Sinema eğitimi alan ve farklı sanat dallarında eserler veren Akiz’in ilk uzun metraj yönetmenlik deneyimi olan Der Nachtmahr, Locarno Film Festivali’nde prömiyerini yaptıktan sonra pek çok önemli festivalde gösterildi. Ülkemizdeki prömiyerini 15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında yapan film, karakteristik ses ve ışık kullanımı, spesifik bir janra oturtulamayan hikâyesi ve Akiz’in gerçeklik algısını bozan oyunbaz anlatısı ile festivalin en ilgi çekici yapımlarından biri olmayı başarıyor.

Der Nachtmahr’ın açılışında izleyici iki uyarıyla birden karşılaşıyor. Keskin iniş çıkışlar içeren ses seviyesi ve uyuşturucu etkisinin görsel temsili olabilecek yoğun ışık ve renk kullanımı ile ilgili bu uyarıların hiç de yabana atılmayacak cinsten olduğunu hemen filmin başında görüyoruz. Elektronikten tekno metale, gümbür gümbür müziğin, neon ışıkların ve uyuşturucunun eksik olmadığı bir havuz partisine doğru yola koyulmuş olan Tina ve arkadaşları ile açılan film, ana karakteri Tina’nın aslında yakın arkadaşları arasında bir “öteki” olduğunun altını çizer. Derste kendilerine gösterilen ölü fetüs ve Tina’ya arkadaşları tarafından izletilen bir genç kızın araba tarafından ezildiği video, Tina’nın korkularının iyice su yüzüne çıkmasında adeta bir katalizör olur. Tina’nın zihin akışından şahit olduğumuz hikâyede bu bölümden sonra bildiğimiz gerçeklik algısından eser kalmaz ve sadece Tina’nın gördüğü, fiziksel olarak E.T., Dobby ve Gollum’un karışımına benzeyen kör bir yaratıkla tanışırız.

Geleneksel Olmayan Bir Büyüme Hikâyesi: Der Nachtmahr

Spring Breakers’ı akıllara getiren açılış bölümünden sonra Der Nachtmahr, Tina’nın stigmatik bir ilişki içerisinde olduğu yaratık ile türler arası dolaşan bir yapıya bürünüyor. Tina’nın yaratıkla olan ilişkisi body horror izleklerine uyum sağlarken film asla bir korku filmine dönüşmüyor. Saydam, genelgeçer bir realiteden söz edemediğimiz noktalarda Donnie Darko tarzı anlatıma bürünen Der Nachtmahr, hiçbir türe tam olarak bir aitlik göstermiyor. Fakat muğlakta bırakılan pek çok detayın olduğu filmde bir gerçek var ki, o da Der Nachtmahr’ın geleneksel olmayan bir büyüme hikâyesini odağına alması.

“Eğer bir kurşun kalemi yeterince hızlı sallarsan kalemin esnediğini gördüğünü zannedersin. Kurşun kaleme ancak dokunduğunda onun belli bir sertliğe sahip tahtadan yapıldığını anlarsın.”

Kendisine musallat olduğunu düşündüğü yaratığa dokunduğu an onunla yüzleşen Tina, böylelikle kendi korkularının ve endişelerinin metaforu olan yaratığı kabulleniyor. Fakat yönetmen Akiz, Tina’nın ailesinin, arkadaşlarının ve çevresindeki insanların olaya yaklaşımları ile neyin gerçekten yaşandığını, Tina’nın perspektifinden gördüklerimizin gerçek olup olmadığını bilinçli bir şekilde cevaplamayarak sallanan kaleme dokunmamıza bir türlü izin vermiyor. Zira yönetmen, izleyicisinin kendisini kalemin sallanırken yaptığı esneme illüzyonuna kaptırmasını amaçlıyor.

Der Nachtmahr: Doğum mu, Ölüm mü?

Bu noktada Akiz, Tina’nın kendi iblisiyle yüzleşmesine referans vermekten de kendini alamıyor. Alternatif müziğin önemli isimlerinden Kim Gordon’ı İngilizce öğretmeni olarak izlediğimiz sahnede öğretmen öğrencilere William Blake’in bir şiirini okutur ve okunan dizelerin ne anlama gelebileceğini sınıfa sorar. Kimi, dizelerin doğum üzerine olduğunu söyler, kimi ise ölüm üzerine. Tina’nın cevabı ise “adı konmamış yoğun bir duygu” olur. Tina’nın bu yorumundan sonra, bir sanatçı olarak William Blake’e ilham kaynağı olmuş ressam Johann Heinrich Füssli’nin, uzanmış bir kadının karnının üstünde yer alan küçük bir iblisin resmedildiği en ünlü eseri Nachtmahr (The Nightmare)’ın akıllara gelmesi iyice kaçınılmaz olur.

Y kuşağının genç bir temsilcisi olan Tina’nın korkularıyla, “öteki” olmakla yüzleşmesini anlatan Der Nachtmahr, Akiz’in tercihleriyle tek bir cevabı olmayan bir film. Türler arası kullandığı ögeler ve sinema dili yönünden zaman zaman David Lynch ve David Cronenberg’ten esintiler taşısa da yönetmen Akiz, karnına oturmuş olan kendi iblisini kucağına alan genç bir kızı odağına alarak ilerleyen yıllarda kült kategorisine yükselecek bir filme imza atıyor.

Sinema eğitimi alan ve farklı sanat dallarında eserler veren Akiz'in ilk uzun metraj yönetmenlik deneyimi olan Der Nachtmahr, Locarno Film Festivali'nde prömiyerini yaptıktan sonra pek çok önemli festivalde gösterildi. Ülkemizdeki prömiyerini 15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında yapan film, karakteristik ses ve ışık kullanımı, spesifik bir janra oturtulamayan hikâyesi ve Akiz'in gerçeklik algısını bozan oyunbaz anlatısı ile festivalin en ilgi çekici yapımlarından biri olmayı başarıyor. Der Nachtmahr'ın açılışında izleyici iki uyarıyla birden karşılaşıyor. Keskin iniş çıkışlar içeren ses seviyesi ve uyuşturucu etkisinin görsel temsili olabilecek yoğun ışık ve renk kullanımı ile ilgili bu uyarıların hiç de yabana atılmayacak cinsten olduğunu hemen filmin başında görüyoruz. Elektronikten tekno metale, gümbür gümbür müziğin, neon ışıkların ve uyuşturucunun eksik olmadığı bir havuz partisine doğru yola koyulmuş olan Tina ve arkadaşları ile açılan film, ana karakteri Tina'nın aslında yakın arkadaşları arasında bir "öteki" olduğunun altını çizer. Derste kendilerine gösterilen ölü fetüs ve Tina'ya arkadaşları tarafından izletilen bir genç kızın araba tarafından ezildiği video, Tina'nın korkularının iyice su yüzüne çıkmasında adeta bir katalizör olur. Tina'nın zihin akışından şahit olduğumuz hikâyede bu bölümden sonra bildiğimiz gerçeklik algısından eser kalmaz ve sadece Tina'nın gördüğü, fiziksel olarak E.T., Dobby ve Gollum'un karışımına benzeyen kör bir yaratıkla tanışırız. Geleneksel Olmayan Bir Büyüme Hikâyesi: Der Nachtmahr Spring Breakers'ı akıllara getiren açılış bölümünden sonra Der Nachtmahr, Tina'nın stigmatik bir ilişki içerisinde olduğu yaratık ile türler arası dolaşan bir yapıya bürünüyor. Tina'nın yaratıkla olan ilişkisi body horror izleklerine uyum sağlarken film asla bir korku filmine dönüşmüyor. Saydam, genelgeçer bir realiteden söz edemediğimiz noktalarda Donnie Darko tarzı anlatıma bürünen Der Nachtmahr, hiçbir türe tam olarak bir aitlik göstermiyor. Fakat muğlakta bırakılan pek çok detayın olduğu filmde bir gerçek var ki, o da Der Nachtmahr'ın geleneksel olmayan bir büyüme hikâyesini odağına alması. "Eğer bir kurşun kalemi yeterince hızlı sallarsan kalemin esnediğini gördüğünü zannedersin. Kurşun kaleme ancak dokunduğunda onun belli bir sertliğe sahip tahtadan yapıldığını anlarsın." Kendisine musallat olduğunu düşündüğü yaratığa dokunduğu an onunla yüzleşen Tina, böylelikle kendi korkularının ve endişelerinin metaforu olan yaratığı kabulleniyor. Fakat yönetmen Akiz, Tina'nın ailesinin, arkadaşlarının ve çevresindeki insanların olaya yaklaşımları ile neyin gerçekten yaşandığını, Tina'nın perspektifinden gördüklerimizin gerçek olup olmadığını bilinçli bir şekilde cevaplamayarak sallanan kaleme dokunmamıza bir türlü izin vermiyor. Zira yönetmen, izleyicisinin kendisini kalemin sallanırken yaptığı esneme illüzyonuna kaptırmasını amaçlıyor. Der Nachtmahr: Doğum mu, Ölüm mü? Bu noktada Akiz, Tina'nın kendi iblisiyle yüzleşmesine referans vermekten de kendini alamıyor. Alternatif müziğin önemli isimlerinden Kim Gordon'ı İngilizce öğretmeni olarak izlediğimiz sahnede öğretmen öğrencilere William Blake'in bir şiirini okutur ve okunan dizelerin ne anlama gelebileceğini sınıfa sorar. Kimi, dizelerin doğum üzerine olduğunu söyler, kimi ise ölüm üzerine. Tina'nın cevabı ise "adı konmamış yoğun bir duygu" olur. Tina'nın bu yorumundan sonra, bir sanatçı olarak William Blake'e ilham kaynağı olmuş ressam Johann Heinrich Füssli'nin, uzanmış bir kadının karnının üstünde yer alan küçük bir iblisin resmedildiği en ünlü eseri Nachtmahr (The Nightmare)'ın akıllara gelmesi iyice kaçınılmaz olur. Y kuşağının genç bir temsilcisi olan Tina'nın korkularıyla, "öteki" olmakla yüzleşmesini anlatan Der Nachtmahr, Akiz'in tercihleriyle tek bir cevabı olmayan bir film. Türler arası kullandığı ögeler ve sinema dili…

Yazar Puanı

Puan - 75%

75%

Farklı sanat dallarında eserler veren Akiz'in ilk uzun metraj yönetmenlik deneyimi olan Der Nachtmahr, karakteristik ses ve ışık kullanımı, Akiz'in türler arası dolaşan ve gerçeklik algısını bozan oyunbaz anlatısı ile izleyicisini geleneksel olmayan bir büyüme hikâyesine davet ediyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
75
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi