Demir Yumruk, ünlü boksör Roberto Duran’in kariyerine başladığı dönemi, efsane antrenörü Ray Arcel ile tanışmasını, elde ettiği büyük başarılardan sonra girdiği çöküş dönemini ve bu dönemi nasıl atlattığını flashbacklerle Duran’in çocukluğuna inmeyi de ihmal etmeden, dönemin sosyo-politik backgroundını ince ince işleyerek izleyicisine sunan bir film olarak tanımlanabilir.

Roberto Duran’i Edgar Ramirez canlandırırken, 20 Dünya Şampiyonu yetiştiren, 2014 yılında hayata gözlerini yuman Ray Arcel rolünde ise Robert de Niro yer alıyor. Demir Yumruk projesine başlanırken karar kılınan ilk isimler Gael Garcia Bernal ve Al Pacino iken zaman içerisinde Edgar Ramirez ve Robert de Niro rollerin gerçek sahipleri olmuştu. Filmin senaryosunu ve yönetmenliğini üstlenen Jonathan Jakubowicz güzel bir iş çıkarmışa benziyor.

Dünyaca ünlü bir boksörün, herkesi kendisine hayran bırakan başarıları işlenirken elbette Roberto Duran ismini Roberto Duran yapan dönemin koşullarını yüzeysel geçmek bir biyografi için yeterli olmayacaktır. Tam da bu sebeple Panama Kanalı neredeyse boks kadar filmin merkezinde yer alıyor. Filmin konusuna göz atmak, ünlü boksörün içinde bulunduğu koşulları tanımlamak gerekirse, Amerikan askerlerine duyduğu derin nefretle büyüyen Roberto Duran, Ray Arcel’e de Amerikalı olması sebebiyle kolay güvenemiyor. Çocukluğunda yaşadığı sefalete tanıklık ettiğimiz Roberto Duran, hayatını kazanmanın hırsıyla ilk hocasından kendisini yetiştirmesini istiyor. Zaman içerisinde boks camiasının önemli isimlerinin dikkatini çeken Duran, kısa zamanda katıldığı müsabakalarda “demir yumruk” lakabını alıyor. Başarıdan başarıya koşan Roberto Duran, kariyerinin sonlarına doğru Sugar Ray Leonard ile yaptığı maçın rövanşında birden bire boksu bıraktığını ilan ediyor.

Panama halkı tarafından bir kahraman olarak görülen Roberto Duran bu kez çok sevdiği halkı tarafından aşağılanıyor. Bir dönem varını yoğunu kötü durumda olan insanlara harcayan ünlü boksör, zaman içerisinde kendisini eğlenceye bırakan ve etrafındaki insanlara farklı davranan birine dönüşmeye başlıyor. Bu dönüşüm elbette Panama’da bir karşılık buluyor ve Roberto Duran saygınlığını yitiriyor. Tüm bu olayların sonucunda ihtiyacı olan mücadele gücüne tekrar kavuşan Roberto Duran Demir Yumruk olarak anılmaya devam ediyor.

Demir Yumruk : Panama Kanalı

Hikayenin boks kısmı bu şekilde ilerlerken, Panama – Amerika arasındaki siyasi ilişkileri ve kanalın durumunu bir kenara atmayan film, izleyicisini dönemin koşulları hakkında bilgilendiriyor. Güney Amerika ve Kuzey Amerika’yı birbirinden ayıran ve bir mühendislik harikası olarak tanımlanan kanal, başlangıçta Fransız şirketlerin güdümünde ilerliyor ancak başta sıtma olmak üzere çeşitli bulaşıcı hastalıklar sebebiyle 30 bine yakın işçinin ölmesi sonucu inşaatı Amerika devralıyor. Bu dönemde Amerika’nın kanal planları sebebiyle desteğini alarak Kolombiya’dan bağımsızlığını kazanan Panama, kanalın birçok siyasi hakkını Amerika’ya bırakıyor. 1989 yılında ise yapılan anlaşmayla kanal Panama’ya veriliyor. Panama Kanalı’na sahip olmak Roberto Duran için de özgürlüğün sembolü haline geliyor.

Tüm bunların yanı sıra, filmin eleştirilmesi gereken bir dilinin olduğunu da söylemek mümkün. Ray Arcel’in antrenörlükteki başarısı elbette ki inkar edilemeyecek olsa da filmin yer yer adeta “beyaz Amerikan kurtarıcı” bakış açısıyla Ray Arcel’i izleyiciye sunduğu, bu noktada Roberto Duran’in ise tek başına kaybolup gidebilecek bir boksör olduğu vurgusunun, filmde farklı bir amaca hizmet edebileceği söylenebilir. Fragmanlarına eklenen erotik ögeler göz önüne alındığında gişesinden şüphe edildiği kolaylıkla anlaşılabilen Demir Yumruk filminin, sırtını Panamalı şampiyon boksör Roberto Duran’in aksine “gizli” Amerikan kahramanı Ray Arcel’e dayamış olması çok da şaşırtıcı bir durum değil. Sugar Ray ile Roberto Duran’i gerçekleştirdikleri müsabakanın aksine cinsellik üzerinden yarıştırıyor gibi görünen fragman, bu bakış açısıyla boksu bir spordan ziyade erkekliğin yarıştırıldığı bir alana çekerek ve erkekliğin kanıtını da sahip olunan kadın üzerinden tanımlama gafletine düşerek anlatılan hikayeyi ucuzlaştırıyor. Ancak bu vurgu neyse ki filmin içerisinde değil fragman için seçilen sahnelerin yoğunluğu ve sırası sebebiyle göze çarpıyor.

Tüm bunlar göz önüne alındığında Demir Yumruk, ringde çekilen sahneleri, müsabakaların kareografileri ve oyuncuların başarılı performanslarıyla 1 saat 45 dakika içerisinde izleyicisine keyifli vakit geçirmeyi vadedebilen bir film ancak filmden bundan fazlasını beklemek de doğru olmayacaktır.

Demir Yumruk, ünlü boksör Roberto Duran’in kariyerine başladığı dönemi, efsane antrenörü Ray Arcel ile tanışmasını, elde ettiği büyük başarılardan sonra girdiği çöküş dönemini ve bu dönemi nasıl atlattığını flashbacklerle Duran’in çocukluğuna inmeyi de ihmal etmeden, dönemin sosyo-politik backgroundını ince ince işleyerek izleyicisine sunan bir film olarak tanımlanabilir. Roberto Duran’i Edgar Ramirez canlandırırken, 20 Dünya Şampiyonu yetiştiren, 2014 yılında hayata gözlerini yuman Ray Arcel rolünde ise Robert de Niro yer alıyor. Demir Yumruk projesine başlanırken karar kılınan ilk isimler Gael Garcia Bernal ve Al Pacino iken zaman içerisinde Edgar Ramirez ve Robert de Niro rollerin gerçek sahipleri olmuştu. Filmin senaryosunu ve yönetmenliğini üstlenen Jonathan Jakubowicz güzel bir iş çıkarmışa benziyor. Dünyaca ünlü bir boksörün, herkesi kendisine hayran bırakan başarıları işlenirken elbette Roberto Duran ismini Roberto Duran yapan dönemin koşullarını yüzeysel geçmek bir biyografi için yeterli olmayacaktır. Tam da bu sebeple Panama Kanalı neredeyse boks kadar filmin merkezinde yer alıyor. Filmin konusuna göz atmak, ünlü boksörün içinde bulunduğu koşulları tanımlamak gerekirse, Amerikan askerlerine duyduğu derin nefretle büyüyen Roberto Duran, Ray Arcel’e de Amerikalı olması sebebiyle kolay güvenemiyor. Çocukluğunda yaşadığı sefalete tanıklık ettiğimiz Roberto Duran, hayatını kazanmanın hırsıyla ilk hocasından kendisini yetiştirmesini istiyor. Zaman içerisinde boks camiasının önemli isimlerinin dikkatini çeken Duran, kısa zamanda katıldığı müsabakalarda “demir yumruk” lakabını alıyor. Başarıdan başarıya koşan Roberto Duran, kariyerinin sonlarına doğru Sugar Ray Leonard ile yaptığı maçın rövanşında birden bire boksu bıraktığını ilan ediyor. Panama halkı tarafından bir kahraman olarak görülen Roberto Duran bu kez çok sevdiği halkı tarafından aşağılanıyor. Bir dönem varını yoğunu kötü durumda olan insanlara harcayan ünlü boksör, zaman içerisinde kendisini eğlenceye bırakan ve etrafındaki insanlara farklı davranan birine dönüşmeye başlıyor. Bu dönüşüm elbette Panama’da bir karşılık buluyor ve Roberto Duran saygınlığını yitiriyor. Tüm bu olayların sonucunda ihtiyacı olan mücadele gücüne tekrar kavuşan Roberto Duran Demir Yumruk olarak anılmaya devam ediyor. Demir Yumruk : Panama Kanalı Hikayenin boks kısmı bu şekilde ilerlerken, Panama - Amerika arasındaki siyasi ilişkileri ve kanalın durumunu bir kenara atmayan film, izleyicisini dönemin koşulları hakkında bilgilendiriyor. Güney Amerika ve Kuzey Amerika’yı birbirinden ayıran ve bir mühendislik harikası olarak tanımlanan kanal, başlangıçta Fransız şirketlerin güdümünde ilerliyor ancak başta sıtma olmak üzere çeşitli bulaşıcı hastalıklar sebebiyle 30 bine yakın işçinin ölmesi sonucu inşaatı Amerika devralıyor. Bu dönemde Amerika'nın kanal planları sebebiyle desteğini alarak Kolombiya’dan bağımsızlığını kazanan Panama, kanalın birçok siyasi hakkını Amerika’ya bırakıyor. 1989 yılında ise yapılan anlaşmayla kanal Panama’ya veriliyor. Panama Kanalı’na sahip olmak Roberto Duran için de özgürlüğün sembolü haline geliyor. Tüm bunların yanı sıra, filmin eleştirilmesi gereken bir dilinin olduğunu da söylemek mümkün. Ray Arcel’in antrenörlükteki başarısı elbette ki inkar edilemeyecek olsa da filmin yer yer adeta “beyaz Amerikan kurtarıcı” bakış açısıyla Ray Arcel’i izleyiciye sunduğu, bu noktada Roberto Duran’in ise tek başına kaybolup gidebilecek bir boksör olduğu vurgusunun, filmde farklı bir amaca hizmet edebileceği söylenebilir. Fragmanlarına eklenen erotik ögeler göz önüne alındığında gişesinden şüphe edildiği kolaylıkla anlaşılabilen Demir Yumruk filminin, sırtını Panamalı şampiyon boksör Roberto Duran’in aksine “gizli” Amerikan kahramanı Ray Arcel’e dayamış olması çok da şaşırtıcı bir durum değil. Sugar Ray ile Roberto Duran’i gerçekleştirdikleri müsabakanın aksine…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

65

Demir Yumruk, ringde çekilen sahneleri, müsabakaların kareografileri ve oyuncuların başarılı performanslarıyla 1 saat 45 dakika içerisinde izleyicisine keyifli vakit geçirmeyi vadedebilen bir film ancak filmden bundan fazlasını beklemek de doğru olmayacaktır.

Kullanıcı Puanları: 4.35 ( 1 votes)
65
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi