Zeki Müren, muhteşem sesinin yanında bu ülkedeki sanat ve sanatçı kavramının değişmesinde rol oynayan en önemli devrimcilerden biridir. ‘’Sanat Güneşi’’dir. Dertli gönüllere giren işte benim Zeki Müren.

Dertli Gönüllere Giren İşte Benim Zeki Müren

Malum, bu topraklarda farklı olmak, öteki olmak her zaman sorundur. Çoğunluktan olmayana, genele uymayana karşı hiçbir zaman pek de hoşgörülü bir toplum olamadık. Bir de bu topraklarda bundan elli yıl öncesini düşünün. ‘’Marjinalliğin’’ M’sini kaldırabilecek durumda olmayan bir dönemde, toplumda Zeki Müren bana göre dünyanın en marjinal insanı olmuştur. Kusura bakma David Bowie. Ne yazık ki gerçek bu.

Zeki Müren’in seslendirdiği muhteşem şarkıları burda çok da övmemize gerek yok. Bugün en yaşlısından gencine, en şehirlisinden köylüsüne tüm insanları yakalayabilen, bunu yaparken de asla ve asla avamlaşmayan bir müzik. Bir melodisiyle insanı rakıya düşüren, derde düşüren ya da alkışlar, ıslıklar eşliğinde oynatabilen muhteşem melodiler, hepimizin ruhuna bir noktadan tutunabilen sözler, muhteşem şarkılar…

Zeki Müren bu ülkede ‘’popüler’’ olma bakımından en tepeye tırmanmış insandır. O kadar çok hayranlığa ve sevgiye maruz kalmıştır ki, bir insanın bu kadar yoğun bir ilgiyi kaldırabilmesi, kendini koruyabilmesi inanılmaz. Zeki Müren bunu başarabilmiştir, fakat yalnızlık çekmiştir. Çünkü şöhretin getirdiği çevre asla ve asla kestirilemez. Zeki Müren yalnızdı. Bu kadar sevginin yanında gelen mutlak yalnızlık.

Genele Aykırı Fakat Genelin En Sevdiği: Zeki Müren

Zeki Müren bundan elli yıl önce, bugün bile kimsenin cesaret edemeyeceği şekilde sahneye çıkıyordu. İşin ilginci bugün o kıyafetleri giyen bir sürü pop ikonunu eleştiriyoruz ama onda o kıyafetler sakil durmuyordu. Yakışıyordu. Apartman topuklarla ve mini etekle bir erkek sahneye çıkıyordu ve sakil durmuyordu. Çünkü;  Zeki Müren kafamıza kodlayıp kemikleştirdiğimiz cinsiyet kavramlarını yerle bir ediyordu. İşin ironik tarafı bugün bile birçok sanatçı LGBTİ+ bire toplumdan linç yemesine rağmen ya da linç yememek için sanki eşcinsel değilmiş gibi davranırken Zeki Müren dimdik bir şekilde ‘’Ben Buyum’’ diyerek seyircisinin karşısındaydı. Ve normal şartlar altında linç edilmesini beklememiz gerekirken kendisi toplumun inanılmaz bir sevgisini kazanmıştı. Hem toplumun genel ahlak kalıplarına karşı çıkıp hem de aynı toplumun çok büyük hayranlığını kazanmak gerçekten çok ilginç ve pek de eşi benzeri olmayan bir durum. Gerçi bu topraklar her gün şiddet gören, ölen Trans bireyleri zerre umursamayıp, Türkiye’nin en büyük ses sanatçılarından olan bir Transı davetlere onur konuğu olarak çağıran iki yüzlü bir yönetim anlayışına, LGBTİ+ hareketinin sorunlarını zerre umursamayıp, sosyal medyadaki ‘’sevimli’’, ‘’çılgın’’ eşcinselleri ‘’komik’’ oldukları için takip eden milyonlarca insanın algısına sahip.

İşte bu Zeki Müren birçok bireyin özgürleşebilme savaşına ön ayak olmuştur. İki yıl önce gzone dergisi için uzun yıllar Zeki Müren’le arkadaşlık eden, onun sohbetlerine katılan, 70’li 80’li yıllardaki LGBTİ+ camiasında yer alan isimlerden Tunç Kökkaya bazı açıklamalarda bulunmuştu:

‘’Zeki Müren, birçok şeyin yasaklı olduğu dönemlerde bizlere çok büyük imkânlar sağlamıştır. Gittiğimiz gey kulüpleri, eğlendiğimiz yerler polis tarafından basıldığı dönemlerde, “tü-kaka” ilan edildiğimiz zamanlarda Zeki Müren’in kurduğu kulübe de polisler baskın yapardı. Fakat Zeki Müren’i gördükten sonra “Özür dileriz paşam, rahatsız ettik” diyerek dışarı çıkarlardı. Ve bence onun bize sağladığı en büyük lükslerden biriydi polis baskılarından korunmak. Bu şekilde, kendimizi ifade ettiğimiz, sosyalleşebildiğimiz alanlar yarattı bizlere.

Bunları yaparken de gençlere çok büyük bir saygısı vardı (O zamanlar ben de gençtim). Kendi yaşıtlarını da severdi ama gençlere daha fazla bir sevgisi ve saygısı vardı. Gençlerin yaş hiyerarşisiyle ezilmelerine asla müsaade etmezdi. Yeniliklere açık olduğu için hep gençleri dinler, onlardan da bir şeyler öğrenmeye çalışırdı. Karşılıklı olarak gençlere de bir şeyler öğretirdi illa ki. O zamanın kulüp ortamı da sadece “laylaylom” amaçlı kullanılan yerler değildi. Zeki Müren, belli saatlerde içkisini içerdi, sarhoş olurdu, müziği kapattırırdı ve derin konulu sohbetlere dalardı. Zaman zaman tam da bu şekilde gittiğimiz kulübün (14-fourteen) lokal haline dönüştüğü olurdu.’’

Tüm bunların yanı sıra Türkçe’yi muhteşem kullanışıyla hepimizin hafızasında yer edinmiştir. Temel cinsiyetçi kalıbın dışındaki kıyafetleriyle, yaşamıyla, duruşuyla, cesaretiyle, sesiyle, şarkılarıyla, hazırcevaplığıyla, ülke müziğinde kalıpları kırmasıyla kendisi bir ikondur, sanat ve sanatçı kavramının değişmesinde rol oynayan en önemli devrimcilerden biridir. Ölüm yıldönümünde kendisini saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. Işıklar içinde olsun.

”Ne dünyada ne de ayda
Benim yerim çok uzakta, dualarla yaşıyorum
Şarkılara duygu seren, çilelere göğüs geren
Dertli gönüllere giren, işte benim Zeki Müren”

Görsel kaynağı: https://paratic.com/zeki-muren-kimdir/

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi