönmek istemeyen, savaşın bittiğini düşünen, daha çok ölüm görmek istemeyen bir adam. Ancak, tebdil-i mekanda ferahlığın olmadığı çok kısa bir sürede anlaşılıyor. Şanssız olanın Sivadhasan olmadığı açık. Aslında bir batı demokrasisinde de, eski bir sömürgede, ufak bir ada ülkesinde de olsanız “savaşın” zaten kaybedenleri, göçmenleri, fakirleri, alt sınıfları vurduğu gerçeğini gösteriyor bize film. Kendi küçük ülkesindeki tüm şanssızların yanından ayrılarak, Fransa’da bir banliyöde kaybedenlerin mahallesine yerleştiriliyor bu aile. Çünkü aslında, onların yeri orası. Aslında dünyada savaştan kaçmak ya da savaşa dahil olmamak sadece belli başlı gruplar için bir ayrıcalık.

Dheepan, göçmenlik meselesini gerçekten güzel bir yerden tutarak, aslında evrensel bir mesaj veriyor. Uyuşturucu çetesi lideri ile Yalina’nın ilişkisinden tutun da, Sivadhasan’ın sahte karısı ve sahte çocuğu ile kurduğu ilişkiye kadar, ufak ayrıntılarla insani bir hikaye anlatıyor. Sonlara doğru sanki biraz filmin temeli kaysa, bazı karakterler geri planda kalsa da, hiçbir şekilde trajediye bulaşmadan derdini belli bir mesafeden seyirciye aktarmayı başarıyor. Ta ki filmin sonuna dek. Filmin sonunda, mutlu sonla biten bir “Eşkıya” finaline şahit oluyoruz. Finaldeki Hollywoodvari göz kırpma, filmin üzerine dayandığı temeli ve asıl mesajı sarsıyor. Şahsi görüşümce, film bir bütün olarak son yıllarda Altın Palmiye kazanan filmlerin en zayıflarından biri. Hele ki aynı yarışmada Son of Saul gibi bir başyapıtın olduğunu düşünürsek.

Sonuç olarak; önemli bir mesaj iletmeye çalışan, vaat ettiğini çoğunlukla gerçekleştiren ama finalinde çözülerek kolay yola kaçan bir film ile karşı karşıyayız. İzlenmesi gereken bir film, yılın önemli filmlerinden biri olduğu kuşkusuz. Ayrıca, müziklerinin son dönemin en önemli isimlerinden Nicolas Jaar tarafından yapıldığını da not etmeden geçmeyelim.

Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanmak, bir yönetmen için elde edilebilecek en büyük başarılardan biri olsa gerek. Getirdiği prestijin yanı sıra, filmin yıllar boyunca izleneceğini, çok daha geniş kitlelere ulaşabileceğini düşünürsek, bu büyük ödülün ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz. 2015 Mayıs ayında düzenlenen 68. Cannes Film Festivali’nin galibi olan Dheepan’ı Filmekimi’nde izleme şansı bulduk. Film, Peygamber (Un Prophète) ve Pas ve Kemik (Rust and Bone) gibi filmleri ile oldukça önemli bir sinema kariyerine imza atan Jacques Audiard’ın imzasını taşıyor. Coen Kardeşler’in jüri başkanı olduğu bir Cannes Film Festivali’nde ödülün kime gideceği merak konusuydu. Audiard da zaten, bu yüzden ödülü alışının çok özel olduğunu dile getirmişti. Dheepan, Sri Lanka’daki Tamil isyanının mağlubiyet ile sonuçlandığı günümüzde geçiyor. Tamil Kaplanları’na mensup Sivadhasan ailesini kaybetmiş, tüm askerlerinin ölümüne tanıklık etmiş, mağlup bir isyankardır. Artık göç etmekten başka şansının kalmadığını anlayınca sahte bir aile kurarak Dheepan isimli bir adamın yerine geçer. 6 ay önce hayatını kaybetmiş bu ailenin yerinde şimdi, birbirini hiç tanımayan bir adam, bir kadın ve bir çocuk vardır. Şansları yaver gider ve Fransa’ya yerleşirler. Dheepan, kapıcı olarak yerleştirildiği toplu konutlarda dönen uyuşturucu ticaretinin bambaşka bir savaş olduğunu ve savaştan kaçamayacağını fark eder. Hem sahte ailesiyle, hem de yeni taşındıkları bu mahallede yaşadığı birçok problem peşini bırakmayacaktır. Dheepan, bildiğimiz göçmen filmlerine benzemiyor. İlk olarak burada ne bir aile dramı var aslında, ne de savaştan kaçan bir göçmen. Savaşın taraflarından biri olan Sivadhasan ve ülkeden kaçmak için elinden gelen her şeyi yapacak olan Yalini ile karşı karşıyayız. 9 yaşındaki Illayaal ise büyük bir olgunlukla bu adam ve kadına elinden gelen yardımı yapan, annesini kaybetmiş ve her şeyi kabullenmiş bir çocuk. Sivadhasan’ın uyumlu bir şekilde kimsenin işine karışmadan hayatını yaşamaya çalışması, Yalini’nin çete liderlerinden birinin yakını Habib’e yardıma gitmeye başlaması ile değişiyor. Yalini çete lideri ile ilginç bir dostluk kurarken, Sivadhasan savaş ve kendi geçmişi ile yüzleşiyor. Fakat, çete savaşlarının başlaması ile başından beri Londra’daki kuzeninin yanına gitmek isteyen Yalini dengesini kaybediyor. Sivadhasan her şeye rağmen dönmek istemeyen, savaşın bittiğini düşünen, daha çok ölüm görmek istemeyen bir adam. Ancak, tebdil-i mekanda ferahlığın olmadığı çok kısa bir sürede anlaşılıyor. Şanssız olanın Sivadhasan olmadığı açık. Aslında bir batı demokrasisinde de, eski bir sömürgede, ufak bir ada ülkesinde de olsanız “savaşın” zaten kaybedenleri, göçmenleri, fakirleri, alt sınıfları vurduğu gerçeğini gösteriyor bize film. Kendi küçük ülkesindeki tüm şanssızların yanından ayrılarak, Fransa’da bir banliyöde kaybedenlerin mahallesine yerleştiriliyor bu aile. Çünkü aslında, onların yeri orası. Aslında dünyada savaştan kaçmak ya da savaşa dahil olmamak sadece belli başlı gruplar için bir ayrıcalık. Dheepan, göçmenlik meselesini gerçekten güzel bir yerden tutarak, aslında evrensel bir mesaj veriyor. Uyuşturucu çetesi lideri ile Yalina’nın ilişkisinden tutun da, Sivadhasan’ın sahte karısı ve sahte çocuğu ile kurduğu ilişkiye kadar, ufak ayrıntılarla insani bir hikaye anlatıyor. Sonlara doğru sanki biraz filmin temeli kaysa, bazı karakterler geri planda kalsa da, hiçbir şekilde trajediye bulaşmadan derdini belli bir mesafeden seyirciye aktarmayı başarıyor. Ta ki filmin sonuna dek. Filmin sonunda, mutlu sonla biten bir “Eşkıya” finaline şahit oluyoruz. Finaldeki Hollywoodvari göz kırpma, filmin üzerine dayandığı temeli ve asıl mesajı sarsıyor. Şahsi…

Yazar Puanı

Puan - 75%

75%

Sonuç olarak önemli bir mesaj iletmeye çalışan, vaat ettiğini çoğunlukla gerçekleştiren ama finalinde çözülerek kolay yola kaçan bir film ile karşı karşıyayız.

Kullanıcı Puanları: 3.25 ( 1 votes)
75
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi