Şapşal, komik, bir o kadar da aşık… Adlarından son zamanlarda sıkça bahsettiren Emrah ve Murat Kaman kardeşler, Deli Aşk (2017) filmi ile güçlerini birleştirip arkalarına kendi filmleri haricinde ilk kez yapımcı koltuğuna oturan Cem Yılmaz’ı alarak karikatürize edilmiş bir Maraş dondurmacısının aşkının peşinde düşe kalka koşuşunu anlatıyor. Filmin yönetmenliğini Kaçma Birader (2016) filmi ile tanıdığımız Murat Kaman ve Murat Dündar, başrolünü ise Kardeş Payı’ndan tanıdığımız Emrah Kaman üstlenmiş.

Başrolümüz Maraş dondurmacısı Ekrem (Emrah Kaman) ile filmin ilk sahnesinde elinde bir serum ve gaz lambası ile film setini andıran bir odada bir sağa bir sola koştururken tanışıyoruz. İlk sahnede tanıştırıldığımız hafif şapşal bir o kadar da sempatik başrolümüz, bizlere hareketleri ve tarzı ile Buz Devri filmlerinin başlangıç sahnelerinde meşe palamudunun peşinde koşarken sergilediği şapşal tavırlarıyla mutlaka yer verilen Sid karakterini anımsatıyor. İzleyenler bilir, Sid meşe palamudunu çok seviyor, ancak peşinden koştukça kendisinden daha da uzaklaşmasına sebep oluyor. Ekrem ile Neşe (Pelin Akil Altan)’nin aşkı da Sid ve meşe palamudu arasındaki ilişkiyi andırıyor. Ekrem Neşe’nin peşinde koştukça Neşe uzaklaşıyor, Ekrem çok sevdiği Neşe’sine kendisini sevdirmeye çalıştıkça komik durumlara düşüyor ve ne yaparsa yapsın, ne kadar çabalarsa çabalasın onu elinde tutamıyor. Film, ana hikayeye oldukça fazla odaklanmış olmasına ve bir iki yan hikayesi haricinde neredeyse elle tutulur bir yan hikaye barındırmamasına rağmen heyecan seviyesini sonuna kadar en yüksek noktada tutmayı başaramasa da tempo düştükçe attırdığı küçük kahkahalar ile seyircisini yakalamayı başarıyor.

Deli Aşk: “Tembel, Bencil, Düşüncesiz”

Büyük bir uğraş vererek Neşe’sini mutlu etmeye çalışan kahramanımız Ekrem’in ve bizlerin kalbini ilk kez Neşe’nin ağzından dökülen bu sözler kırıyor. Kalplerimizi kırdıktan sonra bu üç kelime ve onları yok etmek filmin temel amacı haline geliyor. Bu süreçte başrolümüz Ekrem’in peşine takılıp kahkaha dolu maceralara atılıyor, değişik karakterlerle tanışıyoruz. Romantik komedi türündeki film, hikayesini anlatırken oldukça karikatürleştiren bir dil kullanıyor. Başta Ekrem olmak üzere neredeyse bütün karakterlerin komedi yönleri abartılı ve fazla karikatürize edilmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Güldürmeyi hedeflerken yapılan çok abartılı hareketler ve değişik kamera hareketleri, komedi ve karikatür arasındaki çizgiyi kaçırabiliyor.

Sıradan bir Maraş dondurmacısı, büyük bir aşkın peşinde koşan küçük adam Ekrem, Emrah Kaman’ın canlandırma şekli ile Sivas’tan Adana’ya değişen memleket hissiyatına rağmen bizlere sürekli olarak Kardeş Payı’nı anımsatıyor. Öyle ki, bir noktada Emrah Kaman’ın yüzünde Ahmet Kural mizahına ait ifadelerin geçişini yakalıyoruz. Bu noktada filmin Kardeş Payı’na hakim olan mizah şeklini sevenler için oldukça ilgi çekici bulunabileceği söylenebilir. Ekrem karakteri film süresince öyle çok karikatürize ediliyor ki bir süre sonra karakter statüsünden çıkıp tip olma yönünde ilerlemeye başlıyor. Ana karakterimiz Ekrem haricinde başarılı performansları ile gözümüze sürekli takılan, yan roller olmalarına rağmen fazlasıyla dikkatimizi çeken bir ikili daha var, eski ağa, yeni dilenci kızı Melodi (Nilperi Şahinkaya) ve Fuat (Toygan Avanoğlu). Melodi’nin alıştığımız kadın karakterlerin aksine kontrolü elinde tutan tavırları ve Fuat ile aralarındaki dinamik, bu ikiliye yönelen dikkatleri artırarak onları yan roller olmaktan neredeyse çıkaracak bir hal alıyor ve bir süre sonra bu çifte de en az ana karakterlerimize güldüğümüz kadar gülmeye başlıyoruz. Hatta bazen ana karakterimiz Ekrem’in fazla abartı komik hareketlerinden sıkıldığımız anlarda da yardımımıza bu ikili koşuyor. Macera süresince tanıştığımız değişik karakterler kategorisi Dr. Şefik Ercan (Cem Yılmaz) ve Carol (Zafer Algöz)’ın katılımı ile daha da renkleniyor. Cem Yılmaz’ın kendi stand uplarında da her zaman yer verdiği kahkaha toplamayı garantilemiş klişe psikolog tiplemesine ek olarak Zafer Algöz’ün Carol’ı da kahkahaları toplamayı başarıyor. Hakan Altun ise filme hakim olan ve dinamiği destekleyen unsurlar arasında yer alan komik gerilim hissinin kaynağı olarak yan karakterler kategorisinde karşımıza çıkıyor. G.O.R.A. (2004) ve A.R.O.G (2008) filmlerinden gözlerimize tanıdık gelen Muhittin Korkmaz (Nazım Dayı) ve Can Yılmaz gibi isimlerin küçük roller ile ara sıra karşımıza çıkışının ise filmin seyirci için ilgi çekicilik seviyesini artıran unsurlarından bir tanesi.

Filmin komedi hissini desteklerken karikatür alanına düşmüş olabileceği olasılığını seyirciye düşündüren bir diğer unsur ise karakterlerin abartılı yapısına ek olarak abartılı kamera hareketleri. Filme dördüncü duvarı yıkma, çok yakın planlar, kameranın bir taksinin kapısı gibi kullanılması gibi değişik ve aykırı kamera hareketlerinin hakim olduğunu görüyoruz. Filmde akıllı telefon uygulamalarında görmeye alıştığımız yükleniyor işareti gibi yer yer karşımıza çıkan değişik dijital efektler ve popüler kültür ürünlerine yaptığı sık göndermeler gibi durumlar da filmin farklı yapısına örnek olarak gösterilebilir. Bu durum her ne kadar filme dinamik katıyor, yeri geldiğinde kahkahaları tetikliyor olsa da bu tip hareketlerin izleyici üzerindeki bir diğer etkisi olan dikkat dağınıklığı ve hikayeye karşı hissedilebilecek olan yorgunluğu da unutmamak lazım. Hikayenin sonundan başlayarak bizleri çıkardığı yolculuğunda romantik komedi türünün biraz daha kaba versiyonlarının bir örneği olan film, bu durumu çoğunlukla kontrol altında tutmayı başarıyor olsa da zaman zaman bu anlamda zorlandığı da oluyor. İyi denebilecek bir tempo ile başladığımız film ortalara doğru kaybetmeye başladığı ritmini yan roller ile yakalıyor, sonlara doğru ise tam tekrar yavaşlayacak iken senaryosunda yaptığı ters köşe ile seyircisini tatmin ediyor. Bu yavaşlamanın sebeplerinin arasında filme hakim olan yeni bir soluktan çok Kardeş Payı mizahının ve tavrının etkilerinin varlığı gösterilebilir. Filmin bu hareketi defalarca tekrarlıyor olması Kardeş Payı hayranlarının ve bu mizah anlayışına alışkın olanların kalbini kazanmayı garantilese de yeni potansiyel kitlesini sıkılmanın ve bağ kuramamanın eşiğine sürüklüyor. Buna rağmen film, güldürmeyi daha akıllı bir yoldan tercih ettiği için günümüz örneklerinin arasından sıyrılmayı başarıyor. Deli Aşk, karikatürleşmiş hareketlerinin fazla olması haricinde yeni bir bakış açısı içeren ve Kaman kardeşlerin değişik mizah anlayışının perspektifinden kaliteli yöntemlerle güldürmeyi hedefleyen bir film.

Şapşal, komik, bir o kadar da aşık... Adlarından son zamanlarda sıkça bahsettiren Emrah ve Murat Kaman kardeşler, Deli Aşk (2017) filmi ile güçlerini birleştirip arkalarına kendi filmleri haricinde ilk kez yapımcı koltuğuna oturan Cem Yılmaz’ı alarak karikatürize edilmiş bir Maraş dondurmacısının aşkının peşinde düşe kalka koşuşunu anlatıyor. Filmin yönetmenliğini Kaçma Birader (2016) filmi ile tanıdığımız Murat Kaman ve Murat Dündar, başrolünü ise Kardeş Payı’ndan tanıdığımız Emrah Kaman üstlenmiş. Başrolümüz Maraş dondurmacısı Ekrem (Emrah Kaman) ile filmin ilk sahnesinde elinde bir serum ve gaz lambası ile film setini andıran bir odada bir sağa bir sola koştururken tanışıyoruz. İlk sahnede tanıştırıldığımız hafif şapşal bir o kadar da sempatik başrolümüz, bizlere hareketleri ve tarzı ile Buz Devri filmlerinin başlangıç sahnelerinde meşe palamudunun peşinde koşarken sergilediği şapşal tavırlarıyla mutlaka yer verilen Sid karakterini anımsatıyor. İzleyenler bilir, Sid meşe palamudunu çok seviyor, ancak peşinden koştukça kendisinden daha da uzaklaşmasına sebep oluyor. Ekrem ile Neşe (Pelin Akil Altan)’nin aşkı da Sid ve meşe palamudu arasındaki ilişkiyi andırıyor. Ekrem Neşe’nin peşinde koştukça Neşe uzaklaşıyor, Ekrem çok sevdiği Neşe’sine kendisini sevdirmeye çalıştıkça komik durumlara düşüyor ve ne yaparsa yapsın, ne kadar çabalarsa çabalasın onu elinde tutamıyor. Film, ana hikayeye oldukça fazla odaklanmış olmasına ve bir iki yan hikayesi haricinde neredeyse elle tutulur bir yan hikaye barındırmamasına rağmen heyecan seviyesini sonuna kadar en yüksek noktada tutmayı başaramasa da tempo düştükçe attırdığı küçük kahkahalar ile seyircisini yakalamayı başarıyor. Deli Aşk: "Tembel, Bencil, Düşüncesiz" Büyük bir uğraş vererek Neşe’sini mutlu etmeye çalışan kahramanımız Ekrem’in ve bizlerin kalbini ilk kez Neşe’nin ağzından dökülen bu sözler kırıyor. Kalplerimizi kırdıktan sonra bu üç kelime ve onları yok etmek filmin temel amacı haline geliyor. Bu süreçte başrolümüz Ekrem’in peşine takılıp kahkaha dolu maceralara atılıyor, değişik karakterlerle tanışıyoruz. Romantik komedi türündeki film, hikayesini anlatırken oldukça karikatürleştiren bir dil kullanıyor. Başta Ekrem olmak üzere neredeyse bütün karakterlerin komedi yönleri abartılı ve fazla karikatürize edilmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Güldürmeyi hedeflerken yapılan çok abartılı hareketler ve değişik kamera hareketleri, komedi ve karikatür arasındaki çizgiyi kaçırabiliyor. Sıradan bir Maraş dondurmacısı, büyük bir aşkın peşinde koşan küçük adam Ekrem, Emrah Kaman’ın canlandırma şekli ile Sivas’tan Adana’ya değişen memleket hissiyatına rağmen bizlere sürekli olarak Kardeş Payı’nı anımsatıyor. Öyle ki, bir noktada Emrah Kaman’ın yüzünde Ahmet Kural mizahına ait ifadelerin geçişini yakalıyoruz. Bu noktada filmin Kardeş Payı’na hakim olan mizah şeklini sevenler için oldukça ilgi çekici bulunabileceği söylenebilir. Ekrem karakteri film süresince öyle çok karikatürize ediliyor ki bir süre sonra karakter statüsünden çıkıp tip olma yönünde ilerlemeye başlıyor. Ana karakterimiz Ekrem haricinde başarılı performansları ile gözümüze sürekli takılan, yan roller olmalarına rağmen fazlasıyla dikkatimizi çeken bir ikili daha var, eski ağa, yeni dilenci kızı Melodi (Nilperi Şahinkaya) ve Fuat (Toygan Avanoğlu). Melodi’nin alıştığımız kadın karakterlerin aksine kontrolü elinde tutan tavırları ve Fuat ile aralarındaki dinamik, bu ikiliye yönelen dikkatleri artırarak onları yan roller olmaktan neredeyse çıkaracak bir hal alıyor ve bir süre sonra bu çifte de en az ana karakterlerimize güldüğümüz kadar gülmeye başlıyoruz. Hatta bazen ana karakterimiz Ekrem’in fazla abartı komik hareketlerinden sıkıldığımız anlarda da yardımımıza bu ikili koşuyor. Macera süresince…

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

Deli Aşk (2017), hareketleri fazlaca karikatürleştirilmiş bir Maraş dondurmacısının aşkının peşinde yaşadığı maceraları Kaman kardeşlerin değişik mizah anlayışlarının perspektifinden anlatarak izleyiciyi farklı bir tavır ve kaliteli yöntemlerle güldürmeyi hedefliyor.

Kullanıcı Puanları: 3 ( 5 votes)
70
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi