Önceki Sayfa1 / 6Sonraki Sayfa

Sinema ve delilik dendiğinde çok değil birazcık düşünürsek aklımıza Werner Herzog, dolayısıyla Klaus Kinski ve dolayısıyla filmlerinin dışında, ilişkilerinin çılgınlığının gelir. Bu anlaşması, anlaması ve geçinilmesi zor iki adamın nasıl olup da bir araya geldiğini ve bir “dostluğu” sürdürdükleri de en az bu adamlar kadar anlaşılmazdır. Ancak bunu da yine en iyi Herzog’un aralarındaki ilişkiyi anlattığı “My Best Fiend (En İyi Düşmanım)” isimli belgesel ile bir nebze hissetmek mümkün sanıyorum ki.

60’lar ile sinemada genel olarak başlayan dalgalanma, John Cassavetes’in stüdyodan çıkıp sokağa kamerayı indirmesi, 68 ile başlayan protest sinema ve Amerikan bağımsız sinemasının yükselişi Almanya’da da karşılığını bulmuş ve bugün sevgi ve saygı ile andığımız bir grup Alman sinemacıyı sanata kazandıran Yeni Alman Sineması ortaya çıkmıştı. Rainer Werner Fassbinder, Wim Wenders, Volker Schlöndorff, Margarethe von Trotha gibi yönetmenlerin dahil olduğu bu ekolün bir üyesi de şüphesiz Werner Herzog idi.

1942 doğumlu yönetmenin sineması, zor kişiliğinin ve Kinski ile inanılmaz birlikteliğinin dışında, büyük hayalleri olan, olağandışı durumlarda kendini bulan, zor koşulların üstesinden gelmeye çalışan karakterler ile dolu, minör birer tarih çalışması gibi karşımızda duruyor. Herzog’un yaşamı da olağandışı durumlara olağandışı tepkiler ile, uçlarda yaşanmış bir hayat. Geçtiğimiz günlerde Türkçe’de de çıkan Buzda Yürüyüş kitabında anlattığı hikaye bunlardan sadece biri. Ünlü eleştirmen Alman sinemasının Gertrude Stein’ı Lotte Eisner’in öleceği haberini alan Herzog, bu gerçeği kaldıramaz ve bunun gerçek olmamasını ümit ederek sırt çantasını alıp Münih’ten yola koyulur. Paris’e kadar yürüyerek gidecek ve Eisner ölmeden ona yetişecektir; bir şekilde Eisner’in ölümünü erteleme çabasına girişmiştir. Herzog, deliliğinin yanı sıra, herkesi şaşırtacak hamleler de yapan, açık görüşlü bir yönetmen. Tom Cruise’un başrolünde oynadığı vasat aksiyon Jack Reacher’da karşımıza çıktığı gibi, son iki yılda dünyayı kasıp kavuran çizgi film Rick and Morty’nin ikinci sezonunda bir bölümdeki karakterlerden birine sesini de vermişti.

Karakter odaklı, mücadeleci hatta kavgacı bir sinema deneyimi sunan Werner Herzog’un deliliğin sınırlarında dolaşan sinemasını da 5 film ile özetlemeye çalışalım.

Önceki Sayfa1 / 6Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi