Lars Von Trier’in 2011 yılında çektiği ve sanatsal açından birçok ögeyi içinde bulunduran Melancholia filmi bize depresyonun sanat ile ne kadar güzel anlatılabileceğini ispatlar gibi bir nitelikte olan sanatsal bir yapıt. Melancholia’da ışığın hatta ışıkların, seslerin ve bakışların bir melankoli nehri üzerinden akması gibi filmden izleyiciye geçişi, sinema sanatının büyüsüyle yapılmış unutulmaz bir depresyon kurgusudur!

Bazen içinde bulunduğunuz sorunların bir çözümü yokmuş gibi hisseder ve bu durumun hayatınızı etkilemesine izin verirsiniz, o zaman çevrenizdekiler veya doktorlar size kolaylıkla etiket koyarlar, sen ‘depresyondasın’. Fakat ünlü yönetmen Lars Von Trier bu açıklamayı eşsiz bir biçimde seyircilerine sanatı da işin içine katarak anlatıyor. Melancholia filminde depresyonu daha önce görmediğimiz bir hale getiriyor. Bugün ki video essay ile sizler için, filmin içinde kullanılan sanatsal ögeleri ve filmi yorumladık. Videoya geçmeden önce hatırlamayanlar ya da daha önce izlememiş olanlar için kısaca filmden bahsedelim. Melancholia 2011 yılında ünlü yönetmen Lars Von Trier tarafından çekilmiş bir film. Oyuncu kadrosundan ise birbirinden ünlü isimleri bulunduran filmin analizi o zamanlar epey bir tartışma konusu olmuştu. Filmin konusu ise yönetmeni tanıyanların da tahmin edebileceği gibi son derece ilginç. Mutlu bir evliliğe adım atmak için kız kardeşinin malikânesinde düzenlenen düğününe giden Justine, kız kardeşiyle tamamen bağımsız bir karaktere sahip olan Clair ve dünyaya yaklaşmakta olan bir gezegen Melancholia. Film tam anlamıyla psikolojik bir hastalık sayılan depresif bozukluktan ilham alan ve onun evrelerini ustalıkla işleyen bir film.

Bu Bir Düğün, Melankoli ve Felaket Filmi!

melancholia - filmloverss

Ünlü yönetmenin bu filmi çekerken kendinden esinlendiğini söylemek yanlış olmaz herhalde. Yönetmenin kendisinin de içinde olduğu depresif bozukluk hastalığını yaşayan kişiler akıl almaz olaylar yaşandığında sakinliklerini, barışçıl ve huzurlu tavırlarını koruyabilmektedirler. Filmde de Melancholia gezegeninin dünyaya çarpacak olması gerçeğini huzurlu bir şekilde karşılayan Justine’i görmek mümkün. Filmi iki bölüme ayıracak olursak, filmin ilk bölümünde Justine karakterini ve onun dengesiz ruh hallerini görüyoruz. Her şey mükemmel giderken birden ruhsal açıdan değişim yaşayan karakterin ruh halini anlamamız için Trier, yavaş çekim tekniğini seçmiş. Bu sayede karakter için yaşanılamaz ve katlanılamaz olanları daha rahat görmemizi sağlamış. Filmin afişinde de gördüğümüz Justine karakterinin elinde düğün çiçeğiyle suda yattığı sahneyi çekerken ünlü yönetmen aslında John Everett Millais’in tablosu Ophelia’dan ilham almıştır. Bilindiği üzere Ophelia bilinen en depresif kadın karakterlerden biridir. Bununla beraber filmin ilk bölümünde yaşanan olayları anlatırken yönetmen müziğin kattığı büyük etkiyi unutmamış ve filmde Richard Wagner’in Tristan and Isole operasından prelüd kısmını kullanmıştır. Seçtiği bu eseri depresyonun etkilerini azaltmak için bir meditasyon niteliğinde kullanan Trier’in bu etkili bir müziği seçmesinin nedeni ise esinlendiği bir diğer kişi Tarkovsky’nin Solaris eseridir.

Filmin ikinci kısmında kız kardeşlerden Claire’i inceleyen yönetmen, bize çok yalın bir anlatımla karakterin portresini resmetmiştir. Zorluklarla başa çıkabilen, kardeşinin aksine hayatını ‘başarıyla devam ettirmiş’ Clair’in yaklaşan gezegen Melancholia ile birlikte, duygusal durumunun nasıl çığırından çıktığını, panikle gelen çocuğunu kurtarma içgüdüsünü bizlere ustalıkla aktarmıştır ünlü yönetmen. Justine gezegenin dünyaya çarpmasını sakinlikle beklerken kardeşi Clair kurtulmanın bir yolunu aramaktadır. Beklenmedik durumlarda verilen tepkilere mükemmel bir örnek sayılacak filmin ikinci yarısı, psikolojik bir rahatsızlık geçiren Justine’in mi yoksa filmin başından beri bizleri psikolojik yönden ‘sağlıklı’ olduğuna inandıran Clair’in verdiği tepkiler mi daha ‘normal’ sorularını aklımıza getiriyor. Filmin sonunda ise beklendiği gibi gezegen dünyaya çarpıyor ve biz iki karakterin de duygusal yönden çöküşlerine ve aynı zamanda kurtuluşlarına tanık oluyoruz.

Melancholia Filmi Üzerinden Bir Depresyon Okuma Videosu

Melancholia, Lars Von Trier’in resmi olmasa da ‘Depresyon Üçlemesi’nin ikinci filmi. Üçlemenin birinci filmi hepimizin içine işleyen Antichrist, ve son filmi de ülkemizde vizyona girmesi yasaklanan ve büyük tartışmalara yol açan filmi Nymphomaniac. Hayatı anlatışı ve filmlerinde kullandığı tekniklerle tartışmaları, beğenileri ve aynı zamanda bütün eleştiri oklarını üstüne çeken yönetmen Lars Von Trier’in Melancholia filmi mutlaka izlenmesi gereken, sanatsal açıdan her bir karesinde farklı anlamlar barından bir film.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi