Demir parmaklıkların arkasına hapsedildi Emek. Suçu Türkiye topraklarında olmak. Geçmişinde sanata ve sanatçıya yaptıkları çok çabuk unutulan canım ülkemde bu kez mahkum Emek Sineması. Yıkımına başlamak için kurulan iskelelerin arkasında, idamını bekler gibi bekliyor. Onun yıkımını engellemek için ne kadar bağırsak da hep kısık kalıyor sesimiz. Daha doğrusu kısılıyor. Öyle ya, İstiklal Caddesi’nin orta yerine bölgenin mimarisine, yapısına aykırı bir bina yapıldığında da itiraz ettik ama o binanın sahipleri hemen yanı başlarındaki camiyi restore etme iyiliğinde bulunarak, caddeye taşan yapılarını meşru hale getirdiler. Sadece bu da değil tabi, vatandaşın hakkını korumaya mecali kalmamış bir yayın organını yarı pornografik bir hale getirerek tamamen susturup görevlerini layıkıyla yerine getirdiler. Zaten ne bekliyorduk ki, AKM’nin kapanmasına da engel olamamıştık, ucube denilerek yok edilen heykelin yıkımına da. Gerçi biz de çok anlayışsızız canım. Emek yok olmayacak ki, aynı şekliyle kat değiştirecek, üstelik daha “modern” bir binada olacak artık. Üstelik nasıl olur da mimar bir belediye başkanına sahipken, onun onayından geçmiş mimari yapılara itiraz edebiliriz. Son zamanlarda yapılanları ve yapılacakları neden göz ardı ediyoruz. Ataşehir’e yapılan Mimar Sinan Cami, Çamlıca’ya yapılacak ve her yerden görülecek cami, Taksim Meydanı’na yapılacak cami. Bunları hiç konuşmuyoruz, konuşuyorsak da hep eleştiriyoruz. Yanlış yapıyoruz. Evet duymayı istediklerini söylemeyerek yanlış yapıyoruz. Eleştirerek yanlış yapıyoruz. Oysa asıl yanlışın farkında değiller. Mimar Sinan’ın eserlerini kopyalayarak sanatçı olunmayacağını, açlık ve yoksullukla boğuşan milyonlarca vatandaş varken adım başı cami yaptırmanın dindarlık olmayacağını anlamayarak en büyük yanlışı yapıyorlar.

Şimdi neler yapmalı? Ben umutsuzum ne yazık ki. Ne yaparsak yapalım değişen bir şey olmayacak. George Orwell’ın 1949 yılında yazdığı ve hiçbir zaman eskimeyecek yapıtı 1984 romanında olanların bir bir yaşandığı bir dünyadayız. Değiştirilen tarih, başkaldıranın yok edildiği bir diktatörlük sistemi günümüzden ne kadar farklı.

Emek Sineması artık yıkılıyor. Yeni yapılan binada Emek’in itibarını iade etme çabasıyla sinema salonuna Emek ismi verilmesi ve açılış töreninde alkışlarla kırmızı kurdele kesilmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Yeni salonda üç boyutlu filmler gösterilmesi, dev ekran perdeler konulması da hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Tarih bu yıkımı yapanlar tarafından değiştirilene kadar onları bu ülkenin en önemli kültür yapıtını yok edenler olarak anacak.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi